Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nezir ERGENÇ


İKİ GÜNÜ MÜSAVİ OLAN ZİYANDADIR

Nezir Ergenç'in yeni yazısı;


 

 Hz. Ali’ye dayandırılan bir hadiste şöyle buyrulur: İki günü müsavi olan ziyandadır; bugünü dününden kötü olan lanetlenmiştir”

Ekber kardeşimin ziyaretinde bu konuyu konuştuk. Müslüman kişi iki günü eşit olmayandır. Başka bir ifadeyle yarını bugününe oranla “daha” ilerde, kazançta olmalıdır; daima artı ekleyerek devam etmelidir.

Günü “an” olarak anladığımızda ise ifade şöyle olur: Anı anına denk olan “anı” kaybetmiştir. O anda zarar etmektedir.

Kimi zaman: Nasılsın? Diye sorduğumuzda sıklıkla: Hamd olsun zararı yok, cevabıyla karşılaşırız. Halbuki “zararın” olmaması “kâr” olduğu anlamına gelmez; aslında ise kâr yoksa bizzatihi zarar vardır, demektir. O halde içinde bulunulan andan bir başka ana geçerken adımımız artıya yani kazanca atılmalıdır ki ikinci anda zarardan kurtulmuş olalım.

İnsanın terakkisi yatay değil dikeydir; yani yukarıya/ Allah’a doğrudur. Bu sebeple her an değişiminde ayağımızın altına bir yükselti koymak zorundayız ki ref edebilelim, Allah’a yakınlaşabilelim. Aksi takdirde yerinde aynı kalmak dahil aşağıya doğru yani uzaklaşmaya yöneliş gerçekleşmiş olur.

Her gün bin adım yürüyen bir adam asıl itibariyle kendisine bir katkıda bulunmuş olmaz; ancak dünkü bin adıma bir veya daha fazlası eklendiğinde “yeni bir iş” yapmış olur ki kâr budur. Dün okunan kelimlere bir artı kelime, dünkü cümlelere bir artı cümle, dünkü hayırlı bir işe bugün bir artı iş, dün söylediğine bugün bir artı, dünkü ibadetlerine de bir artı… koyarak ancak terakki ve tekerrübü/ yakınlaşmayı sağlamış oluruz.

Aynı mesafede yürümenin, aynı kelime veya cümleleri tekrarlamanın, aynı işte aynı seviyede kalmanın hasılı “aynı” durmanın karşılığı olmak üzere lanet ağır bir kelime olsa da ahmaklığı, tembelliği, embesilliği, katma değeri olmamayı hak etmiş olur kişi.

Müslümanın yaşamı bu sebeple an be an terakki halinde Allah’a yakınlaşmaya odaklanmalı. Bilmeliyiz ki hiçbir iş ve oluş Allah’tan arî olamaz; yüzümüz, yönümüz, gayemiz ve çabamız hep O’na müteveccihtir. Kaldı ki bu istikamet ancak ve ancak her anı bir artı ile terakki ettirirsek salih bir anlam kazanabiliriz. 

O halde her Müslüman için anın vacibi içinde bulunduğu anı en iyi, bir sonraki anı ise daha en iyi bir derecede tamamlama idrakî ve gayreti olmalıdır.

YAZARLAR