Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mustafa GÜL


Hz. İsa Gelecek mi?

Eğitimci yazar Mustafa Gül'ün Özgün İrade Dergisi dergisi 2020 Nisan-Mayıs (192-193.) saysında ve aynı zamanda ozgunirade.com'da yayımlanan yazısı...


Konu başlığını görünce, tüm dünyanın koronayla yatıp kalktığı şu günlerde “ne alaka, sağlık konusunda söyleyeceklerin varsa konuş, yoksa sus, bıktık artık dini konuları dinlemekten” dediğinizi duyar gibiyim. Fakat itirazınız haklı değil.

Birincisi bu konu dinle alakalı değil.

İkincisi koronayla, Hz. İsa’nın yeniden geleceği iddiası, bir yönüyle benzerlik taşıyor. Korona virüsü bir gerçek olarak ortada dolaşıyor ve binlerce can almaya devam ediyor. İnsanlık, var gücüyle onunla mücadele ederken, insanlıktan nasibini almamış çıkarcılar fırsatçılık yapıyor, elindeki malı on kat, yirmi kat artırıyor. Gözü dönmüş daha büyük oyuncular ise, rakiplerini yok etmenin planlarını kuruyor.

Korona gerçek. Hz. İsa’nın geleceği yalan. Dünyaya yön verenler, bilhassa Evanjelist Hristiyanlar, bu yalanı/hayali inancı kullanarak, savaşlar çıkarıp silah fabrikalarını boşaltıp, kasalarını dolduruyor.

Sadece bu gün değil, eski çağlardan beri her toplumda bir kurtarıcının geleceğine inanılmış. En yakınlara bir bakalım.

Yahudiler, kurtarıcı anlamına gelen Mesih’in, kıyamete yakın geleceğine inanır. Mesih gelmeden önce, ahlaksızlığın, savaşların, pahalılık ve hastalıkların artacağı; Ülkenin çöle döneceği, Kudüs’ün harap olup, yabani eşeklerin gezinti yeri olacağı; Babillilerin İsrail topraklarına ayak basacağı; Fars atlarının İsrail mezarlarını çiğneyeceği anlatılır. Güneş de kararıp şartlar iyice oluştuğunda Mesih gelecek, Kudüs’ü düşmanlardan temizleyecek, Süleyman Mabedini yeniden ihya edecek, Yahudileri huzura kavuşturacaktır.

Hristiyanlar, Mesih yani kurtarıcı olarak Hz. İsa’yı kabul eder. Yeniden dünyaya döneceğine inanılan Hz. İsa ile Yahudilerin kıyamete yakın geleceğine inandıkları Mesih arasında büyük benzerlikler görülür.

Hristiyanlıktaki İsa-Mesih inancı, iman esaslarının başında gelir. En az Yahudilikteki Mesih inancı kadar önemlidir.

Aralarında bazı çelişkiler olsa da İncillerde özet olarak şöyle anlatılır: Yasak ağacın meyvesini yedikleri için Adem ve Havva günahkârdır. Adem’in soyundan gelen bütün insanlık da suçludur. Her doğan çocuk günahkâr olarak doğar. Hz. İsa, bütün insanlığın günahlarına kefaret olarak çarmıha gerilmiş, ölünce mezara konulmuş, üç gün sonra dirilip bedeniyle birlikte gökyüzüne çıkıp Tanrının sağındaki koltuğa oturup dünyayı birlikte yönetmeye başlamıştır. Kıyamete yakın da yeniden inecektir.

İkinci gelişten önce milletler birbirine girecek, taş üstünde taş kalmayacak. Sahte Mesihler çıkacak. Büyük depremler olacak, hastalıklar artacak, kıtlık baş gösterecek. Zulüm artacak. Yakın akrabalar arasında bile haksızlıklar çoğalacak. Bu sıkıntılar yaşanırken güneş kararacak, ayın ışığı sönecek, yıldızlar gökten düşecek . İşte o zaman Hz İsa’nın, göğün bulutları üzerinde kudretle ve izzetle geldiği görülecek. İsa-Mesih, bu ikinci gelişte Hristiyanları kurtaracak.

