Nejdet DEMİREL


HZ HÜSEYİN'İ KİM ŞEHİT ETTİ ?

Nejdet Demirel'in Yazısı;


Hz Hüseyin efendimizin Kerbelâ'da şehit edilmesi, özellikle tarihi gerçekler çarpıtılarak Şii'lik ekolü taraftarlarınca günümüze dek suistimal edilmiştir.

Şiiliğin tarih sürecindeki serüvenine bakıldığında Kerbelâ hadisesi, yalan, hurafe ve tarihi hakikatler ter yüz edilerek bir nevi, "Şiilik inanç sistemi diri ve canlı tutulmaya çalışılmıştır." 

İslam kültür havzasında aşırıya kaçılan yas ve matem gibi ritüeller yasaklanmış ve Allah resülü tarafından bunu yapmaya yeltenenlerin, şiddetli bir şekilde uyarıya muhatap olduklarını biliyoruz. Şehit edilen ümmetin göz bebeği, Hz Hamza, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali için yapılmayan matem ve yas tutma geleneği, Kerbelâ'da yaşananlar Şiiler tarafından bahane edilerek günümüze kadar bu hurafe anlayışın yaşatılıp bir inanç haline dönüştürülmesi manidardır. İslam coğrafyasında yaşayan Şiiler tarafından her yıl Muharrem ayında organize edilen, Hz Hüseyin'i anma etkinliklerinde ortaya konan İslam dışı : Dövünme, kişinin kendi vücuduna zarar verme ve gerçeklerle alakası olmayan folklorik bir takım uygulamaların, Kerbelâ'da şehit edilen ehlibeyt ve taraftarlarının misyonuyla bağdaşmayan hurafe uygulamalar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Yazıyı kısa tutmak adına, isimler üzerinde fazla durmadan özet bir anlatımı tercih edeceğiz.

Kerbelâ'da nelerin yaşandığına gelmeden önce, anlatacaklarımızı kavramak adına biraz geriye gidelim istedik. Yezid hak etmediği bir makamı işgal ederek, Irak merkezli devletin başında müslümanların halifesi sıfatı ile bulunuyordu. Irak halkının büyük çoğunluğu bu durumdan rahatsızlık duymuş ve Hz Hüseyin'e binlerce biat mektupları göndererek, gel halifemiz ol sana biat etmek istiyoruz diye çağrıda bulunuyorlardı. Gelen biat mektuplarına güvenen Efendimizin göz bebeği cennet efendisi Hz Hüseyin kufeye gitmek istiyordu. Abdullah bin Abbasın dahil olduğu yakın akraba ve sevenleri ise, Hz Hüseyin'e karşı çıkarak şunları söyleyeceklerdir : 

Ne olur gitme, bu Irak halkı baban Hz Aliye'de ihanet etmiş güvenilmez kimselerdir. Korkarız ki aynı oyun ve düzenbazlığı senin içinde yapmaya kalkışmalarıdır. Israrlı uyarılara rağmen cennet efendisi ailesinide yanına alarak, şimdiki Irak sınırları içinde bulunan kufeye doğru yola çıkacaktı.

Hz Hüseyin'in bir kafile ile yola çıktığını haber alan Yezid boş durmamış, sahip olduğu iktidar gücünü kullanarak, Hz Hüseyin'e destek veren kufe halkının kahir ekseriyeti, para makam ve iktidar gücü ile satın alınmış, bir kısmı ise korkutularak sindirilmiştir. Tarih tekerrür edecektir, Hz Hüseyin'i Irak'a biat etmek için çağıranlar tarafından ihanet edilip yanlız bırakılacaktır. Yezid'e bağlı askerler, ibni Ziyadın talimatı ile, Ehlibeyt ve onlara bağlı bir avuç güzide insan, Kerbelâ ya doğru yönlendirilerek orada konaklamaya mecbur bırakılmışlardır. 

