Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


"Ey Iban edenler" ve Kusulan Nefret

Her şeyden önce insan (olabilen) bir dinin kutsalıyla alay etmemesi gerektiğini bilmelidir. 


 

 

Özellikle yaşadığı toplumun en hassas değeri olan Kuran ayetlerini espri konusu yaparak toplumda bir infiale neden olacak sözlerin o dine inanan insanlar açısından nasıl algılanacagını düşünmesi gerekir. 

Ayetler, espri konusu edilecek bir unsur olarak görülemez ve bu kişinin özgürlüğü olarak ele alınamaz.  Böylesine alçakça, aşağılık bir yaklaşım söz söyleme, yazı yazma, düşüncelerini ifade etme hakkı olarak değerlendirilemez. Ve bu gazetecilikle değildir. 

Gelen yoğun tepki, eleştiri ve rahatsız olunduğunu bildiren mesajlar sonrası twetin kendisine ait olmadığını dile getirmesi ise aslında böyle bir karşılık beklemediğini bilakis kendi gibi düşünenlerden takdir ve beğeni beklentisi içinde olduğunu göstermektedir. 

Yeni twetinde inançlı arkadaşlarından  bahsederek; "Gerçekten imanlı arkadaşlarımın uyarısı ve ricasıyla bahsi geçen Ibanla ilgili esprinin metin yazarı ben değilim. Twitter sayfama gelen retweet yöntemiyle gelen bir mesajdı." Bu sözlerin kendisine ait olmadığını dile getirerek inkara yönelmektedir. Ama bu twitin birçok kere retweet edilmesine engel olmayarak yaygınlaşmasından dolayı içten içe mutluluk duyarken yaşadığı haz kendisine yandaşları tarafından takdir ve tebrik olarak dönmektedir. Ve bundan büyük haz duyarken twitin retweet olduğuyla ilgili bir açıklama yoktur. 

Halkın duyarlılığının sonucunda iyi bir kıvırma yöntemi. Ve bu anlayış, bu yazı gazetecilik olarak lanse edilerek bir gazetecinin masum bir twitter mesajıyla tutuklandığı ifade edilmekte, inanca karşı nefretlerini gizleyenlerin sayfalarında. Hakan Aygün, bu sözleriyle aslında ne olduğu bilinmesine rağmen böylesine herkesin birlik içinde olması gerektiği bir zamanda ayrıştırıcı, aşağılayıcı ifadelerle kimlerin yanında olduğu mesajını yenilemektedir. Özellikle Cumhurbaşkanı üzerinden rant elde etmek istemektedir. 

Bir konuyu eleştirmek ayrı, konu üzerinden kutsalı hedef almak ayrıdır. Milli Dayanışma çağrısıyla ilgili bir çok yazar, gazeteci sayfalarında eleştirel yazılar kaleme aldılar. Katılırız katılmayız ayrı ama bu konu halkın en hassas değerini alaya alacak şekilde asla ifade edilemez. 

Kur'an, ahiret, inanan insanlar kişinin mizahının konusu olamaz. 

Bununla ilgili bir çok belediye de böyle bir çağrıda bulundu. Onlarla ilgili yazı kaleme almak işine gelmediği ve beğenileri, menfaati oradan devşirdiği, aynı kulvarda koştuğu için alaycı bir tutumun içine girememektedir. 

Aslında insan dil kovasıyla kalp kuyusunda ne varsa onu çıkarır. Dile getirdiği şeyler içinde gizlediklerinin ipucunu vermektedir. Ve Rabbimiz böyle insanların kalpleriyle ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır. 

"Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler. Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar. İşte onlar, hidayete karşılık dalâleti satın alanlardır. Ancak onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girememişlerdir." (Bakara/14-16)

Bu şekilde ayetlerle alay ederek bir kazanç elde etmek istemiştir. Bu dünyada bile bir kazanç elde edemeyenlerin ahiret kazancı ise çok ama çok büyük olacaktır. Çünkü onlar için mükafat olarak hazırlanmış cehennem bütün ihtişamıyla hazır beklemektedir. Zorda kalınca "inançlı arkadaşlar" diyerek sözde kendisinin de inananlardan olduğunu ima ederek kamufle olmaya çalışmaktadır. 

Ve bu tür alaycı yaklaşımlar inançsız insanlar tarafından dile getirildiği zaman gösterilen tepkilere hemen savunma modunda Egemen Bağış'ın Bakara makara sözleriyle karşılık vermektedirler. Sanıyorum o söze verilen tepkilerin ne derece şiddetli olduğu gözardı edilmektedir. Ve bir başka husus ise bunun montaj olduğunu ve bunun kendisi tarafından reddedildiği gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. 

Kısaca bir yanlış varsa bu yanlış asla bir başka yanlışı doğru yapmaz. 

Bu millet özünde İslamı benimsemiş,  Kur'an'ı ve peygamberi bir değer bilmiştir. Bunun için bu milletin değerleriyle alay etmek, hakarette bulunmak,  küçümsemek kimsenin hakkı ve haddi değildir. 

 

 



YAZARLAR