Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Hasan POSTACI


Geleck Partisi Gelecek İçin Ne Vadediyor?

Yazarımız Hasan Postacı'nın Özgün İrade Dergisi 2020 Yılı Ocak sayısında yayımlanan yazısı...


Nihayet kimileri için beklenen, kimileri için ise korkulan oldu ve Ahmet Davutoğlu ve grubu uzun süredir çalışmalarını yürüttüğü partinin kuruluşunu gerçekleştirdi. ‘Gelecek Partisi’ adıyla kurulan partinin amblemi ise yeşil çınar yaprağı. Parti ismi ve seçilen sembol düşünsel arka plan hakkında kısmen bir fikir veriyor. Yeşil çınar yaprağı bir yönüyle tazeliği zindeliği ifade ederken diğer yandan kendi kadim medeniyet iklimimiz açısından çınar ağacı değerlere köklü bağlılığı ve bu bağlılığın uzun ömürlüğünü sembolize ediyor. ‘Gelecek’ ile beraber çınar yaprağı, geçmişin köklü medeniyet değerlerine bağlığın beslendiği ruhla geleceği inşa etme gibi bir misyonu ve vizyonu içselleştirdiği söylenebilir.

Ayrıca canlı bir bitki yaprağı seçilmesi çevresel duyarlılığı ve yerkürenin evrensel sorumluluğu bağlamında tüm canlı ekosisteme yönelik bir sorumluluk ve duyarlılık vurgusunun altı çizilmeye çalışıldığı bağlamında değerlendirilebilir.

Partinin kurucular listesi kamuoyuyla paylaşıldı. Birçok isim zaten biliniyordu. Kurucular arasında Etyen Mahçupyan gibi isimlerin yer alması sürpriz oldu. Sanırım Mahçupyan ilk kez bir siyasi parti üzerinden aktif siyaset sürecine giriyor. Tabi kurucular listesi dışında özellikle örgütlenmelerde kimlerin olacağı, il ve ilçe teşkilatlarında kimlerin görev alacağı partinin siyasi başarısını birinci dereceden etkileyeceğini belirtmek gerekir.

Ak Parti ile yaşanan deneyimi en derinlikli analizleri sanırım Davutoğlu ve ekibi tarafından mutlak yapılmıştır. Bu bağlamda olası tehditler ve fırsatları iyi analiz etmek oldukça önemli olduğunu bilinen bir durum. Bu bağlamda ‘Tek Adamlık’ handikabına düşmemek ve Davutoğlu üzerinden bu durumu iyi yönetmek gerekir. Şu ana kadar Davutoğlu ismi dışında ikinci üçüncü bir ismi partiyle özdeşleştirecek düzeyde görünür olmadığını bir not olarak düşmek gerekir.

Davutoğlu’nun partinin siyaset anlayışını paylaştığı açıklamaları, Ak Parti’nin ilk kuruluş değerleri ikliminde vurgular içeriyor. Yaşanan sorunların tespiti bağlamında önemli analizler ortaya koyan Davutoğlu, Ak parti içinde genel başkanlık dahil birçok üst düzeyde görev yapmış biri olarak bu durumların oluşmasındaki rolü veya payı anlamında gelen eleştirilere en etkili yanıtı yeni kurulan partideki siyaset yapma anlayışı ve pratikleri ile ancak verebilir.

Ahmet Davutoğlu’un, Ak Parti’nin en güçlü ve iktidar olduğu bir süreçte yapması, özellikle başta İslami çevreler olmak üzere  psikolojik bir duvarın yıkılması anlamında önemli bir kırılma etkisi oluşturacaktır.  Bu yeni süreç Ak partinin hatalarına karşı şimdiye kadar baskılanan eleştirel yaklaşımları cesaretlendirecek ve maslahata endekslenen suskunluk, sabır ve korku ikliminin dağılmasını kaçınılmaz olarak beraberinde getirecektir.

Ak Parti’nin iktidar gücü karşısında sadece sözleri ile ortaya çıkan Davutoğlu daha şimdiden iktidarın önemli operasyonlarına maruz kalmaya başladı. Şehir üniversitesi olayında, bir diğer muhalif çıkış olan Ali Babacan’la birlikte yolsuzluk yapmakla açıkça suçlanan Davutoğlu, daha sert bir karşılık vererek mal varlıklarının meclis tarafından incelenmesi teklifini getirerek iyi bir siyasi hamle yaptı. İktidarın benzer operasyonlarının süreceğini bu bağlamda ayrıca belirtmek gerekir.