Hz Hüseyin geri dönmek istediğini ısrarla söylemesine rağmen, buna izin vermeyen Yezidin askerleri cennet efendisini biat etmesi için ısrarcı olmuşlardır. Hz Hüseyin bu teklifi kabul etmeyecektir. Kaynaklar değişik rakamlar versede, 6 bine yakın askerle saldırıyı geçen gözü dönmüş katil sürüsü, savaşın sonunda Hz Hüseyin dahil 72 kişi şehit edilmiştir. Bununlada yetinilmemiş, katillerden biri olan, Sinan bin Enes Nehai tarafından Hz Hüseyin'in kafası kesilerek Yezid'e götürülmüştür. Savaş meydanında ilk etapta Hz Hüseyin'e biat eden kişi sayısı kufe halkı ile birlikte 300 civarında iken, bir kısmı kaçarak diğer bir kısmı ise, Hz Hüseyin'den izin alarak, peygamberin gözdesi, Cennet efendisi Hz Hüseyin'i ehlibeyti ile savaş meydanında yanlız bırakmışlardır. 

Yaşanan hadiseler çok uzun olduğundan özet olarak anlatmaya çalıştık. Şimdi konu başlığımıza dönerek şu soruyu tekrar soralım, 

"Hz Hüseyin'in asıl katilleri kimlerdir" ? Onu kufeye davet edip, sonrasında ihanet eden ehlibeyt taraftarları olduğunu idda eden kufe halkı değilmidir ? tereddütsüz evet diyeceğiz çünkü her şey ayan beyan odada. Şiiler tarafından Ehli sünnet mensubu müslümanları, Yezid taraftarı şeklinde lanse edilmesi ise, en hafif tabirle yalan ve iftira değilde nedir ? Sünni müslümanlar tarafını çok net bir şekilde Hz Hüseyin'den yana koymuştur. Çocuklarına Hüseyin ismini koyarak, Yezid'e ise lanet okuyup beddua ederek, Hz Hüseyin şahsında Ehlibeyte her alanda sahip çıkarak bunu göstermiştir. 

Yeri gelmişken hemen belirtelim, Ehli sünnet yolunu takip eden müslümanlar, Muaviye'nin oğlu Yezid'i yerine veliaht göstermesini hiç bir zaman kabul etmemişlerdir. Şii taraftarları Muaviye'yi tekfir ederken, Sünni müslümanlar ise, İslamda ki adalet anlayışını gözeterek, Peygamberin çok yakınında bulunmuş Muaviy'e için toptan red etme mantığı ile değil, doğru ve yanlış yönleri beraber ele alınarak adil bir değerlendirme yapılmıştır. Son olarak şunu söylemek isterim. Eğer Muaviy'e kafir ise neden Hz Hasan ve Hz Hüseyin Muaviye'nin ölümüne kadar hiç bir zorlama olmadan Ona biat ettiler. Peygamber efendimizin göz bebeği Hasan ve Hüseyin'in kafir birine asla biat etmiyeceklerini söylemeye bile gerek görmüyorum. Kerbelâ hadisesi dahil, Şiiler'in çelişkilerini kaynaklarıyla ortaya koyan piyasada yayınlanmış bir çok müstakil eser var, ordan bu konuların detayına bakılarak istifade edilebilinir.

Ehlibeyt sevgisini suistimal edip aşırıya kaçanlara, Allah resülünün şu uyarısını yapmadan geçemiyeceğim. 

"Ey Ali iki grup helak olacaktır; 

seni sevmek te aşırı gidenler ve sana buğzedip düşmanlık besleyenler." 

Ve Allah Resülü yine şöyle buyurmuştur :

 "Ey Ali, seninle İsa' arasında bazı benzerlikler var ; 

Yahudi'ler ona düşman kesildiier, hatta annesine bile iftirada bulundular. Hristiyanlar ise onu hakkı olmayan makama ulaştıracak kadar sevdiler." 

"(Müstedrek-i Hakim, Buhari'nin "El Tarih'ul Kebir" adlı kitabı, Suyuti'nin "Tarih'ul Hulefâ)" 

Selam ve Duayla 



YAZARLAR