Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Aziz DARICI


Hayata Düşülen Notlar

Yazarımız Aziz Darıcı'nın, Özgün İrade Dergisi 2020 Aralık (200.) Sayısında yayımlanan yazısı..


Her eylem, taşıdığı niyetle anlam bulmaktadır. Hakikatle olan ilişkisi doğru ise tarihe kaydını düşürmektedir. Zaman geriye bırakılan anı hükmünde değildir. Zaman insana yeni fırsatlar için yeniden var olmanın değerini hatırlatmaktadır. O yüzden hayata atılan bir iyilik, insanlar hayata düşürülen notları karıştırdıkça saklı olan güzel eylemleri bulacak ve tekrardan insanlığın gündemine getirecektir. O zaman satırların arasında saklı olan ruhu-bilinci-samimiyeti-cefayı birileri okuyacak; bir duayla belki onları anacaktır. Belki de eleştirecektir ama eleştirirken de hakkını teslim edecektir. Yeter ki niyetimiz halis, çabamız hakka dayalı olsun. Gerisi Allah’ın takdiridir. 

Özgün İrade Dergisi tam on yedi yıllık yayın hayatına 200. Sayısıyla ara verdiğini okurlarına duyurdu. Açıkçası bu haberin hüznünü taşımaktayım. Okumanın ve yazmanın değerinin ve kıymetinin bilinmediği zamanlardan geçtiğimizi daha önce belirtmiştik. Süreç öyle bir noktaya eviriliyor ki; haliyle yazanların ve emek sarf edenlerin çabası-gayreti de yalnızlaşmaya itilmeye doğru gitmektedir. Davetin ve dava adamlığının yoklukları-yoksunlukları oynadığı bu dönemde, haliyle bu misyonun bir parçası olan dergilerde nasibini almaktadır. Hele ki görsel putçuluğun revaçta olduğu zamanımızda, belli bir misyonu taşıyan dergilerin hatır-gönül ilişkisi üzerinden alınıp; kenara bırakılan, dolayısıyla hayata konu ve konuk edilme gayreti olmadan raflara bırakılıyorsa bazen ara vermek; yola düşmekten, yola devam etmekten iyidir. Çünkü yolculuğun kendisi sıkıntılara gebedir demektir. Tek başınıza yol almadığınız, gayretlerin-desteğin-duanın gücüyle yürünen bu yollar; artık fiili dua azalmışsa; yolun çilesi daha çok hissedilecektir demektir. O zamanda “Özgün İrade” dergisi için özelinde sükût etme ve tefekkür zamanı gelmiş demektir. Kendimize düşen payı hanemize yazarak, “Özgün İrade Dergisi”ne emek veren tüm gönül insanlarına saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.

Yazmak bir ibadet hükmündedir. Yazmak, derdi okumak olan gönlün feryadıdır. Yazmak, insanın ilme olan saygının ifadesidir. Yazmak, düşüncenin hayata var olma iddiasında bulunmasıdır. Birçok dertli gönüller, eli kalem tutan, ilmin hakkını vermeye çalışan değerli yazarlar; bu dergi üzerinden bir muhabbet iklimi oluşturdular. Özgün İrade dergisi farklı düşüncelerin, farklı hissiyatların birbirini anlama gayretinin bir platformunu oluşturuyordu. Uzun zamandır çok değerli yazarlardan, farklı kalemlerden çok kıymetli yazıların birleştiği-kesiştiği yer olmuştu. Bu dergi, bazen farklı düşünsek de kaygımız ve derdimizin bir olduğunun şahitliğini yapıyordu. Özgün İrade Dergisinde İslam ümmetinin bugününe, yarınına birkaç şeyler söylenmeye ve yazılmaya çalışılıyordu.

Hayat değişim ve dönüşüme tabidir. Süreçler, insanlar ve toplumlar için bir fırsattır. Lakin bunu değerlendirenler geleceğe düşüncelerini ve eserlerini aktarırlar. Özgün İrade dergisi gibi nice dergiler, sahipsizliğin girdabına, kucağına itilmemelidir. Edebiyat, sanat, medeniyet ve düşünce dergilerinin düştüğü duruma bakınca; hayatlarımızın neye tekabül ettiğini görmek zor değildir. Hayata ses-renk ve yeni bir soluk getiren dergiler, modernizmin haz ve hız aygıtlarına yenik düşmektedirler. Yazmak için saatler verilen ciddi yazılar, zamanın “Kısa olsun, uzun olmasın” okuma alışkanlığı yüzünden değer bulmamakta ve okunmamaktadır. Aynı şey kitapların başına da gelmektedir. Fikir ve düşünce kitapları-dergileri, magazin vari dergilerine ve kitaplarına yenik düşmektedir. Bunda bizim dahlimizin ne kadar olduğunu iyi tahlil etmemiz gerekmektedir. El birliğiyle getirdiğimiz süreç için ve özellikle dergiler üzerinden, bu konuya yönelik bir eleştiride;

