Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


GÖNLÜNÜ GÖL EDEN İNSAN

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun'un "yeni" yazısı...


"Aradım dünyayı, dertsiz yok imiş.

(Karacaoğlan)

 Hintli yaşlı bir usta, çırağının her şeyden sürekli şikâyet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.

"Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "Çok Tuzlu" diye yanıt verdi.

Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:

"Tadı nasıl?"

"Ferahlatıcı" diye yanıt verdi genç çırak.

"Tuzun tadını aldın mı?" diye soran yaşlı adamı, "Hayır" diye yanıtladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:

"Hayattaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.

Gönlünü göl edebilirsen acıları onda yok edebilirsin!

“Her şeye canını sıkma ey gönül!

Ne bu dertler kalıcı ne de bu ömür.”  Mevlana

Gönül insanı olmak ayrı bir şey…

Sorunlar her zaman olacaktır. Sorunsuz bir dünya mümkün değil. Dünyanın en zengini de en güçlüsü de olsan sıkıntılar kaçınılmazdır. Ama her insanın sıkıntısı kendisine göre farklıdır. Ama şunu unutmamak gerekir ki insan anasıl ölümlüyse dertler de neşeler de geçicidir. Fani hayatın baki olan tek yönü bizimle beraber götüreceğimiz iyiliklerimiz ve kötülüklerimizdir. Bunun ne kadar büyük olursa olsun derdimiz elbet bir gün sona erecektir. İşte örnek bir insan Hz Eyüp…

Hz Eyüp (as) karşılaştığı o kadar sıkıntılara rağmen sabretmesini bilmiştir. Hiçbir şekilde başına gelenlerden dolayı Rabbini şikayet etmemiş bilakis şikayetlerini O’na iletmiştir.

İnanan insan dertlerinin büyüklüğü karşısında derdini anlayacak derdinden daha büyük bir Allah’ı olduğunu bilerek gönlünü O’na teslim eder. 

Allah’ı derdinin dermanı gören, derdinden uzak olur. Yeter ki O’na yol bulacak bir kalbe sahip olalım.

Dertlere karşı bir farklı bir bakış açısını da şu şekilde ele alabiliriz.

Tolstoy, Diriliş adlı romanında insanı suya hayatı da nehre benzetmektedir. Su aynıdır. Ama nehrin bazı yerleri dar bazı yerleri geniştir. Bazı yerlerinde engeller bazı yerlerinde inişler vardır. Yani insan nehre göre şekil alır. Bazen daralır bazen rahatlar. Bazen önüne engeller çıkar bazen genişlikler.

Ama su her zaman akar.

İnsan özündeki azmi ve kararlılığı, iradesini ve gücünü fark ettiği zaman bu zorlukların karşısında yılmadan akışına devam edecektir.

Bazen öyle bir engel çıkar ki gidecek yer olmaz. Bu sefer su dolar dolar ve nihayet taşar. İşte o taşkınlık insan için en tehlikeli olan bir süreçtir.

Bundan dolayı insan kendisini iyi tanımalı. Süreci iyi okumalıdır.

Taşmasına neden olacak olaylara izin vermemelidir. O yol kapalıysa kendisine yeni bir yol aramalı ve açmalıdır. Aksi taktirde o yolu zorlamaya kalkarsa sonunda pişman olacağı olayları yaşaması muhtemeldir.

İnsanın taşması aklıyla değil duygularıyla, öfkesiyle hareket etmesi sonucu gerçekleşir. Öfkeyle yapılan davranışlar ise nihayetinde pişmanlıklara neden olacak bir son yaşamamıza neden olur.

Suç işleyen insanların çoğu suçu işledikten sonra pişmanlık duymaktadır.

Akıllı insan bir işin sonunu düşünür öyle davranır.

Cahil insan ise ilk önce eylemde bulunur sonra yaşadığının ne anlama geldiğini fark eder ve pişman olur.

İşte bunun için pişmanlık duyacağımız davranışlarda bulunmak istemiyorsak taşmamıza neden olacak olaylara izin vermemeliyiz.

Dertlere karşı şikayetçi olup onu çözecek bir yaklaşımın içine girmezsek bu kafasını kuma gömen devekuşu hikayesine benzer.

Dertlere karşı mücadele edip onu aşmaya çalışmak inanç ve azim sahibi insanların işidir.

Dertlere karşı verilen mücadeleye rağmen aşılmayacak bir zorluğu varsa yeni arayışların içine girmek gerekir.



YAZARLAR