Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


EŞLER ARASINDA SORUMLULUK

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun'un "yeni" yazısı...


Sorumluluğunu üstlenemeyeceğiniz bir hayata talip olmayacaksınız. Çünkü aile her şeyden önce sorumluluk temelinde yükselir. Burada daha önceden söylediğimiz bir sözü hatırlatmakta fayda vardır; Evlilik sevgi ile başlar sorumluluk ile devam eder. 

Sorumluluğunu kaybeden eşlerin bulunduğu ailede sorunlar sıradan olaylar olarak karşımıza çıkar.

Sorumluluğun gerçekleşmediği ailelerde sorunlu bireylerin olması kaçınılmazdır.

Eşler her şeyden önce birbirini birer birey olarak görüp ayrı şahsiyetler olduğunun farkında olmalıdır. Evlilik eşleri birbirinin kölesi, eşyası, malı haline getiren bir sözleşme değildir. Yani evililik asla kölelik sözleşmesi değildir.

Eşler can, mal, namus emniyeti konusunda birbirine karşı sorumludur. 

Bir evde eşlerden birisi herhangi bir zarara uğrayacağı endişesi taşımamalıdır. Öfkelendigi, psikolojisi bozulduğu, canı sıkıldığı zamanlarda  bunun hıncını eşinden çıkarma yoluna gitmemelidir. Çünkü eş rahatlama torbası değildir. Sesimizi, yumruğumuzu, öfkemizi üzerine boşaltacağımız bir nesne değildir. 

İnsan, bir başkasının psikolojik sorunlarını, madde bağımlılığını, şiddetini, ihanetini, degersizleştirmesini çekmek için evlenmez.

Evlilik huzur ve mutluluk dolu bir hayat yaşamak için gerçekleştirilir. 

Eşe karşı en önemli ilke ona insan olarak değer vermektir. Eşlerden birisi asla diğerini ailesinden, işinden, kazancından, soyundan, mevkisinden vb nedenlerden dolayı aşağılayıcı yaklaşım içine girmemelidir. 

Eşler arasındaki en önemli sorumluluklardan birisi ekonomik kazançtır. 

Emeksiz yemek olmaz, yemeksiz MUTLULUK olmaz. Aşı pişirecek, ocağı kaynatacak bir gelirin olmadığı veya gelirin kötü alışkanlıklara aktarıldığı evde huzurun olması mümkün değildir. Bunun için ekonomik sorumluluk önemli bir zorunluluktur. Birçok ailenin yıkılmasına, şiddetli geçimsizliğe, öfke ve nefrete neden olan olayların temelinde ekonomi yatmaktadır.

Eşi çalışmayan erkek evin ekonomik giderlerine karşı sorumludur. Bu sorumluluğu küçük çocuklarına veya eşine yüklemeye çalışan erkek sorunlu bir bireydir. Kendi kişisel ihtiyaçlarını ve bağımlı olduğu maddeleri (sigara, alkol, esrar,  eroin,  vb.) almak, kumar ve benzeri oyunlar için ailesinin geçimini kısan erkekten ne koca ne de baba olur. 

Kadın da ev hanımı olarak evin temel işlerine karşı sorumluluğunu yerine getirerek evde huzurun, temizliğin, mutluluğun temellerini atmalıdır. Eşinin kazancını israf olacak ve evin huzurunu bozacak şekilde har vurup harman savurma hakkına sahip olmadığını da bilmelidir.

Bununla birlikte erkek, çalışmayan eşini, eve getirdiği yiyeceklerden, aldığı giyeceklerden, harcadığı paralardan dolayı başa kakarak onu ezik bir pisikoloji içine sürükleme hakkına sahip değildir.

Çalışan kadının eşi maço ayağına yatıp, sabahtan akşama kadar çalışan eşine hiç yardım etmeden ayak ayak üstüne atıp sözde erkekliğin keyfini çıkarma lüksüne sahip değildir. O da mutfakla, bulaşıkla, temizlikle sorumludur. 

