Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ömer Naci YILMAZ


İNSAN DEĞİLSİNİZ!

Ömer Naci Yılmaz 'ın yeni yazısı;


 

Milli Eğitim’den ziyade “Milli Öğütüm” zihniyetinin egemen olduğu yıllarda aziz milletimizin evlatlarının zihinleri “Edebiyat Akımları” adı altında Batılıların ortaya attıkları düşüncelerle iğdiş edilmiştir. Hümanizm’i insancılık olarak öğrettiler. Rönesans’ı özgür düşünce diye yutturdular. Klasizm’i akla ve sağduyuya değer vermek, insanların iç dünyasına saygı göstermek olarak anlattılar. Romantizm’i duygu ve hayalleri öncelemek olarak tarif ettiler. Realizm’i toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtmak olarak öne çıkarttılar. Natüralizm’de toplum büyük bir laboratuvar, insan ise deney konusu olarak görülmüştür.

Bu akımlar öylesine kutsandı ki şiirimiz, tiyatromuz, resim sanatımız, müziklerimiz bunların etkisinden bir türlü kurtulamadı. Halk müziğimiz yasaklandı, düşmanlarımızın her türlü müziği benimsendi. Yönetmen Sinan Çetin’in “Mutlu Ol Bu Bir Emirdir” adlı kısa filmine bakarsanız ne demek istediğimizi çok daha iyi anlarsınız. Ancak bu yaşananları bir yol kazası olarak gördük ve geçti…

Çağdaş uygarlık hikâyeleriyle büyüdük. Anadolu topraklarında bin yıldır yoğurduğumuz medeniyetimize ait bütün değerleri hakir gördük (!). Bizden bir şey olmaz anlayışı zihinlerimize mıh gibi çakıldı. İlerlemeyi Batılı gibi olmak olarak algılayan zihniyet “Eller Aya Biz Yaya” diyerek milletini küçümsemekten vaz geçmedi. Bugün ise Ay’a uydu gönderenlere küfür eder oldular.

Bu yazının konusu bizim insanımız değildir. Din algılarımızın farklılığı insan olmamızın ötesinde değildir. Siyasal düşünce farklılıklarımız insanlığımızın üstünde değildir. Merhamet gibi bir yüce değerle bizi, gönüllerimizi kodlayan Rabbimiz, kullarına karşı merhametli olmamızı murad etmektedir. Bunun için biz mazlum ve mağdurun dinine, diline, ırkına, soyuna sopuna bakmayız. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Anadolu topraklarında Selçuklular da, Osmanlılar da böyle yapmıştır. Her iki devletimizin bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz atalarından nasıl gördüyse öyle davranmaya devam etmiştir. İspanya’da Hıristiyanların katlettiği Yahudileri Osmanlı Devleti kurtarmıştır. Güney topraklarımıza sığınan Süryaniler, devletimizin merhametinden mahrum bırakılmamıştır. Bütün bunlar insan olmanın gerekleriydi ve yapılmalıydı. Devletimiz, şefkat ve merhamet elini insandan ve insanlıktan asla geri çekmemiştir.

Peki, Edebiyat akımlarıyla bize rol kesenlerin, insana ve insanlığa dair olumlu örnekliklerini görmeyecek miyiz? Batı’nın sömüren ve kemiren ellerinden ve dişlerinden başka bir şey gördük mü? Bizim gönül coğrafyalarımızın nedir bunca çektiği çile? Orta Doğu’muzu bizden kopartanlar şimdilerde zil takıp oynarken, onların ateşini harlayan ahmaklar nerede? Bizi arkamızdan vurdunuz, İngiliz’in piyonu oldunuz. Kızdık, darıldık, gücümüze gitti. Ama hiçbir zaman oh olsun, hak etmiştiniz demedik, diyemedik. Aldığımız Rabbani terbiye bunu gerektiriyordu.

Peki, siz ne yaptınız? Sözüm ona Medeni Avrupa’nın ortasında, Saraybosna’da insanlık katledilirken siz seyrediyordunuz. Karabağ’da insanlar ve insanlık katledilirken siz yine seyrediyordunuz. Irak’ta, Mısır’da, Libya’da, Suriye’de, Arakan’da, Myanmar’da, Doğu Türkistan’da, Kudüs’te, Gazze’de ve gönül coğrafyamızın her bir köşesinde insanlar ve insanlık medeni dünyanın (!) gözü önünde katledilirken siz yine seyrettiniz? Hem de kimler gibi seyrettiniz biliyor muzsunuz? Buruç suresinde anlatıldığı üzere Ashab-ı Uhdut’u sırf Allah’a inandıkları için ateş çukurlarında yakıp seyreden zalimler gibi seyrettiniz. Nasıl ki o zalimler, cehennemin halkı olduysalar, zulmü seyredenler de, onlarla işbirliği içinde olan ahmaklar da aynen onlar gibi cehennemin halkı olacaklardır.

Bize insanlık dersi verenler, vermeye kalkanlar, siz önce bir insan olun, ondan sonra görüşelim. İnsan olma erdemini göstermeyenlerin bize insanlıktan, haktan, hukuktan, adaletten, barıştan, özgürlükten dem vurması mümkün değildir.

Devletimizi yıkıp ocağımızı söndürüp, aziz ümmet ailemizi paramparça ettiniz, etmekle de kalmadınız birbirine düşman ettiniz. Küllerimizden dumanlar tütmektedir. Hiç hoşunuza gitmiyor ve gitmeyecek; lakin Anadolu’nun buram buram özgürlük kokan muştusu Ayasofya’nın minarelerinden gönül coğrafyamıza doğru ılgıt ılgıt esmektedir. Rüzgârımızı durduramayacaksınız. Dünyanın dört bir yanındaki insanların, sadece Müslümanların değil, tüm mazlumların duası bu aziz millet ile birliktedir. Mazlum ve mağdur birlikteliği sizin kininizi artıracak ve o kinle boğulacaksınız. Üstad Sezai Karakoç “Tarihte her hareket, hep bir kişinin ayağa kalmasıyla başlar.” demiştir. Biz buna mübarek Anadolu topraklarında şahit olduk, hamdolsun. Şimdilerde ise Gazze, Kudüs ve Mescid-i Aksa bir ümmeti ayağa kaldırıyor, diriltiyor. Siz de buna tanık olacaksınız.

İnsanlığa zulmedenler, zulmü seyredenler, yapacak bir şeyleri olduğu halde elinden geleni yapmayanlar ve size payanda olan bizim mahallenin ahmakları siz hakikaten insan değilsiniz ve asla olamayacaksınız. İnsan olmadıktan sonra ne olursanız olun. Ama size mutlaka bir isim koyulacaktır. Geçmişte merhum Cemil Meriç sizin “Olimpos Dağının Çocukları” olduğunuzu söylemişti. Şimdilerde ise sizin adınızın ne olduğunu aziz milletimize tarihe not olarak düşecektir.

 

 



YAZARLAR