Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


İNSAN DENİLEN "BU ZÂLIM"

Yazarımız Aziz Darıcı'nın "yeni" yazısı...


Varlığın kendisi özü itibariyle iyidir. Kendisinden beklenilen şey, bu iyiliğin tezahür etmesidir. İnsan ve Cin  dışında kendi temiz fıtrat çizgisini bozan (varlıklar kategorisinde) bildiğimiz kadarıyla başka varlık yoktur. İnsan kendi varlıksal çizgisini değiştiren, bozan, değişime uğratan nadide bir varlıktır. Kainatın hem özlü ifadesi hem de hakikatin özgün ifadesidir.

Lakin insanlık tarihi bu özlü ve özgün ifade tarzını, kendisinin niyet ve eylemleri yüzünden olumsuz manada değişime uğratmıştır. Öyle ki kendisinden tezahür eden kötülüğün sardığı benlik, yeryüzünün asli ve asil duruşunu bozmuştur. Zalimane tavırlar, keyfi yaklaşımlar, kibirli bakışlar, sorumsuz davranışlar, cahil bakış açısıyla insan; ilahi vahye muhatap oluşunun çok uzağına düşmektedir. Varlıksal alemdeki izzet ve şerefine halel getiren bu durum; vahyin uyarıcı mesajlarıyla sürekli tenkit edilmektedir. Ama gelinen nokta da insanın kendi varlıksal çizgisini iyiliğe ve hayra döndürdüğü pek söylenemez. Bilakis daha da değer yetimi yaşayarak hakikate yabancılaşmaktadır.

Bu yabancılaşma zamanın kötülüğün bir ürünü değildir. Bizzat insanın kendi niyet ve eylemlerinin sonucudur. Sadece zamansal ve mekansal durumlar, insanın mazeret üretme aracına dönüşmektedir. Vahyin bilgisini kulak ardı etmek, hakikatin kendisine sırt çevirmek, hakikate olan uzaklığını başka insanların niyet ve eylemleri üzerinden açıklamak, iktidar ve güç alanlarının olumsuz faturasını hakikate veya İslami kesime sürekli kesmek; bizatihi kendisinin de sorumlu olduğu yaratılış gayesini değiştirmemektedir. İnsanlığın bunca kötülüğe bulaştığı bu dönemde suçluyu dışarıda aramak, kendi nefsinden ve aklından çıkabilecek kötülüklerinin farkına varamamaktır. Zanneder ki başkalarından kötülük fışkırırken, dünyanın ve insanlığın bu halde olmasının sebebini ötekisinde-berikisinde ararken; kendisinden sürekli "hikmetvari" eylemler peydah olmaktadır.

Öyle ki; nefsini ve aklını ilah edinenleri, güç ve iktidar alanlarına köle olanları, zalimlerin karşısında dut yemiş bülbüle dönenleri, kapitalist-metaryalist-dünyevist-sosyalist-egoist gibi her türlü sahte ideolojileri dinlerinden daha çok kıymet verenleri, kötülüğün kitabını yazarak geçmişe rahmet okutanları, yerel ve bireysel olan ahlaksızlığı evrensel pazara çıkaranları, sahte tanrılar üreterek tanrı enflasyonunu tavan yapanları, kendi aklını başkalarının cebine havale edenleri, modern çağın etkisinde kalarak dinlerini alaya alanları, dinlerini menfaatleri uğruna satanları, hakikati tarihi bakış açılarına gömenleri, hakikati masal ve hikaye diyarlarına dönüştürenleri, hakikati bildiği halde onu görmezden gelerek kendine yeni dinler peydah edenleri, Allah'ı devre dışı bırakarak kendi kaide ve kurallarını ayet bilenleri, dinlerini konjonktürel gerçeklere feda edenleri, dinlerini yerel-milli-hizipsel sınırlara hapsedenleri, Allah'ın hayata müdahalesini çok saçma bulanları, iyiliği ve kötülüğü kendi akılarınca hakikatten bağımsız değerlendirenleri... Kısacası kendi hakikatine bu kadar çok haksızlık edenler, kendi değerini sürekli düşürenler, dünyayı kaosa sürükleyenler, yerel dille söyleyecek olsak; işte "Bu zalım" denen insanın bizatihi kendisidir. Bu fotoğrafta payımız yoktur diyenler, peygamberin masumiyet sıfatına büründüklerini ima etmektedirler. Onlara söyleyecek sözümüz yoktur!

Oysa insanın tüm bu yaptıklarına, haksız iddialarına, zanni bilgisine Rabbimiz bakacak olsaydı; "Neredeyse bundan dolayı, gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti."(1) ayetindeki mesaj gerçekleşmiş olacaktı. Fakat hala bu ayetteki mesaj gerçekleşmiyorsa yine Allah'ın bize olan rahmetinin sonucudur. Allah bizim tercihlerimize, durumumuza, gidişatımıza, sarf ettiğimiz sözlere, yapmış olduğumuz kötülüklere, nefsin ve aklın irfansız-hikmetsiz yolculuğuna bakmış olsaydı; defterimiz çoktan dürülmüştü. Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, rahmet pınarları insanlığın üzerine akmaya devam ediyorsa; kimsesizlerin, yoksulların, mazlumların, iyilerin dudaklarından süzülen o samimi duanın kabulü sayesindedir. Ve de hala umuda, özgülüğe, adalete, hakikate sevdalı yürek atışlarının bir kadrinin ve bir kıymetinin olduğunun ifadesidir.

Rahmet ayındayız. Kendi fıtratımıza dönme ayındayız. Herkesin bu rahmetten nasiplenmesi duasıyla...Vesselam.

 

 1- Meryem Suresi 90. Ayeti



YAZARLAR