Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nezir ERGENÇ


İnsan Hayvanla mı Yoksa Tanrıyla mı Kıyaslanmalı?

Malum bu yaklaşıma göre varlık; Maden, bitki ve hayvan olmak üzere üçe ayrılır. İnsan bu ayırımda ?hayvanlar? sınıfında yer alır ve hayvan-ı natıka/ düşünen, sosyal, politik, isyan eden ve sair olarak tesmiye edilir.


Son dönemlerde ?insan?la ilgili ne kadar kitap, makale, yazı okuduysam hemen hepsinde ana temanın Aristo´dan mülhem, ´insan´ın hayvanların bir nev´i olarak tanımlandığı maddeci/tanrısız ve yaratımsız Batı insan tasavvuru olduğunu gördüm. Malum bu yaklaşıma göre varlık; Maden, bitki ve hayvan olmak üzere üçe ayrılır. İnsan bu ayırımda ?hayvanlar? sınıfında yer alır ve hayvan-ı natıka/ düşünen, sosyal, politik, isyan eden ve sair olarak tesmiye edilir. Bu muhayyile insanı tanımlarken doğal olarak onun hayvanlarla olan ortak özelliklerini ve sonrasında da onu hayvanlardan ayıran özelliklerini öne çıkarır. Böylece insan, benzerlikleriyle hayvan, farklılıklarıyla da ?insan? olmuş oluyor. Benzerlik ve farklılıklar ise daha çok maymun, karınca, arı gibi insani benzerlikleri olan hayvanlar üzerinden serdedilir. Ancak burada bir tuhaflık ve mantık hatası var; batı muhayyilesi insanın hayvandan farklılıklarını ortaya koyarken bilerek veya bilmeyerek insanın üstünlüğüne de işaret eder; hayvan düşünmez, hayvan kültür oluşturmaz, hayvan alet yapmaz veya geliştirmez, hayvan düşlerinin peşine düşmez ve onları gerçekleştirmeye kalkışmaz gibi. Burada yanlış olan mantık şu: Üstün olan bir varlık/ insan, bir alt birimini oluşturduğu ve fakat kendinden aşağı olan bir varlıkla/hayvanla kıyaslanıyor. Hâlbuki mantıklı ve doğru olanın, insanın kedinden daha aşağı olanla değil, kendinden daha üstün olanla kıyaslanmasıdır.

Peki, insandan daha üstün olan nedir veya kimdir?


Meleklerin ve cinlerin de insandan daha üstün olmadıklarını Kur´an´dan öğreniyoruz. O zaman bir tek seçenek kalıyor; Tanrı.


İslami dünya görüşü var/lıkları üç sınıf olarak değil; madenler, bitkiler, hayvanlar, cinler, melekler ve Allah belirler. Bu aynı zamanda ?yaratma? tezini de beraberinde getirir; insan hayvandan türeme/ evrilme değil, bizzat kendine has özellikleriyle ayrı bir tür olarak yaratılmıştır. Bitki ve hayvanlarla olan benzerlikleri onu, onlardan bir tür/ evrilme konumuna sokmaz. Aksine bitkilerin ve hayvanların insana benzer özelliklerinin olduğundan bahsedilebilir; zira üstün olan insandır.
Bu mülahazalarla ben, insanın hayvanla kıyaslanarak tanıtımının bir etkilenme veya yönlendirilme olduğu kuşkusunu taşıyorum. İnsanın neliği ya da kimliği ancak Tanrı´nın kim´liğiyle kıyaslanabilir diye düşünüyorum. Haddi zatında insanlık tarihi boyunca insanlar herhangi bir hayvan, mesela maymun veya deve olmak için değil; aksine Tanrı olmak için didinip durmuşlar. Kur´an´ın da sürekli insanı uyardığı nokta burasıdır: Sakın ha! Tanrılaşmayın, kendinizi ilahlaştırmayın, bir birinizi ilah, Rab edinmeyin!
İnsanın tanrılaşmaya, Rableşmeye çalışması elbette bir insanın yapabileceği en çirkin eylemdir ve en büyük zulümdür. Ancak, insanın yapması gereken, Tanrıya benzemeye çalışmasıdır. İhvan-ı Safa´nın da savunduğu bu tez, Allah´ın insanın fıtratını kendi fıtratı üzere yaratmasından/ Rum suresi 30. Ayet/ mülhemdir. ?Allah´ın ahlakıyla ahlaklanmak? olarak da ifade edilen bu anlayış, ilahi esmanın insan yaşamında amel/ eylem olarak tecessüm etmesidir. Allah için mutlak, sınırsız ve sonsuz olan esma, insanda gücünce ve kudretince tecessüm ettiğinde onu Allah´a yaklaştırır, yüceltir. Mesela bilmesi/ el Âlim, merhamet etmesi/ el Rahman, el Rahim, bağışlaması/ el Ğafur, affetmesi/el Âfuv, güzel görmesi, güzel bakması, güzel yapması/ el Cemil isimlerine karşılık gelir.
Onun içindir ki insanın yüzü yere doğru değil; göğe, yukarıya, yükseğe doğrudur?

 



YAZARLAR