Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


Güngören Çocuk Kitap Fuarı

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun'un "yeni" yazısı...


Okul çıkışı eve giderken telefonum çaldı. Ekranda Hasan Hüseyin Güler yazıyordu. Çıra yayınlarından genç, enerjik, ve girişimci kardeşimdi arayan. 

"Hocam Güngören'de çocuk kitapları fuarı var katılmak ister misiniz?" diye sorunca tebessüm ettim. Fuarlar, okurların yazarlarla buluştuğu, kitapların görücüye çıktığı bir sergi alanıydı. Daha önceki deneyimlerimden biliyordum çocuk kitapları okuyucusu tarafından daha fazla karşılık buluyordu. Bunun için kabul ettiğimi belirttim. 

Güngören Belediye Başkanı Sayın Dr. Mimar Bünyamin Demir'in desteklediği bir proje olan fuar "Çocuklarla Birlikte Daha Güzel" sloganıyla tanıtılıyordu. Bir kitap dostu olan Sayın Bünyamin Demir'in fuarın bütün giderlerini karşılayarak çocukların mutluluğu için büyük bir emek verdiği her halinden belli oluyordu. Buradan ona da tebrik ve takdirlerimi sunuyorum. Çocukların olduğu her yer güzeldi ve çocuklar her şeyin en güzeline layıktı. Çocukların merkeze alındığı bir etkinliğin özellikle tek çocuk bayramı olan 23 Nisan'a da denk getirilmesi oldukça manidardı. Bir nevi bu fuar çocuklara bayram hediyesiydi diyebiliriz. 

Yola çıktığımda İstanbul"da kızım ve damadımı görecek olmam bende ayrı bir heyecan uyandırıyordu. 

Çünkü hayat insanın sevdikleriyle bir anlam ifade ediyordu. 

Kızım Zehra  Sögütlü Çeşme'ye gelip beni karşılandığında çok mutlu olmuştum. O kadar kalabalığın için de tanıdık bir yüz görmek büyük bir mutluluktu. O akşam iftarı damadım Çetin, kızım Zehra ile yaparken insanın bir kuş misali olduğunu düşünüyordum. İnsan kanatsız bir kuştu. Sabah bir memlekette akşam başka bir memleketteydi.

Fuara gideceğim sabah yayınevinden Yusuf Güler kardeşim gelip aldı. Mütebessim ve muhabbet ehli olan kardeşimle gidinceye kadar kısa bir sohbet yaptık. Fuar alanı 15 Temmuz Şehitler Parkı'na kurulmuş büyükçe bir çadırdı. Servisler öğrencileri fuar alanına taşıyordu. Bu arada bu etkinliğe okulların destek vermesini sağlayan İlçe Milli Eğitim Müdürü Ferhat Öztürk beye de teşekkürlerimi sunuyorum. Kitapların yeni dünyalara açılan birer kapı olduğunun farkında olan Sayın Öztürk fuar alanının çocukların neşeli cıvıltılarıyla dolmasını sağlıyordu. O gün Hayallerinin Peşindeki Çocuklar isimli söyleşim vardı.

Fuar organizasyonu üstlenen Kitap Fuarcılık organizatörleri Kamuran Güneri ve Mustafa Cangir'in gelen yazarlarla ilgilenmesi, öğrencilerin fuar alanına taşınması ve çocukların sevdiği kitaplarla buluşmasını sağlamaları çok güzeldi. Yetmiş yayınevi ve yetmiş yazarın davet edildiği organizasyondan bir ücret talep edilmemesi de ayrı bir güzellikti. Bununla birlikte fuarda yirmi okul etkinliği ve yirmi yazarın söyleşisiyle birlikte yedi de halk konferansı düzenlenmiştir. Söyleşilerle yazarların birikimlerinin okurlarla paylaşılmasına imkan tanınması ise daha güzeldi. Benim söyleşim de  çok eğlenceli geçti. Çocukların çocukluklarını yaşadıkları her yer neşelidir aslında. Mustafa Cangir bey söyleşi de çocuklara bir sürpriz yaptı. Soracağım soruları bilenlere kitap hediye edeceğini söyledi. Bunun üzerine çocukların sevinci görülmeye değerdi. 

O gün imza ve söyleşi günüydü. Fuar organizasyonu yapan arkadaşlara şu teklifi de yaptım. Yazarların kitaplarından belli adet alıp öğrencilere, yazar gelmeden dağıtılıp okunmasını sağlayarak bu şekilde bur söyleşi programı olması daha anlamlı olurdu. Bu şekilde hem yazar hem yayınevi hem de öğrenci fuarın etkinliğinden daha fazla istifade edebilirdi. Çocuklara verilen kuponların kitap olarak okulda söyleşiye katılacak öğrencilere verilmesi etkinliği daha da güzelleştirebilirdi.

Belki Ramazan ayı olması dolayısıyla öğrencilerin gelmediği zamanlarda fuar alanı sessizdi. Bu da yayıncıların bu fuarda beklediklerini bulamadıklarını gösteriyordu. 

Mersin'de büyüdüğüm için sahili, denizi, martıları seviyordum. Ertesi gün kızım bunu bildiği için birlikte Eminönü'ne gitmeyi teklif etti. Deniz havası daha gitmeden gönlüme dolmuştu. Oraya giderken yolda Koca Sinan Paşa Medresesini ziyâret ettim. Hizmet Vakfı gelen turistlere hem maddi hem de manevi ikramlarda bulunuyorlardı. Abdullah Akar beyle medresesinin tarihi hakkında biraz sohbet ettik. Osmanlının eğitim anlayışının ne kadar gelişmiş olduğunu orada daha yakından görme fırsatı buldum. Öğrenciler için odalar vardı. Birçok alanda eğitim veriyordu. Koca Sinan Paşa'nın ruhuna bir fatiha okuyarak oradan ayrıldık. Ayasofya ve Sultan Ahmet'e selam vererek Gülhane parkından geçtik. Laleler, güller o kadar güzel kokuyordu ki insanın kendisini doğanın bağrına bırakası geliyordu. Halk gerçekten havanın güzelliğini değerlendiriyordu. Çetin Doğan, Gülhane parkından geçerken Cem Karaca'nın "Ben Bir Ceviz Ağacıyım" şarkısını hatırlattı. Gülhane parkında bir tane bile ceviz ağacı yoktu. Bunun yotumhnu şöyle yaptı. "Sen benim için bulunmaz hint kumaşısın anlamında bir ironi var." Cem Karaca'yı da rahmetle andıktan sonra Eminönü'ne indik. Hafif esen rüzgar gelenleri serin kollarının arasına alıyordu. Bir müddet orada kaldıktan sonra güne ve İstanbul'a veda ederek eve dönüş hazırlığımı yaptım. Kitaplara,  "Başka fuarlarda buluşmak dileğiyle." diyerek Istanbul'dan ayrıldım. Güzel hatıraları heybetle koyduğum bir yolculuk daha bitmişti. 



YAZARLAR