Aziz DARICI


Güzel Bir İnsanın Ardından ?Mehmet Yavuz?

Yazarımız Aziz Darıcı´nın "Güzel Bir İnsanın Ardından ?Mehmet Yavuz? adlı yazısı...


İyi ve güzel insanların dünya serüveni kısa sürer.  

Ya Rabb´i onları erken huzuruna çağırır;

Ya kendilerine Rabb´ine erken kavuşmak için erken davranır...

Bu dünyanın keşmekeş hayatını düşününce bu diyarlardan erken ayrılmak için her türlü sebep mevcut. Yeryüzünün kötülük ikliminde, zulüm üreten düzeninde temiz kalmak gerçekten zor. Kokuşmuş hayatın içinde nefes almak, hayata dair umutlar taşımak, zalimlerin iktidarlarına rağmen  ayakta kalarak; insanlığa umut aşılamak gerçekten zor. Hem hakikate dair sizin dediklerinizi dinleyecek kulaklar olmayınca, size dönecek bakışlar başka yerlere çevrilince, kalpler size kapalı oldukça, iradeler başkasına teslim olmayı çoktan seçmişse; peygamberlerin sabrı gerekir ayakta kalmak için... Hz. Nuh´un diliyle ?Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilân ettim, hem de gizlice. Özel olarak kendileriyle konuştum." (Nûh Suresi 5-9)  ifadesi ile kendini bulunca;

O zaman kendilerine Rabb´ine erken kavuşmak için erken davranırlar... Çünkü bu kalbi taşıyacak bir dünya yok artık. Tek gerçek teslimiyetin olduğu makama boyun eğmek, gökten gelecek karara " başım gözüm üstüne"  demek ve kendi sesinden bizlere son çağrısında  "Kemoterapi alıyorum. Evden hiç çıkmıyorum. Doktorlar çok mecbur olmadıkça ziyaretleri yasaklamışlar. Kimse de eve gelip gitmiyor. Ben evdeyim, Kur´an okuyorum, ibadetlere ağırlık vermişim. Ya! Her gün iki üç yere giderdi Mehmet Yavuz, şimdi iki üç aydır tek başına evdedir. İmtihan böyledir. Allah verir de alır da. Verirken de Allah´a şükretmek lazım alırken de sabretmek lazım. O bizim Rabbimizdir. O ne imtihan vermişse içinde bizim için bir rahmet gizlemiştir. Sabredelim."  der ve  huzura erişir yürek.

Bazen de nice değerli insanların (en başta peygamberler) kıymetini bilmeyince, onları kimsesiz bırakınca, gerçek sevgi kaynağı Rabb´imiz; "Ben sana yeterim" diyerekten kendi yanına çağırır. Allah emretti mi; iman eden yüreğe "işittik ve itaat ettik" demekten başka çare yok. Sığınılacak, dayanacak, kavuşulacak başka bir kapı da yok. İnsanların nankörlüklerine dair ayette geçen " Musa dedi ki: «Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin?( A´râf Suresi 155) gün gelmeden evvel, hikmetine binaen; iyi ve temiz insanları kendi katına çağırır. Kaybeden onlar olmaz... Kaybeden ve tükenen onlara gerçekten muhtaç insanlık olur. İyiliğin iktidarı gecikince, mazlum-masum çocukların, muhtaç insanların baharı gecikiyor. Üzüldüğümüz kendi hayatımızın çaresizlik kokan tavırlarımızadır.  Nice peygamberler, nice salih kişiler, âlimler, yiğitler geldi geçti... Herkes kendi heybesinde ne varsa verdi,  onun karşılığı ne ise onu kattı heybesine... Asıl kendi heybemize bakalım içinde ne var... Daha yol yakın iken, daha bu dünyada bir kaç nefesimiz kalmışken son bir kez bakalım kendimize...

Ölüm haktır. En güzel çağrıdır aslında. Allah´a hamdolsun ki ölüm var. Yoksa zalimlerin iktidarları, zenginlerin kibirleri bitmez tükenmezdi. Bu sünnetullah gereği iyi ve kötü olanlara isabet eden hakikat, Allah´ın emri.

Bu emir gereği, Kahta´nın yetiştirdiği İslami şahsiyetlerden Mehmet YAVUZ hakka yürüdü. Hüda PAR genel başkan yardımcılığı, genel sekreterlik gibi siyasi hayatta birçok görevde bulundu. Geçirmiş olduğu rahatsızlık sonucu hastane geçen çetin bir imtihan süreci sonucunda aramızdan ayrıldı.   Ben onu, siyasi kimliğinden çok: İslam´a olan bağlılığı, gençlere olan aşkı, gelecek hayata olan hasreti ile tanıdım. Bir dost, bir kardeş, gibi gördüm... Konuşmalarında ki naiflik, kuşatıcılık ile ümmet ve kardeşliğe olan vurgusu; tüm Müslümanların özlem duyduğu dili yansıtıyordu. Hayatı kırk altısında sonlandı ama yaptıkları, geriye bıraktırdıkları ile daima hatırlanacak güzel işler ve izler bıraktı.

İslam´a adanmış hayatlar ölüm ile son bulmaz. Bilakis ölüm ile yeniden dirilirler. Çünkü sevdiğimiz insanları kaybedince anlarız. Yürek acısını işte o zaman hissederiz. Cenaze töreninde bir kez dahi şahit olduk. Gerçekten değerini bilemediğimiz "Değerliler Kervanına" seni de kattık. Bu yüzen hakkını helal et. Salih bir insan olduğuna herkesin şahitlik ettiği, hayır dualarını eksik etmediği bir günde;  kardeşlerin, sana olan son görevlerine koştular. Ölümü bile güzel kılan bir fotoğraf verdin. O fotoğrafların birinde,  kendi dilinden  ?Allah´ım! Bize öyle bir duruş ver ki, hiçbir düşmanımız kendisine haksızlık yapacağımız gibi bir kaygıya; hiçbir dostumuz kendisine iltimas geçeceğimiz gibi bir ümide kapılmasın.? hissiyatı ile gerçek bir asil ve asli duruş sergilemiştin zaten.

Allah sana rahmet etsin güzel insan...

Ailesine ve camiasına başsağlığı diliyoruz.

Ümmetin başı sağolsun.

Biz ondan razıydık, Ya Rabb?! Sende ondan razı ol...



YAZARLAR