Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


EN İYİ ÇALIŞANI BULMAK İŞE ALMAK VE TUTMAK

Yazarımız Seyit Ahmet Uzun’un “yeni” yazısı…


Hani bir söz vardır; “Aramakla bulunmaz ama bulanlar hep arayanlardır.” Bu söz hayatımızın her alanında kendisini fark ettiren önemli bir vecizedir. Bulmak istiyorsak aramamız gerekecektir. Ancak bundan önce dikkat etmemiz gereken bir husus vardır; Neyi aradığımızı iyi bilmek.

İş hayatına katkı sunacak birisini mi istiyoruz? Yapmamız gereken; kriterlerini belirleyip onu aramaktır. Bu arama elde çıra karanlıkta kaybolan bir eşyayı aramakla eş değer değil tabi ki!

Evet belki aramakla onu bulamayacağız ama arama sürecinde bulacağımız; çalışanın hangi vasıflara sahip olduğunu fark etmemizdir. İşte bu farkındalık bizi en iyi çalışana götürecek bir süreç olacaktır.

Ancak burada dikkat etmemiz gereken bir özellik daha vardır; En iyi çalışanı bulmak isteyen birisi her şeyden önce en iyi özelliklerin neler olduğunu bilen ve kendisi de en azından o ayarda aranan bir işveren olması gerekmektedir.

İyi olmayan iyiyi bilemez.

Çünkü iyi olmak bir hal durumudur. Yani belli süreçlerden geçmiş ve işinin püf noktalarından haberdar birisidir.  Hani insan sarrafı diye bir deyim vardır ya işte öyledir iyi bir işveren de; istediği elamanı gözlerinden tanır. Ama gözlerin ihanet edeceğinin bilincinde olarak, ihanetten uzak bir özelliğin neler olduğunu da çoktan öğrenmiştir.

İşe alacağı elamanın hangi departmanda çalışacağını belirledikten sonra o işe duygusal frekans olarak da uygun mu değil mi onun değerlendirmesini de yapmalıdır. Bazen en iyi çalışan özelliklerine sahip olmakla birlikte bunu taşıyacak bir duygu frekansından uzak olabilir. Duygu frekansı çalışanlar arasında pozitif bir iletişim sağlayacak alıcılardır. Bunu ileriki konularda daha detaylı açıklayacağız.

İyiliği taşıyacak duygu dünyasından uzak olan birisinin bulunduğu yere değer katması söz konusu değildir. Çünkü kibir, haset gibi özellikler insanı sürekli şüpheci bir psikoloji içinde etrafına karşı endişeli duruma getirir. Kendisinin yerine mi göz koydular, birisi ayağını mı kaydıracak, daha iyi birisi çıkarsa yerinden mi olacak gibi endişeler taşıyan kimse işinde ne kadar iyi olursa olsun kuruma faydadan çok zarar verir.

İnsan ruhsal durumuyla çevresinde değer görür.

Biz buna kişilik diyoruz. Kişiliği gelişmemiş birisi işinde ne kadar yetkin olursa olsun departmanında negatif rüzgarlar estirecektir.

Bu konuya şu hususla da bir açıklık getirebilirim. En iyi işveren mutlaka çalışanları arasında bir anket yaptırmalıdır. Yani çalışanlarının görüşlerini almalıdır. Ama bu onların suçlanmasına neden olacak şekilde veya art niyet sezilecek şekilde yapılırsa doğru ve istenilen bir sonuca ulaşılmaz.

Çalışanlar bu anketin gerçekten doğru bir değerlendirme için yapıldığına emin olmalıdır. B ne demektir; İşveren çalışanlarının deneyimlerinden faydalanacak anlamındadır.

Lider konumundaki bir elaman hakkında bütün personel kaprisli, kibirli, çalışanların enerjisini somuran negatif sünger gibi değerlendirmelerde bulunuyorlarsa orada bir sorun olduğunun farkına varılmalıdır. Bu çalışan artık en iyi olma özelliğini kaybetmiş demektir. Orada çalışanların verimini düşüren bu yaklaşımlara izin verilmemelidir.

En iyi çalışanı bulmak için her şeyden önce en iyi çalışılan yer ve en iyi işveren olmanın gerekliliğini belirtmiştik. Konumuzu açıklamaya buradan başlamak istiyorum.

 

Devam edecek...

YAZARLAR