Hristiyanların bir kısmı, İsa-Mesih’in dönüşünün iyice yaklaştığını kabul ediyor. Nitekim, 1981 yılında ABD başkanı Ronald Reagan şöyle demişti:

“Dünya tarihinde ilk kez Armegedon Savaşının başlaması ve Mesih’in ikinci gelişi için her şey yerinde. Eski Ahit’teki antik peygamberlere ve Armegedon işaretlerine dönüp baktığımızda, savaşın gerçekleştiğini görecek kuşağın biz olup olmadığımızı merak etmekten kendimi alamıyorum.”

Bilhassa Evanjelistler, İsa-Mesih’in gelişini hızlandırmak için, rivayetlerde anlatılan dönüş öncesi ortamı hazırlamaya çalışıyor. “Tanrıyı kıyamete hazırlamak” adı altında bölgemizi kan gölüne çeviriyorlar.

Yazının bu bölümünde, yine itirazlarınızı duyar gibiyim “Bütün bu anlatılanlardan bize ne? Biz biliyor ve inanıyoruz ki Hatem-ül Enbiya yani son Nebi Hz. Muhammed gibi, Hz. İsa da vefat etti. Yeniden diriliş ancak mahşerde olacak.”

Bu itirazınızda haklısınız. Fakat maalesef bu anlatılanlara benzer inanışlar, bizim kaynaklarımızda da var. Yahudilikteki Mesih, Hristiyanlıktaki İsa-Mesih anlatıları, bizim siyer kitaplarında ve mevzu da olsa hadis kitaplarına da girmiş.

Hz. İsa’nın nüzulü/yeniden dünyaya gelişi ile ilgili haberler, aralarında çelişkiler taşısa da Buhari ve Müslim başta olmak üzere bütün Hadis kitaplarında mevcut.

Bu rivayetlerden birkaçını okuyalım:

“Peygamberler birbirlerinin babaları bir, anneleri farklı kardeşlerdir. Ben, İsa b. Meryem’e insanların en yakınıyım. Benimle İsa arasında peygamber yoktur. O GERÇEKTEN İNECEKTİR. O’nu gördüğünüz zaman tanıyın. O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı renktedir. Sarıya boyalı iki elbise içindedir. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracaktır. O’nun zamanında Allah milletlerin hepsini helâk eder, sadece İslam kalır. İsa, Deccali yok eder. O da yeryüzünde 40 sene kalır, sonra ölür, Müslümanlar namazını kılar.”

“Meryem oğlu İsa, adil imam ve hakem olarak yeryüzüne İNECEKTİR. Büyük hac ve umre yaparak yola düşecek. Benim kabrime gelecek, bana selam verecek, ben de selamına karşılık vereceğim.”

“Şayet ömrüm uzun olursa, İsa b. Meryem’e yetişeceğimi ümit ederim. Eğer erken ölür de O’na yetişemezsem, sizden O’na yetişeniniz olursa, benden O’na selam söyleyin.”

Dikkatinizi çekti değil mi? Yahudilerin beklediği Mesih, düşmanları öldürüp Yahudileri huzura kavuşturacak; Hristiyanların beklediği İsa-Mesih, Hristiyanları kurtaracak; Bazı Müslümanların geleceğine inandığı Hz. İsa da, Müslümanları selamete çıkaracak (!)

  KUR’AN NE DİYOR?

Biz gerçek bilgiyi ancak Kur’an’da bulabiliriz. İsrailoğulları, Romalılarla birlik olup Hz. İsa’yı öldürmek istediklerinde, Yüce Allah O’na şöyle sesleniyor:

“Ey İsa! Seni vefat ettireceğim ve katıma yükselteceğim. İnkâr edenlerden seni kurtaracağım.” (Al-i İmran,3/55)

Bugün Hristiyanlar neye inanıyor “İsa-Mesih çarmıha gerildi. Öldü, üç gün sonra dirildi, mezardan çıktı ve gökyüzüne yükseldi.” Aşağıdaki ayetler bunun yalan olduğunu yazıyor:

