Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



MEHMET SEBAH YİĞİT


Fast Food Kuşağı Kolaylığı

Mehmet Sebah Yiğit'in yeni yazısı:


Tüh Şeytana.

Ben ne yapabilirdim?

Gibi savunmalar ile topu sürekli taca atmaya çalışan insanlar yığını arasında zulüm ve zalim gibi kavramları yeniden gündem etmeye çalışmak....

     Zulüm,  güç kavramı üzerinden birilerini ezmek veya tahakküm altına almaktır. Bir şeyi yerinden başka yere koymaktır. Başkasının mülkünde tasarruf etmek ve haddi aşmaktır diye de tarif edilir.

      Diğer bir tarife göre zulüm, bir kimsenin meşru hakkına tamamen veya kısmen tecavüz etmektir. Zulmedene zâlim denir.

    Ne Zulm Eden Ol Ne de Zalim Ol

       İslâm’da hem kalbî hem bedenî zulüm yasaklanmıştır.  Kalp ve kalıp, Allah’ın mülküdür ki kişiye geçici olarak emanet olarak verilmiştir. Kalpte bulunması gereken, Allah’a, Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Hz. Peygamber’in getirdiğine iman; kalıpta bulunması gereken, imana uygun sâlih ameldir.

       Eğer kalpte şirk bulunursa, kalbe zulüm; eğer bedende fısk/itaat sınırından çıkma olan günah bulunursa bedene zulüm olmuş olur.

       Aynı şekilde başkasının mülkü olan, can, akıl, din, nesil ve mal güvenliği ellerinden alınır da bu haklara tecavüz edilirse bu da zulümdür ki en göze çarpan bu zulümdür.

       Cabir’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

       “Zulümden sakının! Çünkü zulüm, kıyamet gününde (zâlimler için) karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de sakının! Çünkü cimrilik, sizden öncekileri helâk etmiş, onları birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramlarını helâl saymaya sevketmiştir.” (Müslim, Birr, 56.)

      Doyumsuzluk Zalimliğe Açılan Kapı

    Doyumsuzluk: Mal ve makam hırsına iter ve her türlü hatayı yapmaya; yanlışları  doğru saymaya, Ahsenel Takvimden uzaklaşmaya, nice büyük kusurları  işlemeye sevk eder.

      Zulüm, dil ile de el ile de yapılmaktadır. Eğer kalbe Allah korkusu yerleşirse dil ve bedenden sadece doğru olan çıkar.  Şayet kalpte Allah korkusu ve hesap düşüncesi yoksa o kişinin dilinden hakaretler, kalp kırmalar, sövmeler, iftiralar, yalanlar ve gıybetler çıkabilir; elinden de her türlü zulmü ifade eden kötülükler çıkabilir. Zira dil ve beden kalbin tercümanıdır ve her kap da içindekini dışına sızdırır.

ALLAH ALLAH DİYE BAĞIRANLAR NEDEN SUÇ İŞLİYOR?

Bu soruyu duyar gibiyim.

  Menfaatler esir alınca hakikat en son konuşulan şey olmaya başlıyor. Bugün insanlık kendi çıkarları uğruna binler olumsuzluğa kulak tıkar hale geldi. Herkes hep birlikte;

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.”

Demeyi alışkanlığa dönüştürdü...

İşin en acı tarafı ise  ‘Cami Cemaatinin’ şerri.

Dinin sahibi Münafığı ya da Fasığı tanır.  Tanıma problemi yaşayan, kanan ise dinden bihaber olanlardır.  Hal böyle olunca zalim çok hızlı alan buluyor.

Dünden bugüne  din, ulus  gibi kavramlar hep zalime zırh olmadı mı?

Din halkın afyonudur, (Almanca aslı Die Religion ... ist das Opium des Volkes) Karl Marx'ın çok alıntılanan bir sözüdür. Marx'ın 1843 yılında kaleme aldığı Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı.

Marx'ın bu sözünü doğrudan dine saldırı olarak almak yerine eleştirel yaklaşabilmeyi öğrenmek daha  daha faydalı olmaz mıydı?

Dini ‘oku’ emrine uygun öğrenmek yerine birilerinden duyan, dinin hep ceza kısmı  ile  ilgili korkutulan, şükür adı altında yoksulluğa alıştırılan ve zengin bürokrasinin  rahatına ses çıkarmama üzere otoriter bir algı ile denetim altına alınan  kitle için din afyon değil de nedir?

Doğru algılamak ve hakikate uygun çıkarımlar yapmaktır önemli olan.

Afyon olan indirilmiş din mi?  Uydurulmuş din mi?

KİMDİR  ZALİM ?

Gerçek insan çevresine dili ve eli ile zararlı olmayıp faydalı olan; yanlış yapmışsa hemen yanlıştan kaçan, yani arınıp  yanlıştan uzak duran kişidir.

       Devlet malını haksız yere yiyen veya çalan kimse de zâlimdir.

       “Şüphesiz ki, haksız olarak Allah’ın malını kullanan kimseler, kıyamet gününde cehennemi hak ederler.”

     (Buhârî, Humus, 7.)

       Allah’ın malından kasıt, beytü’l-mal denilen devlet hazinesidir. Devlet hazinesini haksız yere ve meşru olmayan yollarla harcamak ve sarf etmek, zalim olma beratını törenle almak demektir.

         Bu mallarda haksızlık, devlet başkanından izinsiz kullanmak, hakkı olan ücretten daha fazlasını almak, hissesine düşen paydan daha çoğunu sahiplenmek...

Sesiz kalan ve halkın çektiği acıdan habersiz davranan devlet başkanı da zalimdir unutmamak gerek !

       Devlette görev yapanların, hangi şekilde olursa olsun, elde ettikleri haksız kazançlar haramdır. Allah’ın malı sayılan âmme mallarına, devlet hazinesine ihanetin cezası ise cehennemdir. Çünkü kamunun mallarında toplumun her ferdinin hakkı vardır, dolayısıyla bunlar kul hakkıdır. Kul hakkını haksız kullanmak zulümdür. Zulmün cezası ise cehennemdir.

      ZULÜMDEN KURTULMANIN ÇARESİ:

Zalime dur diyecek olan ancak ve ancak hakikati hakikatin sahibinin emrettiği gibi öğrenenlerdir.

 1. Öncellikle  kendini terbiye etmek.

2. Nefsi akla, aklı da hakikate tabi kılmak.

3. Bilgiyi kaynağından öğrenmek.

4.  Her iyi konuşanı bilge veya alim görme hastalığından kurtulmak.

5. Hırsızların, yalancıların ...kazanç kapısı olarak gördükleri alanlarda çok detaylı bilgi sahibi olduklarını unutmadan bir irade ortaya koymak.

(Din Tüccarları, Bayrak, Vatan, Dil gibi kutsallar üzerinden rant devşiren sahtekarlar...)

Okuyup derinlikli düşünebilmeyi başardığımız yarınlara..

YAZARLAR