Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Necip CENGİL


Haramla Abdest Alanlar

Necip Cengil'in "yeni" yazısı...


Abdest temizlenmeyi, maddi kirlerden arınarak ilahi huzura durma hazırlığını ifade eder diyebiliriz sanırım. Haram için de, Allah’ın belirlediği hak, iyi sınırlarının dışına çıkmayı ifade eder dersek umarım yanlış ifade kullanmış olmayız. Yazının başlığını ihtiva eden bir cümle kurmak gerekirse; yaşadıkları şehirde içine düştükleri bütün haramilikleri kullandıkları halde kendilerini temiz göstermeye çalışan, hatta yaşadıkları şehrin, her boyutta, geleceğine karar vermek isteyen, halkı ve hakkı hiçe sayma hadsizliğini gösteren kişilerin bu davranışını da “haramla abdest alanlar” ifadesiyle tanımlamaya çalışıyorum.

Bu ifadeyi ilk defa kullanmıyorum. Yıllardır mesela musluğun sonuna kadar açılıp abdest alınmasını gördüğümde de “haramla abdest alınır mı” diye sorarım ve soruyorum. Bu yaklaşımımın temelinde israf, suyun israf edilmesi yatmaktadır. Buna makamların imkânlarının israfını, hesabı verilemeyen sermaye ile yaşanan farklı israfları, halkı aldatmak adına zamanın israfını, bulundukları kurumların imkânlarını kendi çıkarlarına israf edilmesini vs ekleyin. Hiçte göz ardı edilemeyecek bir şekilde israflar gerçekleşmekte ve nice kişi haramla abdest almaktadır.

Bakara suresinde “Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile, günaha saparak, insanların mallarından bir kısmını yemeniz için onun bir parçasını yetkililere aktarmayın.” Buyurulur.

Maide suresinde “Onlar, hep yalana kulak veren ve durmadan haram (suht, her türlü haramı ifade eder) yiyen kimselerdir.” Yine maide suresinde suht kelimesinin geçtiği başka bir ayet “Onlardan birçoğunun günaha girmede, haksızlık etmede ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!” Araf suresinde de doğrudan haram ifadesi kullanılarak mealen “Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” denmektedir.

Hangi kelime ile izah edilirse edilsin, haram fiillerle hayatın anlamını saptırmamak ve Allah’ın hoşnut olmayacağı fiilleri işlememek gerekiyor.

Yukarıdaki ayetleri düşündüğümde bize bazı hassasiyetler öğretildiğini anlıyorum:

  1. Başkasına ait malların haksızlık yapılarak bir başkasının uhdesine geçirilmemesini, bilerek ve tasarlayarak bir kişinin veya toplumun, kamunun malını yemek için yetkililerden, yöneticilerden suç ortakları edinilmemesini…
  2. Yalanla iş yapılmamasını, yalana kulak verilmemesini ve yalan dâhil her türlü haramdan uzak durulmasını…
  3. Gizli açık her türlü kötü işten, günahtan uzak durulmasını, Allah hakkında, haddi aşarak, bilir bilmez konuşulmamasını…

Peki, realitede gördüklerimiz?

Kişi bir makama atanıyor veya seçiliyor, birtakım kirli ilişkiler, ortaklıklar tasarlıyor, toplumun/kamunun malını şahsi tasarrufunda harcıyor ve/veya birilerine yediriyor. Atandığı veya seçildiği yerde yapması gereken asli sorumluluklarını bir kenara itip kendi şahsi birikimler için uğraşıyor, oranın parsasını terk etmemek için yine farklı kirli ilişkiler ve iletişimler kuruyor. Sonra da kendisini temiz göstermek için Allah’tan ve ibadetlerden bahsediyor. Yani yukardaki tanımlamamla söylersek, haramla abdest alıyor.

Bu batıl işlevi de aksatmadan sürdürüyor.

Bütün bunları yaparken, biryandan da şehrin kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına, siyasetine “ayar” vermeye çalışanlar oluyor.

Orada da farklı iki hal ortaya çıkıyor.

  1. Kötüyü, kiri hayatında önemsemeden yaşayanlar, toplumun/kamunun hakkını kendi şahsi hesaplarında, farklı ilişkiler geliştirerek paylaşanlar…
  2. “O gün her topluluk kendi imam, öncü/lider, başkan gördükleriyle hesap vermeye gelecek” anlamını veren ayeti düşünmeden bu kirli ilişkiler kuran kişilerin peşine düşenler… Yani onların aldığı abdesti makbul görenler…

Ve galiba “haramın binası olmaz” ifadesi de bu arada güme gidiyor. Aslında haramla abdest olmaz, temizlenilemez, haramla tasarlanan bina çürük olur, ne zaman altında kalacağınız belli olmaz. Toplumun ortak emeğinin malı olan makam arabalarıyla işlediğiniz haramlar sizi kusar, her halinizle üryan kalırsınız.

Başta bunu yazan olmak üzere, her bir sorumluluk alanın bu konu üzerinde düşünmesi gerekir: Haramla abdest alınmaz!

 

Kaynak: Farklı Bakış

YAZARLAR