Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


HER ERKEK BABA OLABİLİR Mİ?

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun'un "yeni" yazısı...


Babalık nedir diye sorsalar kısaca; Sorumluluk ve sevgi derim.

Günümüzde kadınlara şiddet, istismar gibi insanlık suçu olarak görebileceğimiz davranışları erkek olmanın bir ayrıcalığı olarak gören yaratıkların baba olabileceğini düşünmek en basitinden alçaklıktır.

Hele küçük çocuklara istismarda bulunarak onların hayata bakışını karartan, insanlığa olan güvenleri sarsanları insan kategorisinde değerlendirmek mümkün değildir.

Sorumluluk almasını bilmeyen, sevgi denildiğinde bencil arzuları aklına gelen birisinin baba olması söz konusu bile olamaz.

Evet biyolojik açıdan baba, babasıymış gibi görülebilir ancak psikolojik ve sosyal açıdan sadece mahluktur.

Bunun için evlilik öncesi genç kızlarımızın eş seçiminde yapacağı en önemli tespit: kişilik ve karakter olmalıdır.

Bir insanın unvanı, mesleği, soyu, zenginliği, yakışıklılığı tercih sebepleri olarak görülebilir. Ancak bunlar sayı düzleminde kişilik ve karakterin 1 olarak ele alınması durumunda anlam ifade eder.

Kişilik ve karakterin yanında unvan bir sıfırdır. 1 karakter, 0 unvan, eşittir 10 olur. Yakışıklılık bir sıfırdır. Toplam 100 olur. Zenginlik bir sıfırdır. Toplam 1000 olur. Bunları arttırabiliriz. Hepsi kişilik ve karakterin yanında sadece bir sıfırdır.

Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki 1 olmazsa yanındaki unsurların hepsi sıfırdır, değersizdir.

Ben onu seviyorum, iyi ederim, iyileştiririm gibi saf ve çocuksu yaklaşımlar, evlendikten ve bir de çocuk sahibi olduktan sonra artık katlanılmayacak bir acıya dönüşerek kızın hayatını zindan eder. Bir de böylesi psikopatlar kadını kendisinin malı olarak gördüğü için onun kendisini bırakmasını da asla kabule yanaşmayacaktır.

Peki bunun sonunda ne olacak? Tabi ki gazetelerin ikinci sayfasında erkeğin şiddetine muhatap olan ve cinayete kurban giden bir kadın yazılarının kahramanı olacaktır.

Aslında bu durumdaki kadınları bir erkek olarak anlamakta çok zordur. Geçenlerde Kanıt isimli diziyi seyrederken kocasının şiddetine muhatap olan bir kadının komisere söylediği söz çok dikkat çekiciydi: “Komiserim siz kadın olmadığınız için buna niçin katlandığımızı anlayamazsınız!”

Evet gerçekten anlayamıyoruz. Bir insan başkasının baskısına, şiddetine, istismarına, aldatmasına neden tahammül eder? Birisi kendisini sahip olarak görürken acaba kadınlar da kendilerini köle olarak mı görüyor?

Kaybetme korkusu, alışkanlığı değiştirme korkusu, bağımlılık gibi yaklaşımlar kızlarımızı böylesi insan müsveddelerine hala bağlı olmalarına neden oluyor. Baskı, şiddet, aldatmaya rağmen kocası veya sevgilisinin yanında olan kadının da kişilik ve karakter sorunu vardır. O da 1’i kaybetmiştir.

Kadın ne kadar ona bağlı kalırsa o şiddetine o kadar çok devam edecektir. Çünkü yaptığı taciz ve şiddete katlanıldığını gördükçe kendisini vazgeçilmez ve yaptığı eylemi bir hak olarak görecektir. Bu da aslında kadın ve kızlarımızın öylesi kişileri verdiği bir imtiyazdır. Onlar da bu imtiyazı tepe tepe kullanmaktadır.

Madde bağımlısı, duygularını kontrolden aciz, bencil, şımarık, sorumluluk bilincinden yoksun erkekleri eş olarak gören kızlarımız onların ne iyi bir eş ne de iyi bir baba olamayacağını göreceklerdir.

Ancak bu çok ama çok ağır tecrübe; kaybolan ve acılarla dolu yıllar gibi büyük bedelleri de beraberinde getirecektir.

Bunun için pişmanlığın bir değer ifade etmeyeceği zamanlar gelmeden önce düşünmek daha anlamlıdır.

Akıllı insan bir olayı yaşamadan sonuçlarını hesap ederken cahil insan yaşadıktan sonra anlamaya çalışır. Hatta cehalette bir adım daha ileri gidenler yaşadıklarına katlanmayı da sürdürürler.

Bu açıdan baktığımızda sürekli olarak eşine şiddet uygulayan, onu aldatan, ihanet eden, duygularını dikkate almayan, kıskançlık hastalığına yakalanmış erkeklerin sadece baba değil insan bile olamayacaklarını düşünüyorum.

Çünkü baba olmak her şeyden önce sorumluluk gerektirir. Babalık ve erkeklik ne kas gücünden ne de küçük bir çıkıntıdan kaynaklanan bir ayrıcalıktır. Sorumluluğunu yerine getirmeyenler ise sadece acı vermekten başka bir işe yaramazlar. Ve kadınlar şayet mazoşist değillerse bu tür acı verenlere karşı daha dik duruşlu olmak zorundadırlar. 

Erkekliği kas gücü olarak görenler sadece birer zavallıdır. Çünkü ayılar kas gücü noktasında daha kaslı ve güçlüdür. Ve Mevlana’nın da dediği gibi; Sertlik ve öfke hayvanın, sevmek ise insanın işidir.

Sevmesini bilmeyen insan duygu özürlüdür. Sevmek ise incitmemektir. İnciten, acıtan, fiziki ve psikolojik şiddet uygulayan bir insanın sevgisinden söz edilemez.

Ve sonuç olarak böylesine sıfır ve değersiz olan birini sırf bir takım özelliklerinden dolayı sevgili, koca gibi bir değere taşımak bir kızın yaşamında karşılaşacağı en büyük facialardan birisidir. Çünkü zavallı kızlarımız “Değiştiririm!” dedikleri insanın bataklığında yavaş yavaş boğulurken onlarla tanıştıkları güne ve onları tanıştıranlara lanet okurlar. Ben baba olamayacakların özelliklerinden bazılarını not ediyorum:

Sorumluluk almayanlar

Sevmesini bilmeyenler

Aldatmayı hak görenler

Duygu kontrolü yapamayanlar

Madde bağımlısı olanlar

Bencil ve narsist olanlar



YAZARLAR