“Oysa O’nu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, fakat onlara öyle geldi. Bu konuda anlaşmazlığa düştüler, şaşkınlık içinde kaldılar. Bu konuda kesin bir bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar. O’nu kesin olarak öldürmediler. Bilakis Allah O’nu kendi katına yüceltti. Zira Allah yücedir, güçlüdür, hakimdir.” (Nisa,4/157,158)

Hristiyanlar, öldükten sonra dirilen Hz. İsa’nın bedeniyle gökyüzüne yükseldiğini söylerken, Kur’an, O’nu öldürmek isterken öldüremediklerini; “öldü mü-ölmedi mi” diye şaşkınlık içinde kaldıklarını; daha sonra vadesi geldiğinde vefat ettiğini; tüm müminlerin ruhu gibi (Araf,7/40) O’nun da ruhunun Allah’ın katına yükseltildiğini/yüceltildiğini anlatıyor.

Hz. İsa’nın kendisini öldürmek isteyenlerin elinden kurtulduğunu, ne kadar olduğunu bilmediğimiz belli bir süre yaşadıktan sonra öldüğünü yine bir Kur’an ayetinden öğreniyoruz:

“Bir gün Allah şöyle diyecektir: “Meryem oğlu İsa! İnsanlara “Beni ve anamı Allah ile aramıza iki tanrı olarak koyun” diyen sen misin?” İsa diyecek ki “Ben sana içten boyun eğerim. Benim doğru olmayanı söylemem olacak şey değildir. Eğer söylediysem zaten bilirsin. Sen, benim içimdekini bilirsin ama ben senin içindekini bilmem. Bütün gaybı bilen sadece sensin.

Bana ne emrettiysen onlara onu söyledim. “Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah’a kul olun” dedim. BENİ VEFAT ETTİRDİKTEN/BENİM CANIMI ALDIKTAN sonra onlar, sadece senin gözlemin altındaydılar. Her şeye şahit olan sensin.” (Maide,5/116,117)

Ayetlerde söylenenleri anlıyor ve inanıyoruz değil mi?

  • İsa, çarmıha gerilip öldürülmemiştir. Nisa Suresi 157 ve 158. ayetlerden bunu anlıyoruz.
  • Her insan gibi vadesi geldiğinde ölmüştür. Al-i İmran Suresi 55. ayet açıklıyor.
  • Ölüm konusunda, Maide Suresi 117. ayet, Al-i İmran 55. ayetin sağlamasını yapıyor. Al-i İmran’da “Seni vefat ettireceğim” deniyor; Maide de, Hz. İsa “evet beni vefat ettirdin” diye onaylıyor.
  • Hem Al-i İmran, hem de Nisa Suresinde “Katıma yükselttim/yükselteceğim” deniyor.

Ayetlerde olanlar bu kadar açık ve net olmasına rağmen, Hz İsa’nın yeniden döneceğine inananlar, bu ayetlerde geçen  “teveffa/vefat” ile “rafaa/yükseltme,yüceltme” kelimelerine yanlış anlam vererek kendi inançlarına delil gösteriyor. Vefat, ölüm gibi “uyku” anlamına da gelir. Onun için bu ayetlerdeki vefata, ölüm yerine uyku anlamını veriyorlar. İnsan neye inanmak istiyorsa, kavramlara da öyle anlam veriyor. Vefata uyku anlamı verince “Hz. İsa ölmedi, gökyüzüne yükseldi, kıyamete yakın gelecek, esas ölüm o zaman gerçekleşecek” demiş oluyorlar.

Bu ayetlerdeki “vefat” kelimesine uyku anlamı nasıl verilebilir? Hz. İsa’nın öldüğü kesin olarak belirtiliyor. Ayrıca bütün insanların ölümlü olduğunu bildiren onlarca ayet var.  Bu konudaki şu ayet her şeyi açıklıyor:

“(Ey Nebi!) Biz, senden önce yaşamış hiçbir insana ölümsüzlük bahşetmedik. Hem sanki sen öleceksin de, onlar ebediyyen yaşayacaklar mı? (Yani sen de öleceksin, onlar da ölecek)” (Enbiya,21/34)

Rasulullah’a hitap eden bu ayette, ondan önce gelmiş bütün insanların öldüğü, buna, 600 yıl önce yaşamış Hz. İsa’nın da dahil olduğu belirtiliyor.