Zor mu geliyor? O halde ya hanımını çalıştırmayacak ya da eve bir dadı (çocuk bakımı ve evin diğer hizmetlerini görecek yardımcı bir eleman) alacaktır. 

Yok öyle üç kuruşa beş köfte!

Kadın hem dışarıda hem de evde çalışacak! Yani kadının biten bir mesaisi olmayacak. Kısa bir koşturmadan sonra dışarıda biten mesaisine ev hanımlığıyla devam edecek. Ya erkek! İşi bittiği zaman keyfine bakacak! Ve bu davranış eşler arasında eşitlik olacak öyle mi? Bu, sorumluluğun aile de kadın aleyhine bozulmasından başka birşey değildir.

Sorumluluk görevleri paylaşmaktır. 

Yorgun gelen eşi (evde kim varsa dışarıdan geleni) kahveyle, güler yüzle, sevgiyle, bir buseyle dinlendirebilmektir.

Sorumluluklarımızdan birisi de hastalanan eşin sağlık sorunlarına duyarsız kalmamaktır. Hastalığını tedavi ettirmek ve bize olan inancını perçinlemek için soruna karşı duyarsız kalmamaktır. Hele babasının evini bahane ederek onu ezmeye çalışmak asla kabul edilebilir bir şey değildir.

"Ya beni kandırmışlar. Hasta hasta seni, bana vermişler! Hastalık hastası mısın?"

Belki bunu şaka gibi söylüyor ama alttan alta da laf sokmuş oluyor. Eşimizin hastalığında yanında olmamız en büyük sorumluluklarımızdan birisidir.

Canı sıkıldığında dert ortağı olmak, ona aile olmanın mutluluğunu yaşatmak, öfkeliyken susup sakinleştiğinde sorununu öğrenmek. Öfkeye öfkeyle karşılık vermemek.

Eşlerin biribirine karşı sorumluluğunu özetleyecek olursak;

Duygularda sorumluluk; Üzüntüsünü, sevincini, stres ve sıkıntısını fark etmek ve yanında olmak. Cinsellikle ilgili duygularını dikkate almak ve onu sanki eşi yokmuş gibi hissiz bırakmamak. Gözünün dışarıya kaymasına neden olacak şekilde duygusuz davranmamak. Ki günümüzde bununla ilgili çok örnekler görüyoruz.

Davranışlarda sorumluluk; Eşimize karşı şiddet olacak herhangi bir davranışta bulunmamak. Ona baskı yapmamak. Kölemizmiş gibi davranmamak. Birilikte vakit geçirerek değerli olduğunu hissettirmek. Yaptıgı en ufak bir yanlış davranışta hemen ipleri koparmamak, yanlışını düzeltme şansı vermek. Ancak yanlışını yaşam tarzı hâline getirene, aile yaşantısını ceheneme çevirene de gereken karşılığı vermektir. Boşanmak bu hususta cehenneme çevirilmiş bir evlilikte ısrar etmekten daha iyidir. 

Geçimde sorumluluk; Evin giderlerini karşılayacak bir gelire sahip olmak ve bundan dolayı asla başa kakacak davranışlarda bulunmamak. Eşlerin bu konuda kazanımlarının ortak bir havuzda toplanıp, kazançlarından dolayı birbirine söz söylememek. İsteklerinin, ihtiyaçlarının farkında olmak. 

Hastalıkta sorumluluk; Rahatsızlandığı, hastalandığı zaman kendisini yalnız hissetmeyecek şekilde yanında olmak. Hastalığıyla alay etmemek,

İnançta sorumluluk: Ailde inancın etkin olması noktasında eşlerin birbirine destek vermesi ve bu konuda kırıcı olmayan bir uyarıcılıkta bulunmasıdır. Farklı inançlara sahip olan eşlerin inançları noktasında birbirine baskı ve şiddete yönelik yaklaşımlarda bulunmamasıdır. Evlenirken farklı düşünce, inanç, yaşam tarzlarının farkında olanların evlendikten sonra bu farklılığı geçimsizliğin nedeni yapmamalarıdır.



YAZARLAR