Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Halil ÇİFTÇİ


İnce ince Siyaset Adım adım Hezimet

Yaarımız Halil Çiftçi'in "yeni" yazısı...


Türkiye ekonomik ve dış politik baskılar ile karşı karşıya kaldığı son üç senede siyasette türlü türlü hileler ve manevralara şahit olmaktadır. Bunlar içerisinde en son şahit olduğumuz senaryo yerel ve mahalli seçimlerde meydana geldi. Birçok büyükşehri kaybederek yeni bir senaryo yazmak isteyen iktidar, bu ağır hezimet karşısında ne yapacağını şaşırarak İstanbul’da seçimlerin tekrar edilmesi kararı aldı. Demokratik olmayan bu karar ile büyük bir oy farkı ile tekrar seçimi kaybetmiş oldu. Yerel seçimlerde Ak Parti eliyle  rakip partilere altın tepside sunulan birçok belediye parti içindeki koordinasyon ve ortak aklın bir şekilde kaybolduğunu ayyuka çıkarmıştır. AK Parti'nin kurucu lideri Erdoğan’ın geçmişte yaşadığı haksızlıkların benzerini Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul seçimlerinde yaşadığını hep birlikte şahit olduk. Esasında büyük bir projenin figüranı olan İmamoğlu’nun mağduru oynayarak Sol’un hileli siyasetine oyuncu olmuştu. Sonuçta iktidar bu hileyi iyi bir şekilde analiz edemeden  kara propaganda ve ötekileştirici bir üslup takınarak İstanbul’u kaybetti.

Esasında tüm bunların arka planında seçim süreçlerinde ortaya koyulan ciddi bir siyasi mühendislik çalışması olduğunu görmekteyiz. Türkiye’de kurucu irade ve siyasi oluşum olarak her daim kendini öne çıkartan CHP, yılların getirmiş olduğu politik tecrübeyle siyasi mühendislik çalışmalarını hayata geçirmekte epey maharetli olmuştur. Bazı dönemlerde rakip olduğu partiden milletvekili ödünç almış, bazı zamanlarda ise kendi partisinden milletvekilini başka partilere transfer etmiştir.Tüm bunların arka planında ise CHP’nin bürokrasi ve devlet hiyerarşisinde alternatif üretebilme ve yasaların oluşturduğu boşlukları iyi değerlendirebilecek bir siyasi hafızası bulunmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Nede olsa tek parti rejiminin vasileri durumundalar…

Cumhuriyet tarihinde ilk defa sağ görüşün hakim olduğu bir parti  uzun süre tek başına iktidar gücünü koruyabilmiş. Bunun sonucu olarak kamu hizmetlerinde süreklilik sağlanarak istikrara korunmuş oldu. Zamanla bu çalışmalar AK Parti'nin Türkiye’yi karanlık yıllardan çıkartma çabası ile halk nazarında büyük bir teveccüh ile karşılanmıştır. Bu süreç içerisinde şahısların partiye verdiği zararlar, dış politikadaki hamasi çıkışlar, egemen güçlere parmak sallamanın sonucu Türkiye içerde ve dışarda adeta ablukaya alındı ve nihayetinde ekonomik çöküş başlamış oldu. Yurtdışındaki yabancı ülkelerin lobi faaliyetleri, silah şirketlerinin devlet üzerindeki baskıları sonucu Türkiye için adım adım hezimetin kapısını aralanır hale geldi. Tabii ki bunun faturası hiç şüphesiz AK Parti’ye kesildi. Zamanla halkın nazarında yegane parti olmaktan çıkarak kötünün iyisi konumuna erişti.  Bu süreçleri iyi analiz eden sol jenerasyon her türlü fırsattan istifade etmeyi bilerek adımlarını ve politikalarını geliştirdi. Bunun en bariz örneği MHP kurultayı sürecinde mahkeme kararı çıkartılarak Meral Akşener’in adaylığının engellenmesi olayında gördük. Akşener’in MHP’de söz sahibi olma girişimi sonuçsuz kalınca İYİ Parti'yi kurarak harekete geçmişti. CHP mecliste sağın bu bölünmüşlüğünü fırsata çevirerek kurultaylarını tamamlamamış ve erken seçim kararı ile zor duruma düşen   İYİ Parti’yi seçime girdirme çabasına girmiş. Nihayetinde CHP İYİ Parti'ye üç aylık bir süreç kala kendi milletvekillerini transfer ederek Millet ittifakının kurulması için zemin hazırlamıştı. CHP bu tip hileli süreçlerle kendi iktidar yolunu biraz daha genişleterek sağın yeknesaklığını bir şekilde egale etmeye çalıştı. Solun bu manevraları son seçimlerde karşılık buldu. Özellikle İİY Parti’nin MHP ile başa baş gittiği seçim bölgelerinde CHP bir adım öne çıkarak milletvekillerini ve belediyeleri kapmış oldu. Şuan sağın yani; MHP ve AK Parti’nin sağladığı çoğunluk önümüzdeki seçimlerde biraz daha gerileyerek iktidar olabilme kudretini sağlamayacaktır. Bu durumu bilen bazı siyasi çevreler solu bir şekilde parçalayarak ve ikiye bölünmüş bir düzen oluşturma fikrine ve hülyasına kapılmasına önayak oldu. Yakın zamanda cumhurbaşkanlığı köşküne çağrılan Muharrem İnce’nin hangi sıfat ve yetki ile cumhurbaşkanı ile görüştüğü CHP tarafından tenkit edilmişti. CHP’nin küskünler kulübünde varlık göstermeye çalışan İnce’nin CHP içinde varlık gösteremeyeceği ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun azılı rakibi olduğu gerçeğinden hareket eden sağ siyasi hareketler Muharrem ince’yi Sol’un parçalanması için bir figüran olarak kullanmaya karar verdiğini söyleyebiliriz.

Muharrem İnce’nin ince bir siyasetin figüranı olması  gerçeği aslında tükenmişliğin ve çaresizliğin alternatif kurtuluş yolu olarak görülmektedir. Ülkenin büyük bir kesiminde yaşanan ekonomik ve siyasi çıkmazların çözümü için değil de sadece tek başına iktidar olabilme adına işletilen bir süreç olduğunu iyi görmemiz gerekmektedir. Bu tip bir alternatif süreç işletmek sağın kan kaybetmesini adım adım zemin hazırlayacaktır. Bizans oyunları ile tanıdığımız sol’un siyasi geçmişine ilk defa sağ bir hareketin alet olması fecaat bir durumdur .Öyle ki sol hareketler bu tür oyunlarla iktidarı belli bir süre ele geçirmiş fakat uzun süre elde tutamadan siyasetin karanlık sayfalarına konu olmuştur. Tek çare’nin Muharrem İnce’nin Sivas’tan başlattığı Anadolu hareketine umut bağlayanlar Türkiye’deki ekonomik yangını görmezden gelerek sadece kendi sonlarını biraz daha erkene çekmiş olur. Hiç şüphesiz Anadolu feraseti cesur, dürüst ve onurlu bir siyasetin parçası olan siyasi hareketleri iktidara taşıyabilmiştir. Bu tür ince siyasi hesaplar elinde sonunda Anadolu insanın tokadı ile karşılaşarak tarumar olacaktır.



YAZARLAR