Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



İsmail Hakkı Güleç


HESAP GÜNÜ

İsmail Hakkı Güleç'n yeni yazısı:


İnsanı yaratan yüce Rabbimiz, onu birçok özellik, nitelik ve nimetlerle bezemiş ve donatmıştır. Ama insan başı boşta bırakılmamıştır. Onun bir takım sorumluluk, mükellefiyet ve de görevleri söz konusudur. 

Aynı zamanda insan, yaratılışı itibariyle, irade, seçme, kabul etme, reddetme, hesap yapma, lehinde ve aleyhine olan şeyleri hesaplama özelliği de olan bir varlıktır. 

Rabbimiz, bundan dolayı da, insana verilen nimetler ile onu sorumlu tutmuş, ve ona sınırlar koymuştur. Bu hayatı, kendisine bir sınav olarak vermiş olan, Rabbimiz (cc) insanı başıboş, kendi başına bırakmamıştır. 

İnsan, yeryüzünde halife olma, diğer eşya, canlılara hükmetme ve onları geliştirme, imar, inşa ve de kullanma özelliğiyle onlara üstün kılınmıştır.

 Ruhlar aleminde, insanlardan söz alan Yüce Rabbimiz, hanginizin daha güzel amel işlediğini görmek ve tercihlerinize göre sizi mükafatlandırmak yada cezalandırmak istemektedir.

 Hiç kimseye Allah (cc) zulmetmemiştir. Herkes kendi iradesiyle, doğru ya da yanlışlışı tercih etmiştir. Bu konuda Rabbimiz (cc) insanları şahit, müjdeci ve uyarması için peygamberler ve kitaplar göndermiştir. 

Ve düşünme yeteneğiyle de, Rabbini bulabilecek olan insan, O'ndsn sürekli yüz çevirmiştir. İnsan aynı zamanda aldanabilen bir özelliğe sahiptir. Aldatıcı olan, şeytan ve nefsi, onu daima hak hukuk ve görevleri konusunda aldatmıştır ve insan aldanmıştır.

Tabi ki insan, kendisine sunulan tüm nimetlerden ve imkanlardan hesaba çekilecektir. Hesap günü diye bir gün vardır.Hesapsız bir hayat yoktur. 

"İnsanların, hesaba çekilmeleri yaklaştığı halde, onlar gaflet içinde ondan yüz çeviriyorlar." Enbiya 1

Kibrit çöpünü, gözünüze aşırı yaklaştırırsanız, arkanızdaki kocaman bir ormanı göremeyebilirsiniz. Dünyayı olduğundan fazla büyüterek, burayı bir amaç haline getirdiğimiz takdirde, ebedi olan ahireti yok saymış, ihmal etmiş ve unutmuş oluruz, ki bunu kaybetmek hüsrana uğramak demektir. 

Yüce Rabbimiz (cc), insanların iman edip de, imtihan edilmeden ve hesaba çekilmeden bırakılmayacaklarını  ifade ediyor. Herkes imanının sağlamlığı, sadıklığı, doğruluğu veya sahteliği konusunda mutlaka hesaba çekilecektir.

İnsanlar yapması gerekirken yapmadıklarından, yapmaması gerekirken yaptıklarından, söylemesi gerekirken söylemediklerinden, söylememesi gerekirken söylediklerinden, bilmesi gerekirken bilmediklerinden ve bilmemesi gerekirken, bildiklerinden, ayrıca da, imkanlarından, gayretlerinden ve niyetlerinden de hesaba çekileceklerdir. 

Allah'ın (cc) hesabı çok süratlidir. Her şeyi, iğneden ipliğe hesaba çekecek ve adaletle hükmünü verecektir.

Günümüz insanı, dünyaya o kadar kendini kaptırmış ki, burada ebedi kalacağını, malının, mülkünün, ailesinin hiç yok olmayacağını zannetmekte ve hesap günü için herhangi bir hazırlık da yapma ihtiyacı da duymamaktadır.

Bu konuda Hz Ömer (ra) şöyle güzel bir sözü var. O buyuruyor ki; hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin! Hani Bizden önceki 

Müslümanlar, özellikle ilk dönem Müslümanları, sahabeler ve onların çocukları, sürekli ahiret düşüncesi ile yaşıyorlar, o konuda her türlü günahtan, haramdan Allah'ın gazabını gerektirecek tutum ve davranışlardan şiddetle kaçınıyorlardı...

 Ahirete ve hesap gününe imanları çok güçlüydü ve bu imanı onları koruyordu. Ama iman gittikçe zayıflayınca, insan dünya dünyevileşti, metayı, malı, makamı, kadını, eşyayı ilahlaştırıp putlaştırdı ve gerçek sorumluluklarını ve görevlerini ifa etmekten imtina etti. 

İnsanlara Allah'ı (cc), ahireti hatırlatacak olan ölüm unutuldu! İslam toplumlarında, şehrin merkezlerine camiler, yanınada mezarlıklar yapılırdı ve insanların yolu mutlaka buralara düşerdi. İnsanlar ölümün sıcak nefesini, hep daim enselerinde hissederlerdi. Ve ona göre bir hayat  yaşarlardı.

 Ama şimdi mezarlıklar şehirlerin en ücra, uzak köşelerine yapılır oldu. Şehir merkezlerini ise AVM'ler, insanın haz tutkusuna uygun, insanı sürekli harcamaya, düşünmesini engellemeye yönelik salıncaklar gibi, AVM'ler konduruldu.

Buradan çıkış ve kurtuluş yolu yok mudur? Elbette vardır. Yeniden kitaba sımsıkı sarılmak, gündemlerimizi değiştirmek ve hesap günününe yakini (tam, hemen şimdi olacakmış) gibi iman edip, ona hazırlanmaktan onu sürekli gündem etmekten geçmektedir... 

"Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının! Herkes yarın için ne takdim ettiğine bir baksın. Allah’tan korkup sakının! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. "(59/Haşr, 18)

Selam ve dua ile

YAZARLAR