Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Yusuf YAVUZYILMAZ


Genç Siyasetçiye Öğütler

Yusuf Yavuzyılmaz'ın "yeni" yazısı...


“Öğrencisi Konfüçyüs’e: ‘Şerefsizliğin anlamı nedir?’ diye sorunca büyük Üstat ona şu cevabı verdi: ‘Ülkesi kötü yönetildiği zaman kişinin sadece maaşını düşünmesi; işte şerefsizlik budur.”

(Sayın Vekilim, Ömer Çaha,Liman Kitapları, s: 16)

 

Bir partiye girerek siyasal mücadele yapmayı hedefleyen arkadaşları iyi niyetli buluyorum. Kuşku yok ki, aydın ve entelektüellerin siyasete girmelerinin bir anlamı vardır. Çünkü nitelikli insanların siyasete girmemesinin sonucu, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.

Birkaç noktaya dikkat çekmek isterim. Öncelikle içinde bulundukları yapının hata yapan, yanılan, tarihsel insan tarafından oluşturulduğunu dikkate alsınlar. Eleştirilerini sadece rakip siyasal oluşumlara yönlendirmesinler. Eleştirinin asıl kendi içlerine yapıldığında verimli olduğunu bilsinler. Çünkü karşılarına enerjilerini sadece ötekiler üzerine yoğunlaştırmak gerektiğini söyleyenler çıkacaktır.

Birlikte yola çıktıkları yol arkadaşlarının kendilerini kullandıklarına tanıklık edeceksin. Her siyasal oluşum içinde kendi gelecekleri için sizi kullanan kullanmaya çalışanlar olacaktır. Bu tip insanlar ağızlarından kutsal değerleri eksik etmezler. Konuştukları da son derece ahlaklı olarak kendini lanse edenlerin içi kof bir ahlaksız olduğunu göreceksin.

Dava üzerinden kendilerine bürokraside bir yer arayanlar, eş, dost ve arkadaşlarına ayrıcalık talep edenler çıkacak. Zamanla en kutsal değerlerin bile vekil adayı olmak için çiğnendiğini göreceksin. İçinde bulunduğun Parti’nin hatadan arınmış, sorunsuz bir yapı olmadığını unutma. İnsanın ontolojik olarak hataya açık olduğunu hiçbir zaman aklından çıkarma.

Unutma! Her siyasal oluşumda değerleri uğruna çalışıp mücadele edenler olduğu gibi, bunların üzerinden siyasal kariyer elde eden seçkinler bulunacaktır. Sakın dava ve kutsal değerler uğruna susmayı tercih etme. Eğer haksızlık karşısında susarsan bir süre sonra kendini tanıyamazsın. Büyük alimlerin önemli bir kısmının neden siyaset alanından uzak kaldıklarını düşün. Öte yandan parti içi bir göreve gelmek için rekabet ettiğin kişilerin ihanetine uğrayabilirsin.

Siyasal çalışmalarında önderin Aliya İzzetbegoviç gibi bir ahlak abidesi olsun. Siyasal alanda Makyavelizmin son derece işlevsel olduğunu aklından çıkarma. Milletvekili olduğunda etrafında bir sürü Makyavelist olacak. Sen koşullar ne olursa olsun ahlaki bir noktada durmaya gayret et.

Siyasete atılması düşünen genç dostum, yeni bir siyasal partinin eşiğinde bitmez tükenmez teorik tartışmaların içinde kendini bulabilirsin. Bu durumda sahip olduğun entelektüel derinliğin işine yarayabileceği konusunda kuşkulu ol.

Siyaset ile ilgilenen genç dostum, siyasetin kadro ve ekonomik güç gerektiğinin bilincinde ol. Kadro oluşturmak zor olsa da başarılabilir. Asıl olan ekonomik kaynak bulmak o kadar kolay değildir. Bir işadamı neden bir partiye destek verir diye düşün. Biliyorum benim aklıma gelen senin zihnine de gelmiştir. Ekonomik yardım yapan işadamları büyük ölçüde gelecek kazancını önceleyebilir. Buradaki çelişkinin aşılması da kolay değildir.

Genç siyasetçi dostum, bütün zorlukları aşıp milletvekili olduğunda seçmenlerin verdikleri destek karşılığında birçoğu hukuk dışı isteklerde bulunacaktır. Bulunduğun ortam yolsuzluğa, nepotizme, adam kayırmaya çok elverişlidir. Bu ortama teslim olma riski yüksek bir yolda yürüyeceksin.

Genç siyasetçi dost, siyasete girdiğin andan itibaren ideallerin ve reel politik gerçekliğin arasındaki ince sınırda yürüyeceksin. İdealleri ve erdemlerini bir defa göz ardı edersen, artık kendini tanıyamaz hale gelirsin. Seni bekleyen bir tehlike de dini siyasi idealleri uğruna araçsallaştıranların yanında veya karşında olma ihtimalidir. Dini idealler kendi siyasal ikballeri için insafsızca kullananların varlığı çok incitici ve bir o kadar da gerçektir. Bu noktada tutarlı ol ve dinin sana yüklediği ahlaki sorumlulukları unutma.

