Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Seyit Ahmet UZUN


Elmalı Davası ve Çocuk İstismarı 

Seyit Ahmet Uzun'un yeni yazısı;


 

Bu yazıyı kaleme alırken tüylerim diken diken oldu. Hele bir kız çocuğunun çizdiği resimle olayı anlatması kanımı dondurdu.

Çok uzun yıllar önce izlediğim bir filmde, bir kızın babası hakkında kendisini taciz ettiği iddiasını rehber öğretmenin vasıtasıyla mahkemeye taşıması sonucu kız ahlaksızlıkla suçlanmıştı. Ancak yapılan tüm psikolojik baskılara rağmen kız davadan vazgeçmemişti. Ve olayın nihayetinde kızın ablası da babası tarafından tacize uğradığını açıklamıştı. Baba sonuç olarak yargılanıp hapse atılmıştı. 

Aslında bu olay bana o filmi hatırlattı. Son zamanlarda bu konuyla ilgili basına birçok olay taşınmaktadır. İşte iki kardeşin bu olayla ilgili ifadeleri ve çizimleri bizi tekrar tekrar aileyi ve çocukları düşünmeye sevk etmektedir.

Bir kız çocuğunun olayı bu derecede açık bir şekilde resmetmesine rağmen anne ve babayı serbest bırakmak bir faciadır . Ve aynı zamanda çocukların yargılanması ve suçlanması anlamına gelmektedir. 

Bu yaklaşım veya hüküm ne anlam ifade etmektedır? 

Çocuklar asla ve asla uğradıkları taciz veya istismarı söylememeli ve bunu ifşa etmemelidir. Böyle bir yaklaşım sergilenmesi durumunda suçlu görülecek olan çocuktur. Yani bu durumdaki çocuklara şu mesaj veriliyor: Uğradığınız istismarları gündeme taşımayın yaşadığınız acıya katlanın! Yoksa suçlu olarak siz yargılanır ve toplumda ahlaksız olarak görülürsünüz. 

Allah sizi kahretsin e mi! Böyle bir durumda yaralanan,  acı çeken, istismara uğrayan bir bebenin ifadeleri, çizimleri yok sayılacak ve bunu yapanlar tahliye edilecek. 

Bu karar sadece yürekleri değil insanlığı yaralayacak kadar acımasız ve vicdansızdır. 

Acaba bu hükmü veren şahıs o çocuklar kendi çocukları da olsaydı aynı şekilde karar verir miydi? 

Adalet şahıslara göre değil olaya göre verilir. Hakim, o iki kardeşin hangi psikolojide olduğunu hiç düşünmüyor mu?

Belediye Başkanı da çıkmış olayın ilçeyle anılması olayına takmış. Böyle bir olayda kardeşlerin yaşadığı travmanın boyutlarını düşünüp onlarla ilgili neler yapılabileceği düşünüleceği yerde şehrin adının çıkmasına hayıflanıyor. 

Memlekete bir şey olmaz sayın başkan ama o çocuklara çok yazık olur. Ve o çocuklar çok acı çeker. Ve çekmektedir. Hiç o çocukların çektiği acıyı düşündünüz mü? Bir survivor yarışmacı kadar değerli değiller mi? 

Maalesef yozlaşan bir topluma doğru evrilen bir ülkede yaşanılan bu tür ensest ilişkiler hep ayıp ve utanç duygusu yüzünden örtülmektedir. 

Asıl utanç verici durum yaşanılan böylesine iğrenç olayların örtbas edilmesidir.

Bir çocuk bunu gündeme getiriyorsa, artık buna katlanamayacak kadar acı yaşamasındandır. Bu çocuğun bizim çocuğumuz olmayışı bu olayın basit bir dava olarak görülmesini gerektirmez. 

Çocukların sessiz çığlıklarını duymayan toplumlar yıkılmaya mahkumdur.

Toplumda konuşulması en ayıp konu cinsellik olduğu kadar en çok işlenen suçlar da cinsellikten kaynaklanmaktadır. 

Çocuklarımıza cinselliği öğretmeliyiz. Nelerin istismar nelerin normal dokunuş olduğunu anlatmalıyız. Ve onları böylesi ahlaksız ve iğrenç bir duruma muhatap oldukları veya olmaları durumunda nasıl bir tepki vermeleri gerektiğini de öğretmeliyiz. 



YAZARLAR