Halil ÇİFTÇİ


İktisadi Hayatı Canlandırma Politikası Olarak Zamlar

Halil ÇİFTÇİ'nin İktisadi Hayatı Canlandırma Politikası Olarak Zamlar Başlıklı yazısı


Yıllarca “Yeni Türkiye” kavramı ile meydanlarda insan merkezli bir devlet oluşumu tahayyül eden siyasi erk bugünlerde bu durumdan uzak politikalara geliştirir oldu. Tersine dönen insan merkezli anlayıştan kastımızın ülkede yaşayan insanların bir sömürü aracına dönüşmesinden ileri gelmektedir. Bu sömürü, art arda gelen zam haberleri ile biraz daha vahim bir hal alıyor. Ülke gündemi yıl içinde toplamda %60’ları bulan zamların etkilerini tartışmakla meşgul durumda, zamlar çarşıda, pazarda, evde ana meselelerden biri olmuş vaziyette. Hükümet yeni ekonomik reform programları açıklarken gelen zam haberi insanları “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” demekten alıkoyamadı. Devlet içinde artan israf kalemlerinin faturası vatandaşın sırtına bindirilerek karşılanmaya çalışılıyor.

Birkaç gün evvel Sayıştay raporlarına yansıyan devlet harcamaları israfın boyutunu sergiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi “Millet iradesiyle ters düştükçe kaybetmeye mahkûmsunuz” ifadesinden hareketle yapılan zamlarla beraber birileri bu mahkûmiyetin acı sonuçlarını ilerleyen zamanlarda tadacağa benziyor. Gereksiz kamu yatırımları, saray harcamaları, Suriye’nin kuzeyindeki askeri faaliyetler devlete büyük bir yük getirmiş durumda. Bunun dışında garanti geçiş ücreti adı altına işletilen otoban ve köprülerin meydana getirdiği borçlar zamlar ile engellenmeye çalışılıyor. Son yıllardaki üretim odaklı olmayan yatırımların müspet bir geri dönüşü de pek mümkün olmaması hasebiyle ekonomi çarkının dengeli bir şekilde seyretmesi imkânsız hale gelmektedir.

Hükümetin şişirme ekonomik veriler ile öngördüğü 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına dair beklentilerde en son zamla beraber realitesini yitirmiş görünüyor. Damadın ekonomi dümenindeki hamleleri ve birkaç PowerPoint sunumu Türkiye’yi ayağa kaldıramayacağı gerçeği uzmanlar tarafında çeşitli platformlarda dile getirilmektedir. Bürokratik oligarşinin hantallaşan yapısı ve çeşitli alanlarda yapılan gelir getirici olmayan yatırımlar Türkiye ekonomisini bataklığa sürüklemektedir.

Halkın bir kısmı yaklaşan kış aylarında evlerini ısıtacak doğalgazın faturasını düşünmekten kendilerini alamıyor. Elektrik, doğalgaz, benzin zamları sonucu insanlar alternatif enerji kaynaklarına yönelmeye başladı. Orta ve dar gelirli aile grupları için artık doğalgaz bir lüks haline geldi. Önümüzdeki günlerde kömürden zehirlenen insanları ya da donarak hayatını kaybeden vatandaş manzarasını sık bir şekilde göreceğiz. Tabi bunun yanında hırsızlık vakalarında yaşanacak artışı hiç düşünemiyorum. Anlayacağınız bu kış çetin geçecek.

Beton yığını haline getirdiğimiz kentlerde üretim ve ARGE’ye dayalı her hangi bir marka değeri taşıyan teknolojik ihraç ürününün bulunmaması, ekonomi çarkının temel dişlisini işlevsiz hale getirmekte. Bu gerçek devlete gelir getirici kalemleri ve piyasadaki sıcak para akışını engellemektedir. Bundan dolayıdır ki tek kurtuluş reçetesi olarak zamlar peşi sıra açıklanmaktadır. Böyle bir anlayış vatandaşı enflasyonun altında ezilen bir konuma getirmektedir. Şu an da ekonomik resesyon içinde olduğumuz gerçeğinden hareketle hükümetin yeni bir eylem planlaması hazırlaması gerekmekte. Bu plan öngörülebilir ve şeffaf olmalı, aksi takdirde ekonomik güven indeksinde yaşanacak psikolojik baskı ile var olan finansal kazanımlarda ters düz olabilir.

İnsanlar artık iktisadi hayatın içinde meydana gelen negatif manzaraları dış mihraklı oluşumlara (ABD, AB, Faiz lobisi…) mal edilme senaryosuna kulaklarını tıkamış durumda. Vatandaş bürokratik oligarşi ve siyasilerin rant mücadelesinde ortaya çıkardığı ekonomik sonuçların faturasını kendine kesilmesini istemiyor. Kamu harcamalarında belli çevrelerin her hangi bir kısıntıya gitmeyerek vatandaştan israfın engellenmesini talep etmesi halkı çileden çıkarmış durumda. Uçaklara yedi sülalesini doldurarak yurtdışı devlet gezilerine katılanlar, ejder meyveli smoothie içenler ve “itibardan tasarruf olmaz” anlayışından hareketle gerçekleştirilen lüks menkul mal alımları gücü elinde tutan siyasiler açısından ekonomik çıkmazların kendileri açısından teğet geçtiğinin bir göstergesi olsa gerek. Onlar yine sefasını sürecekleri jakuzili villalarda gününü gün edecek, vatandaş ise ellerini nefesi ile ısıtmaya, karnını çöplerden doyurmaya devam edecek. Ah hemşerim vah hemşerim…



YAZARLAR