“İslâmî kesimin oluşum sürecinden itibaren kimi tanımlamaları vardı. Büyük Doğu gençliği, Diriliş, Yerli Edebiyat gibi kimi tanımlamalar gibi. 28 Şubat darbesinin travmatik etkisi geçtikten sonra, iktidar olmanın getirdikleriyle birlikte Müslüman gençliğin giderek sanat ve edebiyattan uzaklaştıkları bir gerçek. Buna itirazlar gelebilir. Şu somut örneği vermeyi yararlı görüyorum. 1975 ila 1980 yılları arasında Diriliş, Edebiyat ve Mavera dergileri yayımlandığında, biz Erzurum’da öğrenci idik. MTTB kitap kulübüne her sayıdan üç yüzer adet dergi gelirdi bir haftada tükenirdi. Mavera dergisi içinde yer aldığımdan biliyorum, derginin baskı adedi en az beş bindi. On bin baskılı sayılar da oldu. Akif İnan’ın Hicret şiir kitabı Edebiyat dergisi yayınlarında beş bin adet olarak basılmıştı. Yedi İklim dergisi yayınlarında şairin Tenha Sözleri’ni iki bin adet basmıştık. Şu an Türkiye’nin nüfusu seksen milyonun üzerinde. Açılan ve var olan üniversite sayısı, Google’dan baktığımızda iki yüz altıdır. Yedi milyonu aşkın öğrencisi bulunuyor. Edebiyat fakülteleri, eğitim fakültelerindeki Türkçe bölümleri, onların öğretim görevlileri, öğrencileri hatırı sayılır bir yekûn oluşturuyor. Başta, sayın hocalarımız lütfen bizi bağışlayın, istisnalar kaideyi bozmaz diye bir deyimimiz var. Ne yazık ki onlar da kendi dünyalarının çok uzağındadırlar. Doğal olarak öğrencileri de öyledir.”(1) Düşünce ve edebiyat dergilerinin serüvenini hatırlatırken, aynı zamanda düştüğümüz durumu da atıfta bulunmaktadır.

Okumaktan ve yazmaktan vazgeçtikçe kaybediyoruz. Bunun temel sebebi ise düşünme ameliyesinden uzaklaşıyoruz demektir. Kaygılar ve dertler başka bir yöne kaymış demektir. Öncelikler sırası değişmiş demektir. Hayallerinizi başka mecralarda dolaştırıyoruz demektir. Mal-mülk-makam üçgeni etrafımızı sarmış demektir. Kültürel kodlarımızı, dini hassasiyetimizi, medeniyet tasavvurumuzu, geleceğin inşasını kaybediyoruz demektir. Kendimizi, gençlerimizi başkalarının insafına bırakıyoruz demektir. Söz gücümüzü, kalemimizin keskinliğini, ilmin hikmetini bu topraklara yabancılaştırıyoruz demektir. Eğer düşünmek, okumak, yazmak, eleştirmek, sorgulamak ve de soru sormak insanın hayatında yok ise orada fikir üretimi yok demektir. Hayatta var olma iddiası fikirler üzerinden cevap bulmaktadır. Yani sizin asıl gücünüz fikriyatınızdan gelmektedir. Buna öncülük eden ise insanın okuma ve yazma ile olan ilişkisine bağlıdır. Bu ilişkinin giderek zayıfladığı, yüzeysel okumaların-yazmanın entelektüel görüntüye takıldığı, ele gelenle yüreğe işleyenin farklılık arz ettiği dönemleri yaşamaktayız. Asıl bizi korkutması gereken şeyde bu olmalıdır. Yoksa bir dergi yayın hayatına son verebilir. Yayın hayatına son vermek ya da ara vermek dünyanın sonu değildir. Bir süre sonra yeni başlangıç için yeniden bir niyet sergilenebilir. Lakin yayın hayatına son verme nedeni olarak, okunmama (manevi) ve sahiplenme (maddi)gibi faktörler var ise işte o zaman insan bir başka dertlenmektedir.

Seksenli ve doksanlı yılların zor zamanlarında hayata yön veren nice değerler, bu çağda sanki tamama ermişiz havasında kaybolmaktadır ya da değer yitimi yaşamaktadır. Olumlu değişime bağlanılan süreçler yaşanmış olsaydı bir nebze anlaşılabilir bir durum ortaya çıkardı. Lakin insanların daha rahat, kolay ve algıya dönük çalışmaları daha çok ön plana çıktığını görmekteyiz. Çıkan yeni bir dergi, yeni bir kitap; bir görsel algının değerini bile taşımamaktadır. Yani insanlar artık görsel okuma yapmaktadır. İmaj üzerine kurulu dünyaya böyle açılım sağlamaktadır. İşlerimizin hak-hukuk-adaletle olan ilişkisi sorgulanmamaktadır. O yüzden hakikatle olan bağımız giderek zayıflamaktadır. Hakikati göz ardı eden insanlar, hakka yol alan şeyleri de görmezden gelmeleri bizleri şaşırtmamalıdır. Lakin bu durum yine de ciğerlerimize acıları çektirmektedir.

Anlaşılan biraz mola verdik. Tefekkür ve sükût vaktidir. Bunca hengâmenin içinde bazen susmak erdem olsa gerekir. Bakalım Mevlam neyler, neylerse de güzel eyler. Yeni bir zaman diliminde tekrardan “Bismillah” demek duasıyla… Selam ve dua ile…

  1. Ali Haydar HAKSAL, Modern Çağda Gençliğin Sanat ve Edebiyatla İlişkisi- BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI SEMPOZYUM- Modern Çağda Gençliğin Anlam Arayışı

 



YAZARLAR