Hristiyanlar, dirilip tanrının yanına yükseldi diyorlar ya, bizimkiler de ayetteki “rafaa/yükselme/yücelme”” yi, Hz İsa’nın ölmeden gökyüzüne yükselmesi şeklinde anlıyor. Bunun mecaz anlamda kullanıldığı, makamın yükselmesi, derecenin ve kıymetin artması anlamında olduğu biliniyor. Aynı kelime yani “rafaa”, Meryem Suresi 57. ayette İdris Nebi için de bu anlamda kullanılıyor:

“Ve biz O’nu da yüce bir yere/makama yükseltmiştik.”

Nebi ve Rasul seçilen Hz. İdris’in, en büyük makama eriştirildiği hatırlatılıyor. Bunu başka türlü anlayabilir miyiz? Hz. İsa’ya atfedilen anlamda “gökyüzüne yükseldi mi” diyeceğiz? Hz. İsa geri dönecekse, Hz. İdris ne zaman dönecek?

Kur’an’da, Hz. İsa’nın geleceğine dair bir işaret yok. Aksine, böyle düşünenlerin bu yanlış algılarını yıkmak için “O’nun öldüğünü “ belirtir.

Siyer kitaplarından ve rivayetlerden medet umanların, maalesef delilleri çok zayıf. Rasulullah’ın asla söylemeyeceği fakat O’na mal edilen yukarıdaki rivayetlere bir bakalım.

a) Gaybı Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği ile ilgili onlarca ayet varken, Rasulullah gelecekle ilgili nasıl haberler verebilir? “Meryem oğlu İsa gelecek. 40 yıl yaşayacak sonra ölecek.” Bu bilgiler gelecekle ilgili gaybi haberler değil mi?

b) “Meryem oğlu İsa, yeryüzüne inecek, benden ona selam söyleyin.” der mi? Herhalde “selam söyleyin” diye hitap ettiği yanındaki arkadaşları, 1400 senedir yaşamıyor, en fazla kendisinden 40-50 yıl sonra öldüler. Bu durumda haşa Rasulullah yalancı durumuna düşmüş olmuyor mu? Bu O’na atılmış çirkin bir iftira sayılmaz mı?

c) Domuzu niçin öldürsün? Domuz Allah’ın bir ayeti, yaşama hakkı ve çok da yararı var, sadece eti haram. Diyelim ki Hz. İsa geldi, önemli işlerinden biri de domuz öldürmek mi olacak?

d) Şimdi cizye mi kaldı? Diyelim ki var. Cizye Müslüman olmayanlardan alınıyordu. İslam için savaşacak olan Hz. İsa, cizye almayarak Gayri – Müslimlerin ekonomisini mi düzeltecek?

e) “Hz. Muhammed, Hatem-ül Enbiyadır/nebilerin sonuncusudur.” (Ahzab,33/40). Hz. İsa, Nebi olarak gelirse, bu durum, ayete ters düşmez mi?

f) Nebi olarak değil, Hz. Muhammed’in ümmetinden bir fert olarak gelirse, Hz. İsa’nın daha önceki Nebi – Rasul sıfatı ne olacak?

g) “Bugün dininizi tamamladım.” (Maide,5/3) ayeti, dinin tamamlandığını söylüyor. Hz. İsa, İslam’ın hangi eksiğini tamamlamak için gelecek?

Yahudiler, Mesih’in bir gün geleceğine inanabilir.

İsa-Mesih’in yeniden döneceği inancı, Hristiyanlar için bir moral kaynağı olabilir.

Müslüman kardeş, sen niçin Hz. İsa’yı yeniden getiriyorsun? Hz. Muhammed’in örnekliği ve tebliğ ettiği Kur’an, yetmiyor mu?

 

 



YAZARLAR