Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Bülent ACUN


HER DOĞRU HER YERDE SÖYLENMEZ

Yazarımız Bülent Acun'un "yeni" yazısı...


Yapıp ettikleri, yazıp söyledikleriyle kitleleri derinden etkileme gücüne haiz olan kişilerin şu kaide-i külliyeyi akıllarından bir an olsun çıkarmamaları icap eder. Her makamın bir makali vardır.

Yakın tarihimizin müstesna simalarından Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri şöyle der:

“Doğru yerde, doğru zamanda ağızdan çıkan şeyler söz olur. Söyleyene de dinleyene de fayda verir. Yanlış yerde ve zamanda konuşulan şeyler ise köz olur.’’ (Söyliyeni de dinleyeni de yakar.)

Bazen yerinde söylenmemiş bir söz insanı yerinden, yurdundan eder.

Risale-i Nur müellifi Sait Nursi’nin şu sözü söz fıkhının özeti mesabesindedir:

“Her söylediğin doğru olsun fakat her doğruyu her yerde söyleme’’

Dilden gönüllere ulaşabilen sözler, gönülden dile dökülen sözden başkası değildir. Tasavvuf kitaplarımızda hatırı sayılır bir yer işgal eden dilin afetleri bölümleri sözün yol açabileceği felaketlerden esaslı haberler verir.

Nasıl ki sözlerin büyüğü, büyüklerin sözleridir. Aynen bunun gibi hataların büyüğü de büyüklerin hatasıdır. Bir sözün doğru olup olmadığı kadar doğru zaman, zemin, mekanda söylenmiş olması da önemlidir. “Söz olaberi gele” anlayışının insanı götürdüğü yer dönülmez akşamların ufkudur.

“Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder.’’ Maksadını aşan hiçbir beyan gayesine ulaşamaz. Söz akılda demlenmeli, gönülde dinlenmeli, daha sonra dinlendirilmelidir.

Demlenmemiş ve dinlenmemiş sözün dinlenmesinin ve dinlendirmesinin imkanı yoktur. Tribüne oynanan futbolcular, seyirci tarafından önce biraz alkışlansalar da bir  müddet sonra oyundan ve sahadan dışlanırlar.

Bizim değerlerimizin üvey evlat  muamelesi gördüğü intibanı uyandıran kurum, kuruluş ve kişilerin yanında öz eleştiri yapmanın herhangi bir kıymeti harbiyesi yoktur. Şöyle ya da böyle yararınızın dokunmadığı kurum ve kuruluşlara zararımızın dokunmasına sebebiyet vermek bize ne yakışır ne de yaraşır.

Dışını koruyamadığımız hiçbir şeyin içini dolduramayız. Yanlış yapılan hiçbir kıyas hiçbir zaman doğru sonuç vermez.

Faili meçhul cinayetlerin ve terör saldırılarının hemen ardından sorulan o meşhur soruyu yapıp ettiklerimizin, yazıp söylediklerimizin   ardından da sormalıyız.  Bu söz, bu yazı kimin işine yarar. Ömrünü ilme ve irfana adamış örnek şahsiyetlerinde hata ve kusurlarını görmeli, eleştirmeliyiz. Fakat bu hata ve kusurlar bizi onların büyük hizmetlerini görmezden gelmeye götürmemelidir.  İmam Hatip Liseleri ile diğer liseler asla birbirinin rakibi değildirler.

Onları birbirinin karşısına konumlandırmak  kesinlikle  doğru değildir. Bu aziz millet Müslümandır ve bu toprağa vatan kılan değerler, bütün okulların değerleridir. İmam Hatip Liselerini diğerlerinden ayıran husus bu değerlere sadece oralarda yer verilmesi  değil bu değerlere biraz daha vakıf bir nesil yetiştirme çabalarının adresi olmalarıdır. Kur’an Kursları, imam hatip liseleri ve ilahiyat fakültelerinin  bize neyi bilmediğimizi  ve neyi bilmemiz gerektiğini öğretmiş olmaları bile hayli kıymetlidir. Çünkü ilim bilmediğini bilmekle başlar. Bildiğini okuyana bizim lügatamızda cahil derler. İmam Hatip Liseleri ile alakalı malum eleştiri ve kıyas birçok açıdan tenkid edilmeyi hak etse de,  kıyas değilse bile eleştiriyi dikkate almak faydadan hali değildir.

Bu itibarla imam hatip camiasına düşen şey, dün olduğu gibi bugünde imam hatip liselerini ilmin, irfanın, ahlakın, maneviyatın, azmin, başarının ve umudun yeniden merkezi haline getirerek bu eleştiriyi askıda bırakmaktır.

 

Kaynak: Yeni Söz Gazetesi



YAZARLAR