Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nejdet DEMİREL


ERDOĞAN TEHDİT ALTINDA 

Nejdet Demirel'in yazısı;


 

 

SSCB'nin çökmesiyle birlikte çift kutuplu soğuk savaş dönemi sona ermiş ve dünya yeni bir sistem arayışına girmiştir. Kurgulanan küresel sistemin inşasında söz sahibi olmak ve kritik süreci lehlerine çevirmek isteyen devletler tüm enstrümanları kullanarak örtülü bir savaş vermekteler. Bu bağlamda suikastler tarihin her evresinde sıkça baş vurulan en etkili savaş yöntemlerinden biri olmuştur. Belirlenen hedefin yok edilmesi ateşli silahların kullanılmasının yanında çağın gereksimine göre farklı yöntemlerde kullanılmıştır. Zehirleyerek öldürme bildik yöntemlerin başında gelmektedir. Teknolojinin bilimin gelişmesi ile birlikte kullanılan suikast aparatları da değişkenlik gösterdiğine şahit olmaktayız. Bombalama, uçak düşürme, yiyeceklere siyanür katma ve değişik ilaçlar kullanılarak kalp ritmini zamana yayarak durdurma şeklinde uygulandığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla Türkiye Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğa'nın ülke çıkarlarını önceleyen bağımsız politikalar kullanma araçlarını devreye sokması, kimi istihbarat örgütleri tarafından Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef haline getirmiştir.

Cumhurbaşkanına muhtemel bir suikastı, kim yapabilir, bu şer ittifakı kimlerden oluşabilir diye bakıldığında, (ABD, AVRUPA , İSRAİL ve BAZI ARAP DEVLETLERİ) ön plana çıkmaktadır. Bu küresel çete, Erdoğan'a olan nefret söylemini gizleme gereği bile duymuyor artık. Özellikle batıda yayın yapan bazı TV kanalları, Erdoğan'a nasıl bir suikast yapılabilir veya hangi yöntemler kullanılarak iktidardan alaşağı edilebilir diye detay vererek tartışma programları düzenlemekteler. 

Peki Erdoğan hedef alınarak amaçlanan ne olabilir? 

Uluslararası yayınlanan ekonomik verilere bakıldığında bunun izlerini görebiliyoruz. Son dönem ortaya konan siyasi irade, bir çok ülkenin dikkatini çekmiş ve Türkiye'nin yakından takip edilmesi sonucunu doğurmuştur. Ekonomi, sağlık, İnsan Hakları, milli yazılım ve sosyal devlet kavramının ön plana çıktığı pekçok alanda baş döndürücü ilerlemeler kaydedilmiştir. Bunun sonucu olarak Türkiye dünya sıralamasında hızlı büyüme trendi gösteren ülkeler arasına girmeyi başarmıştır. Bu süreçte Recep Tayyip Erdoğan, bağımsız politikalar takip etmiş ve bununlada yetinmemiş müslüman toplumların sorunlarına el atarak onları kucaklayıcı bir siyaset takip etmiştir. İzlenen bu siyasi pozisyon : ABD, NATO ve bunların emir kulu ülkeleri tedirgin etmiştir. Türkiye'ye karşı içeride ve dışarıda sahneye konan her türlü entrika kumpas denemeleri sonuç vermeyince, dünyayı dizayn etmeye çalışan kolkektif akıl sahiplerini başka arayışlara itmiştir. Türkiye'nin mutlaka durdurulması gerektiğinine inanan bu şer koalisyonu, Erdoğan'ı ortadan kaldırmakla, Türkiye'nin güçlü devlet olma iddasından ilerleyeşinden ve bulunduğu coğrafyada söz sahibi olma çabasının önüne ancak bir suikast ile geçebileceklerine inanmaktadırlar. 

Erdoğan'a yapılması düşünülen muhtemel bir suikast iddiası, Cumhurbaşkanının güvenliğinden sorumlu birimler tarafından yabana atılmaması ve üzerinde ciddiyetle durulması gereken hassas bir konudur. Suikasta dair endişemizin yersiz olmadığına birden fazla örnek sunabiliriz. 

Şimdi bu örneklere sırasıyla bakalım. 

