Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



İsmail Hakkı Güleç


ENGELLERIMIZ! 

İsmail Hakkı Güleç'in yeni yazısı


 

 İnsan yaratılışı itibariyle, mazeret üretmeyi, bahane bulmayı seven bir varlıktır. Sürekli mazeretlerin arkasına sığınma, her yapmadığı şeylere bahaneler üretme istidadındadır.

Halbuki insan isterse, iradesini ve aklını doğru kullanırsa, yapamayacağı iş yoktur. İnsanı mazeretçiliğe, bahaneciliğe iten şey, o şeye gerçek anlamda inanmaması ve ihtiyaç hissetmemesinden kaynaklanır. Ya da o konu ile ilgili bilgi sahibi olmamasından cahilliğinden kaynaklanır. 

Hayatın birçok boyutunda bu durumu gözlemleyebiliyoruz. İnsanlar yapması gerekenler sorulduğu zaman, sürekli bahaneler üretmekte, mazeretler sunmaktadır. Bu mazeretlerin çoğu gerçekçi değildir. 

İletişim araçları, teknoloji, sanayileşme ilerledikçe, insan faktörü, etkisi, yetkisi, payı da iyice azalmaktadır. Gerekli bedelleri ödemeyen insan, sürekli erteleyici, umursamaz, vurdumduymaz, neme lazımcı bir pozisyon almaktadır. 

Gerçek anlamda, inanan bir insan, bu hayatın her dakikasını dolu dolu, faydalı bir şekilde, Rabb'inin istemiş olduğu, ilke, sınır, kural ve kanunlar çerçevesinde yaşayıp, hayatın hakkını vermeye gayret eder. 

"Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının! Herkes yarın için ne takdim ettiğine bir baksın. Allah’tan korkup sakının! Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır." (59/Haşr, 18)

İnanan mü'min insan, bu hayatı bir fırsat bilir. Bu dünya hayatının kendisi için bir imtihan yeri olduğunu asla unutmaz. Bunun için de hak ve sorumluluklarını bir ibadet aşkıyla, Rabbine kulluk şuuruyla ifa eder. O(mü'min)'nun için hiçbir şey mazeret değildir. İman varsa imkan da vardır. Tüm imkansızlık, zorluk, engel ve badalları iman, sabır, irade ve de aklıyla aşabilir. Hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmaz, mazeretlerin arkasına sığınmaz ve umudunu yitirmez, moralini bozmaz.

Her şeyin bir imtihan olduğunu bilir ve hep ileri doğru gider, ileri doğru bakar, ileri doğru plan ve programlar yapar. Onun görevi azmetmek, sabretmek, mücadele etmek, bedel ödemek yani seferdir. 

Mümin insan, inanan, idealist, davası olan insandır. O tüm varlığını, hiçbir mazeretin arkasına sığınmadan imkanı, gayreti, niyeti muvacehesi çerçevesinde, davası uğruna sarf eder. 

Arkasına bakmayı ar sayar. Mazeret üretmekten, bahane bulmaktan şiddetle kaçınır ve çözüm odaklıdır. Şayet Allah (cc) bir şey problem vermişse 99'a çözümünü vermiştir. Çözülmeyecek hiçbir şey yoktur. 

Atılması gereken adım varsa atılmalı, yürünmesi gereken yol varsa yürünmeli, koşulması ve ifade edilmesi gereken mevzu varsa konuşulmalı ve ifade edilmeli, yapılması gereken bir iş varsa, mutlaka ertelenmeden, ihmal edilmeden ve hiçbir mazeretin arkasına sığınılmadan yerine getirilmelidir. 

Bunun olabilmesi için de, mutlaka iyi bir okuyucu olmamız, toplu okumalarımız olmalı, okuduğumuzu anlamaya, anladığımızı da yaşamaya çalışmalıyız. Ortak irade oluşturmalı, ehliyet ve liyakata riayet etmeli, işler istişare ile halledilmelidir. Okumayan, araştırmayan, düşünmeyen, değer üretmeyen bir toplum, hep erteler ve mazeretler üretir ve hiçbir alanda ilerleyemez... 

İki günü eşit olan ziyandadır. 
Gerçek anlamda inanan insan, nefsini birinci düşman bilir ve önüne çıkan tüm engelleri, iman ve irade ile aşmasını bilir...

Allah hiç kimseye gücünün üstünde bir güç ve sorumluluk yüklemez. O(Allah cc) adildir. Yüz kilo kaldırma gücü olan bir insana, yüzbir kiloyu sormaz, ancak doksan dokuz kilo ile yetinenden de bir kilonun hesabını sorar. 

Yani kendi ihmallerimiz sonucu, yapmadığımız, ertelediğimiz, umursamadığımız, önemsemediğimiz hususları Allah bize sorar. 

İnsan, yaratılışı itibârıyla dünyâya meyyâldir. Dünyâ nîmetleri, nefse câzip gelir. Ona aldananlar, doymak bilmezler. Nefis bize: “Daha zengin ol; ilerde daha çok hayır yaparsın!” diye telkinde bulunur. Fakat unutmamak gerekir ki, “Yarın yaparım diyenler helâk oldu.” buyrulmuştur. H.Ş

Bundan dolayı da, her bir anı ganimet bilip, hem dünya hayatında okuma, araştırma, yeni buluşlar yapma, üretim, insanlığa faydalı, kendimizi ve ümmeti geliştirici bir zihin oluşturmamız, gayret ve mücadele ortaya koymamız, hem de bu yatırımımızın bizim ahiretteki derecemizi ve yerimizi belirleyeceğini unutmamamız gerekir... 

"İnsanların hesap vakti yaklaşmıştır. (Oysa) onlar, gaflet içerisinde, ilgisiz, yüz çevirmiş hâlde (yaşamaya devam etmektedirler)." (21/Enbiyâ, 1). SELAM VE DUA İLE..

YAZARLAR