Necla Arpa GÜLAÇAR


HAYATLAR VE İDOLLER (ŞULE YÜKSEL ŞENLER ANISINA)

Yazarımız Necla Arpa Güşlaçar´ın, merhume Şule Yülsel Şenler ile ilgili olarak tanıklığını dile getirdiği yazısı...


Bugün yüreğim buruk boğazıma düğümlenmiş hıçkırıklarla konuşacağım birçok söz varken susuyorum. Bana kalemimi konuşturmayı öğreten, ben Dünya´ya daha gelmeden benim hayatımın inşaası için mücadele eden, Cesur Yürekli idolüm Şule Yüksel şenler´in vefat haberini aldım. Elbette oda her fani gibi ebedi yurduna göç edecekti bu hüzünlü haberi bekliyorduk. O benim için akan bir suydu kesildi diye üzülüyorum. Fakat onun için seviniyorum ağrıları sızıları son buldu. Onurlu direnişinin yüzlerce genç kıza rol model oluşunun mükafatını Cennetle taçlandırılalacağını ümit ediyorum.
 
Haberi aldığımda birkaç arkadaşımla beraberdim üzüldüğümü görünce biri sordu: "Ne oldu kötü bir haber mi aldın?" "evet" dedim. Şule Yüksel Şenler ablamızı kaybettik. "O kim hiç tanımıyorum" dedi.
Biraz kızdım tanımıyor diye. Sonra dedim ki sinema sanatçısı olsaydı bilirdin tanırdın. Arkadaş sustu utanarak. onun örnek direnişini hayatıma nasıl ışık saçtığını anlattım. Gözlerim doldu geçmişe gidip geldim.
 
Ben taşralı bir kızdım.
 
80´li yıllarda hayata küsmüş tekerlekli sandalyede bütün vaktini tek bir oda içinde pencere önünde geçiren soluk yüzlü bir kız.
 
Birgün ağabeyim odaya girdi elinde bir paket "sana neler neler aldım bayılacaksın" iyice heyecanlandırarak paketi yavaş yavaş açıyordu. Paket açıldı içinden onlarca kitap etrafa saçıldı." Hidayet ,Bize Ne Oldu, Huzur Sokağı Şule Abla´nın birçok kitabı yanı sıra Emine Kutup, Zeynep Gazali, Emine Şenlikoğlu´nun kitapları da vardı.
 
Ağabeyim sonra oturup Şule Yüksel ablayı anlattı. Onun onurlu direnişini, mücadelesini Anadolu´yu karış karış dolaştığını, konferanslar verdiğini. Türkiye´de ilk defa başörtüme şeklini gösteren ve başörtüsü için mücadele eden dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay´a yazdığı mektupta ona hakaret ettiği iddiasıyla cezaevine atıldığını 9 ay tutuklu kaldığını yazılar makaleler yazdığını durup dinlenmeden İslam davası için çalıştığını anlattı.
 
Ağabeyim devamla "onun kitaplarını okumaya başla! eminim sende onun gibi olmak isteyeceksin. Onun gibi yaşayacak, onun gibi konferanslar verip birçok insana faydalı olacaksın" dedi. Ağabeyime "ama ben yürüyemiyorum ki" dedim .14-15 yaşlarında idim. Ağabeyim: "kardeşim bir amaç uğruna yaşa, çabala eminim ki yürüyeceksin. Elinden kalemin, dilinden kelamın düşmeyecek. Allah razı olsun ağabeyim den. Bana getirdiği bütün kitapları hiç mola vermeden okuyup bitirdim. Şule abla hayatıma bir yön verdi artık o yönde ilerlemeye başladım. Kısa bir süre sonra yürümeye başladım. Ağabeyim birkaç Dergiye de beni abone etmişti "Mektup, Ribat, Kadın ve Aile" dergileri. Şule Yüksel Şenler ablam ile yüz yüze tanışmak hiç nasip olmadı. Ona ve diğer Yazar ablalarıma mektup yazardım o kendi devri´nin Hazreti Ayşe´ siydi ilim,irfan sahibi gerektiğinde kılıcını kuşanan Cesur Yürekli Mücahide bir örnek .
Allah ondan ve onun gibilerden razı olsun. Onlar olmasaydı Bize Ne Olurdu? Kendimi başka bir hayat ile başka bir giyim tarzıy ile hayal bile edemiyorum.
 
Yıllar Sonra kızım İstanbul´da üniversiteyi kazandığında Türgev´in yeni açtığı Şule Yüksel Şenler kız yurduna kaybetmiştik. Bir gün kızım telefonla beni arayıp anneciğim bugün yurdumuzun açılışını Şule Yüksel Şenler yapacak dediğinde ne kadar heyecanlanmıştım.
 
Ne kadar güzel bir şey 
 
Ne kadar özel bir şey. Adanmış hayatı ile ne de çok adanacak hayata dokunmuş. Çileli bir hayat, derdi dert edilmiş bir hayat, başkalarının hayatına derman olmuş, hayata imzasını atmış, onu seven insanların yüreklerinin oyuklarına taht kurmuş.
 
Ne mutlu sana Şule Yüksel Abla.
 
Sen gittin adın kaldı geriye. Varlığın Onur´un direnişin dert oldu kefereye.
 
Şimdi binler selam duruyor senin gibi Mücahide ye.
 
Mekanın cennet olsun.
 
Allah senden razı olsun.
 
Sevgili Dava Arkadaşım.
 


YAZARLAR