ABD ve Avrupa'ya ziyarette bulunan ve sonrasında ani ölümler yaşayan Afrikalı liderlerden bazıları :

. Nijerya Devlet Başkanı "Umaru Musa Yaradua" 

. Malavi’nin Devlet Başkanı "Bingu va Mutharika" 

. Gana Devlet Başkanı "John Atta Mills’ti"  

. Etiyopya Başbakan "Males Zenavi" 

. Zambiya Devlet Başkanı "Machael Sata" 

Hayatlarını kaybeden Afrikalı bu devlet başkanlarının ortak özellikleri, ABD ve bazı Avrupa devletlerinin politikalarına karşı çıkmış ve bağımsız siyasi bir anlayış ortaya koymuş olmaları idi. Haliyle bu durum onları hedef haline getiriyordu. Şüpheli şekilde ölen Afrikalı bu liderler ne hikmetse, ABD ve Avrupa'ya yapılan seyahat akabinde bulundukları ülkelerde değişik sağlık sorunları neden gösterilerek, tedavi sonrası ölüm haberleri basınla paylaşılmıştır. Veya ülkelerine döndükten kısa bir süre sonra, Afrikalı bu liderler, değişik sağlık sorunları sebep gösterilerek ölüm haberleri komuoyuna duyurulmuştur. 

Farklı yöntemler kullanılarak bir türlü ortadan kaldırılan, Afrikalı liderlerin yerine seçtirilen parti liderleri, göreve gelir gelmez ilk icraatları, ülke kaynaklarını batılı şirketlere peşkeş çekmek olmuştur. Nitekim Kalp krizi sonucu ölen Malavi Devlet Başkanı Bingu va Mutharika'nın yerine geçen, "Joyce Hilda Banda" seçimleri kaybetmesinin nedeninin, batılı ülkeler olduğunu söyleyerek yönetimde kaldığı süre içinde hep onların isteklerini yerine getirdiğini ve bu yüzden Malavi halkının kendisini tercih etmediğini söyleyerek tarihe not düşecekti. 

Yakın döneme baktığımızda ;

gazeteci, akademisyen, yazar bilim adamı yüzlerce tanınmış simanın şüpheli ölümü tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Şüphe ile karşılanan ölümlerden iki örneğin üzerinde durmak istiyorum. Venezuela Devlet Başkanı Hugo Cevaz, ve akademisyen yazar Aytunç Altındal'ın ölümü normal ölümden öte bir suikasti çağrıştırmaktadır. NATO aleyhine konuşmalar yapıp konferanslar veren Aytunç hoca vefatından kısa bir süre önce şu açıklamayı yapmıştı :

Biyopsilerim yapılmıştı, tertemiz çıkmıştı. İki ay öncesine kadar hiçbir şeyim yokken, bir ay içinde tüm vücudumu kanser hücresi sardı. Fransa’da nükleer tip merkezine gittik, bana zehirlenmişsiniz vucudunuza kanser hücresi enjekte edilmiş dediler. Yakalandığı kanser hastalığından ölen Venezuela Devlet Başkanı "Hugo Cevaz'de" benzer açıklamaları yapmıştı. Dolayısıyla 

biri Iider diğeri akademisyen, her ikiside kanser hastalığına yakalanmalarının sebebi olarak, ABD ve Natoyu göstermişlerdi.

Eski cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Büyük Birlik Partisi başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümleri, kayıtlara normal bir ölüm gibi geçsede aslında suikast ile ortadan kaldırılmışlardır. Burada Fetö terör örgütünün, Amerika Birleşik Devletleri (CIA) adına ajanlık faaliyetleri yürüttüğünü, maşa olarak kullanıldığını yapılan itiraflardan biliyoruz. Erdoğan'a karşı organize edilecek bir suikast eylemini yapmaya istekli onlarca karanlık örgüt var.  FETÖ, PKK ve DHKP-C ilk planda akla gelen terör örgütleridir. 

Emperyal devletlere ait istihbarat örgütleri, olası bir suikast tertibi için maşa bulmakta zorluk çekmiyeceklerdir. Erdoğan'ı yok etmek için 15 Temmuz darbe kalkışması dahil planlanan ataklar, Erdoğan’ın güçlü liderlik profili sayesinde defalarca püskürtüldü. Türkiye'yi geçmişte olduğu gibi sömürüp yönetmek işinin ancak Erdoğan'a yapılacak bir suikasttan geçtiğini artık saklamıyorlar. 

2023 Türkiye başkanlık seçimlerini, kendileri açısından bir kırılma noktası gören bu şer koalisyonu, Cumhur Başkanı Erdoğan’ın şuan itibariyle, yerini dolduracak özelliklere sahip güçlü liderlik vasfına sahip birinin olmayışını fırsata çevirmek isteyecekkerdir. Çünkü Türkiye'nin yakın tarihi, düşük profilli devlet başkanları tarafından nasıl sömürüldüğünün ve başka devletlere peşkeş çekildiğinin örnekleriyle doludur. 

İslâm düşmanlarının bir planı varsa aziz olan Allahın'da bir planı mutlaka vardır. Ve biz buna iman ediyoruz. 

Selam ve Duayla 

 



YAZARLAR