Gelecek Partisi’nin, mevcut duruma yönelik eleştirirleri kadar kendisinin nasıl bir siyaset anlayışıyla, söylem, duruş ve programla hareket edeceği de önemlidir. Bu bağlamda sisteme yönelik tanımlamaları ve yapısal yaklaşımları yanında iç ve dış politikadaki değer ve ilkelerinin neler olacağının netleşmesi gerekir. Bu bağlamda ana dosyalar; yeni anayasa, yeni başkanlık sistemi uygulamaları, Kürt sorunu ve bu bağlamda anadil eğitimi, temel hak ve özgürlükler ile ilgili yeni düzenlemeler vb., yargı sistemi, ekonomiye yönelik temel politikalar, dış politikadaki temel ilkesel yaklaşımlar gibi ana konularda yaklaşım, program ve projelerinin somutlaşması gerekir. Davutoğlu’un açıklamalarında kısmen bunların izlerini görmek mümkün, ancak bu yeterli değil. Proje ve program bazında net somut bir yol haritasının ortaya çıkması gerekir. Aksi durumda güçlü bir iktidar karşısında yıllardır CHP ve diğer partilerin yaşadığı kadüklüğü paylaşmaktan öte güçlü bir etki ortaya koyamaz.

Gelecek Partisi’ne gelen eleştirilerin başında, bir proje partisi olduğu ve temel amacın Ak Parti iktidarını ve özelde Erdoğan başkanlığını hedef aldığı yönünde değerlendirmelerdir. Mevcut başkanlık sisteminde ittifakların belirleyici olması ve Gelecek Partisi’nin oy tabanını Ak partiden alarak bu süreci hızlandıracağı yönünde yaklaşımların haklılık paylarının olduğunu görmek gerekir. Bu durumu ancak Gelecek Partisi’nin duruşu değiştirebilir.  Sadece Ak Parti karşıtlığı üzerine kurulan bir siyaset yapma handikabına düşmemesi gerekir Davutoğlu ve ekibinin.

Özellikle Türkiye İslami mücadele sürecinden gelen Davutoğlu’nun paradigmal yaklaşımının ana hatlarını da doğal olarak bu iklim oluşturacaktır. Türkiye’de siyasal ve toplumsal değişimin kuşkusuz en güçlü dinamiklerinin beslendiği iki ana damardan biri olan İslami mücadele birikimi, Ak Parti ile yaşanan deneyimi özümseyerek, derinlikli bir eleştirel süreçten geçirerek sosyo-politik değişimi bir üst niteliksel aşamaya geçirebilir. Kuşkusuz bu entelektüel potansiyel İslami mücadele birikiminde fazlasıyla vardır.

Bu yapılırken özellikle Ak Parti iktidarının son sürecinde, ahlaki zaaf ve çözülmelerle, yıpranmış, güvenini kaybetmiş, örselenmiş, özellikle genç kuşaklar üzerinde saygınlığını yitirmeye yüz tutmuş sivil İslami toplumsal mücadele temsilinin kendi asli ilke, değer ve misyonuna ve bu bağlamda önceliklerine etkili bir silkinişle dönmesinin elzem olduğunun altını çizmek gerekir.

Ortaya çıkan tüm haksızlıkların, mağduriyetlerin, ahlaki çürümenin Ak Parti üzerinden İslamcılığa kesilerek duygusal bir öfkenin üretilmesini, küresel istikbarın yeni bir siyaset mühendisliği olarak görülmesi gerektiğini de bu bağlamda yeni bir siyasi aktör olan Davutoğlu ve ekibine, yeni kurulması beklenen siyasi diğer partilere hatırlatmakta yarar var. Bu değirmene su taşımak ayrı bir manipülasyona alet olmaktan kurtulamamak olduğunun altını çizmek gerekir.

Diğer ana damar olan ve kendini Kürt sorunu üzerinden gösteren siyasi çizginin de aynı eleştirel süreci HDP üzerinden gerçekleştirmesi ve küresel istikbarın araçsallaştırdığı silahlı mücadele iradesinin vesayetinin aşılarak sahici, özgürlükçü, sivil siyasal mücadele anlayışının hak ve özgürlükler merkezli hasasiyetlerle yeniden şekillendirilmesi gerekir.

Geleceğin Türkiye’sine yürümek isteyen siyasi aktörlerin, ilke ve değer merkezli toplumcu siyaset anlayışı üzerinden yeni bir güven iklimi oluşturması kaçınılmazdır.  Gelecek Partisi’nin bu etkili kuşatıcılığı sağlayıp sağlayamayacağını ise zaman gösterecek.  

 



YAZARLAR