Genç siyasetçi dostum, siyasete atıldığında edindiğim entelektüel birikimin pratik alanda pek işe yaramadığına tanık olacaksın. Siyasetnamelerde anlatılan ahlaki ilkelerin siyasette yeri olmadığını kavrayacaksın. Reel politik söylem ahlaksız dünyasına direnmek zor hatta imkansız hale gelebilir. O yüzden yarına dair keskin ve iddialı cümleler kurma. Zamanı geldiğinde verdiğin ve yerine getiremediğin vaatlerin altında ezilirsin. Hayatın insanı verdiği sözler üzerinden sınadığını unutma.

Genç dostum, içinde yaşadığın toplumun çok etnisiteli ve çok kültürlü bir imparatorluk geleneğinden geldiğini unutma! Bu yüzden toplumsal analizler yaparken milliyetçiliğin dar koridorlarına mahkum olmamaya dikkat et. Bir kişiyi eleştirirken kullanılan “Bunlar satılmış Ermeni uşakları” benzetmesi kadar dışlayıcı, dinin temel değerlerine ve insan haklarına aykırı bir ifade yoktur. Bir insan ahlaksız, seviyesiz, yalancı olarak suçlanabilir. Ancak hiçbir insan Türk, Ermeni, Kürt, İngiliz olmakla suçlanamaz. Bir millet ahlaki değerler üzerinden toptan aşağılanamaz. Dolayısıyla bu tip yorum yapanların değerlendirmelerini dikkate almamak gerekir. Bu tip ötekileştirici tanımlamalardan uzak durman toplumsal barış açısından önemlidir.

Bir parti, cemaat ve gruba karşı koşulsuz bağlanmamalısın. Koşulsuz bağlandığın grubun hatalarını da savunmak zorunda kalırsın. Oysa bu yapıların tamamı hataya açıktır. Zira bütün bu yapılar, ontolojisi gereği hataya açık insan tarafından yönetilmektedir.

İçinde bulunduğu gruba koşulsuz bağlanan insan liderini insanüstü bir konuma taşır. Onun hata yapmayacağını inanır ve yaptığı her yanlışta bir hikmet arar. Bu zihinsel tutum seni daima yanlışa sürükler.

Çevrende kümelenen insanların çokluğu, senin ne kadar etkin bir görevde olacağın ile bağlantılıdır. Etrafında sürekli seni öven yalaka ve dalkavuklara değil, seni cesurca eleştiren, hatalarını söylemekten çekinmeyen, yaptığı eleştirilerle sana ufuk açan kimseler bulunsun.

Daha yolun başındasın. Umuyorum seni bekleyen içsel ve dışsal tehlikelerin farkındasın. Siyaset sana şan ve şöhret kazandırdığı gibi, ideallerini hayata geçirebileceğin bir ortam da sağlar. İnsana saygınlık kazandıran bulunduğu makam değil, itibarıdır. Eğer saygınlığın itibarından geliyor ise siyasetten ayrıldığında da insanların sana saygısı devam eder. Saygınlığını bulunduğu makamdan alan kimseler ise, bulundukları makamı kaybetmemek için elinden geleni yaparlar. Bu durum onları bulundukları konumu korumak sürekli ahlaksız davranmaya iter.

Genç dostum, kendini her yönden yetiştirmiş birikimli birisin. Bu yüzden kendinden öncekilere benzeyip, insanların yalakalıklarına aldanma. Zaaflarını ve ihtiraslarını iyi tanı, hiçbir zaman doğruluktan ve dürüstlükten ödün verme, sürekli barışın peşinde ol, ihtiras ve kapristen uzak dur, onurunu ve şerefini her şeyin üstünde tut, muhaliflerini küçümseme ve onlara saygı göster, muhalefette bir enerji olduğunu unutma, sürekli mazlumların yanında ol, toplumun alt katmanlarında olanlarla ilişkini kesme,  insan ilişkilerinde alçakgönüllü ol, tutamayacağın sözleri verme ve verdiğin sözleri mutlaka yerine getir.

Son olarak şunu da unutma: “İyi bir siyasetçi, ateşin içinde kızdırılan ve çekiçle örs arasında dövülen, hırpalanan demir gibidir. Demir, ateş tarafından yumuşatıldığı ve çekiçle güzel şekiller aldığı için mutlu olur. İyi siyasetçinin ateşi halktır, çekicide halkın eleştirisidir. Siyasetçi halkın içine girerek ateşteki demir gibi yumuşamalı, şeklini şemailini almalıdır. Unutma ki, iyi bir siyasetçi eleştiriden ders alarak olgunlaşır, tavını bulur, en iyi kıvamına kavuşur. Kötü siyasetçi ise taş gibidir. Ne yaparsan yap şekle girmez. Fazla dövdüğünde de parçalanıp sağa sola savrulur.” (Sayın Vekilim, Ömer Çaha, Liman Kitapları,s: 73)

Genç siyasetçi dostum, Aziz Kur’an’ın şu öğüdünü asla aklından çıkarma: “İyi iş yapan kendine yapmıştır, kötü yapan da yine kendine yapmıştır.”( Fussilet/46)Siyasette bireysel hırsların ve nefsi isteklerinin sana egemen olmasına izin verme. Sadi Şirazi’nin “ İçindeki düşmanı yok edemeyen, bir gün onun eliyle iktidardan düşer” sözlerini hiç aklından çıkarma.  

 

Yolun açık olsun.

 

Kaynak: farklı Bakış

YAZARLAR