Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ahmet TAŞ


ELEŞTİRİ VE DENETİME TEPKİMİZ

Yazarımız Ahmet Taş'ın "yeni" yazısı...


İnsanoğlu var olalıdan beri toplu halde yaşamış bir varlıktır. Zaman içinde toplu halde yaşamanın esaslarını belirleyen kurallar konmuş bu kurallara göre insanları idare etmek için mekanizmalar oluşmuştur. (İdare organları)

İnsanların kul olmaları gereği yanlışları da doğruları da her zaman vardır olacaktır da. Allah korkusu ve Allah dininitanımayan, öbür dünya (ahiret) anlayışı ve inancı olmayan insanlar ve toplumlarda yönetimi ele alanlar idaresi altındakilere mobbing uygulayarak ya da Yahudi inancında olduğu gibi onları köle olarak görmüşler ve onlara her türlü kötü muameleyi reva görmüşlerdir.

İslam devleti ve toplumlarında devleti, cemaati, aileyi idare eden anlayış emri ve sorumluluğu altında olanları Allah’ın (CC) kendilerine emaneti olarak görmüşler, onlara merhametle muamele etmişlerdir. Şeyh Edebali'nin Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey’e söylediği “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” nasihati Osmanlı devlet anlayışında düstur olmuş bir anlayıştır.

Osmanlı'nın halka karşı bu yaklaşım tarzı cumhuriyetin ilk yıllarında değişmiş, idare de bulunanlar çoğu zaman toplumu devamlı suç işleme potansiyeli olan, çok serbest bırakmaya gelmeyen devamlı baskı altında idare edilmesi gereken insanlar olarak görmeye başlamışlardır.

27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 darbe dönemlerinde darbeyi yapanlar anayasa ve kanunları yok sayıp ayaklar altına alarak kendi dönemlerinde halkımıza “Gavur eziyeti” denen muameleleri layık görerek millet emanetine sahip çıkmamışlardır.

Nedendir bilinmez son yıllarda devlet kurumlarımızın bazılarında idarede görülen eksiklikler dile getirildiğinde de devletin atadığı, milletinde ödediği vergilerlemaaşını verip geçimini temin ettiği atanmış görevliler de eleştirilere karşı tahammülsüzlük ve suçlama refleksi gelişmeye başladı.

Ben devletim, devletin polisi, devletin memuru, devletin kurumu tabirlerini de kullanarak hukuken ve vicdanen yanlış yapıldığı iddia edilen icraatlara yapılan itirazlar ötelenmeye, itiraz edenler kınanmaya ve engellenmeye başladı. Atanmış olan ve kurumundaki yanlışı görmek istemeyen, devletten maaş alan bu görevliler bu hareketleri ile her gün ülkeyi idare eden siyasi iradeye karşı yıpratma eyleminin de temsilcisi konumuna düştüklerinin farkında bile olmuyorlar.

Bulundukları devlet kurumları ya da işyerlerinde insanlardan kaynaklanan haksızlıkları, hukuksuzlukları, adaletsizlikleri önlemenin en güzel yolunun denetlemek ve haklı eleştirileri dikkate almaktan geçtiğini düşünemeyenler yanılıyorlar.

Devlet sırrı, devleti yıpratmak, devlet kurumlarını korumak, devletin polisi, devletin memuru gerekçeleriyle yanlışlara sığınanlara şu söylenebilir. Toplumda devletin toplumu onu memnun edip ikna edersen devleti de memurunu da korumuş olursun.

Allah Cumhurbaşkanından dağ başındaki çobana kadar hepimize basiret, merhamet, adalet ve erdemi kuşanmış millet olmayı nasip etsin.

Selam ve dua ile



YAZARLAR