Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Hasan POSTACI


Eğitimde Vizyon Belgesi Paradigmal Bir Dönüşüm mü, Palyatif Bir Çözüm mü?

Yazarımız Hasan Postacı'nın,, Özgün İrade Dergisi 2020 Eylül (197.) Sayısında yayımlanan yazısı...


GİRİŞ

Ülkemizin en önemli sorunlarının başında eğitim sistemimizdeki arayışlar ve bu alanda birçok boyutta yaşanan yetersizlikler gelmesi birçok konu uzmanının ortak düşüncesidir. 15 yılı aşkın bir süredir iktidar olan Ak partinin kurucu lideri Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da birçok beyanında sorunlar karşısında başarısız olduğumuz alanların başında Milli Eğitim geldiğinin söylemesinin de bu bağlamda altını çizmek gerekir.

Kuşkusuz eğitim sistemi bir ülkenin en istikralı olması gereken, köklü değerlerle yönetilmesi gereken alanların başında gelmektedir. Osmanlı sonrası kurulan Yeni Türkiye Cumhuriyeti ile her alanda olduğu gibi Eğitim alanında da devrim niteliğinde radikal değişimler yaşandı. Eğitim birliği yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) ve Latin Alfabesine geçiş bu değişimlerin en önemli olanları. Yaşanan yaklaşık bir asırlık süreç sonrası küreselleşen dünyada yaşanan hızlı değişimler göz önüne alındığında kalkınmanın ve gelişmenin temelini oluşturan eğitim politikalarındaki yetersizlikler ülkemizin de diğer tüm alanlardaki performansını yeterli seviyelere çıkaramamasının en başat nedenini oluşturduğu görünür.

24 Haziran seçimleri sonrası oluşan ve ilk kez başkanlık sistemi olarak tanımlanan bir sistemin yaşama geçirilmesi ile her alanda yeniden bir değişim sürecinin yaşandığını gözlemlemekteyiz. Eğitim sistemimizde de bunun yansımalarını ilk kez alanda uzun yıllar çalışmış bir akademisyenin Bakan olarak görevlendirilmesi ile görmeye başladık.

Bu yeni sürecin ilk önemli eylemi olan ve yaklaşık 5-6 aylık bir çalışmanın ürünü olarak kamuoyuna açıklanan ‘2023 Eğitim Vizyonu’ belgesi, eğitim sistemimizdeki arayışların ve çözüme yönelik bir planlamanın heyecanını sistemin tüm paydaşlarına taşıdığı söylenebilir. Belgenin bilimsel ve akademik değerlendirmeleri henüz daha gündem oluşturmamış olmasına rağmen değişimin planlamasına yönelik önemli bir adım olarak tarihe not düşüldüğünü belirtmek gerekir. Uzun bir yol haritası niteliğindeki belgenin eğitim sistemimizi pratikte nasıl değiştirip dönüştüreceğini ise zaman gösterecek.

Bu makalede ’2023 Eğitim Vizyonu’ belgesinin Eğitim Felsefesi disiplini açısından bir analizinin yapılması hedeflenmektedir. Her bir alt başlığı ayrı ayrı incelenmesi yerine genel bir değerlendirme ve seçilen önemli konularda örnek açılımlar üzerinden bir analiz yapılması yöntem olarak benimsenmiştir. Kuşkusuz birçok boyutta bu belge üzerine ayrıca çalışmalar yapılmasının önemli yararları olacaktır.

Genel Değerlendirme

‘2023 Eğitim Vizyonu’ belgesinin temel perspektifini Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Şelçuk’un sunuş yazısında ki temel vurgularda bulmak mümkün. Sunum yazısında ;’..eğitimin evrensel manada programatik veya pragmatik değil, paradigmatik bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu savunuyoruz.’ İfadeleri ile sisteme yönelik köklü bir değişimin hedeflendiği vurgulanmaktadır.Yinesununm yazısında; ‘2023 Eğitim Vizyonu, Türk Millî Eğitim Sistemi’nin nicelik ve erişimle ilgili sorunlarının birçoğunu geride bıraktığımız şu günlerde, önümüzdeki döneme ait nitelik devrimini gerçekleştirmek konusundaki kararlığımızı tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.’ İfadeleri ile vizyon belgesinin temel stratejisi tanımlanmaktadır.

Yöntem ve strateji bağlamında köklü niteliksel bir değişimi öngören vizyon belgesinin bu dönüşümü nasıl gerçekleştireceğine dair yaklaşımlara baktığımızda ise eğitim felsefesinin temel kuramlarının bir sentezi diyebileceğimiz yaklaşımların öne çıktığını görürüz. Bir yandan hızla değişen dünyadaki gelişim hızını yakalamak ki bu ilerlemecilik kuramının pragmatik dinamiklerine vurgu yaparken, yapısalcılık kuramının temel yaklaşımlarını, yani öğrenmenin yaşama dönük karşılıklarına, uygulama ve inovasyona yönelmenin gerekliliğinin altı çizilirken, öte yandan daimicilik ve esasicilik kuramlarının temel öncülleri olan toplumsal değerleri kuşanma, ahlaki değerleri güçlü bireyler yetiştirme, kendi medeniyet iklimi ile barışık kişiliklerin inşasına yönelik kazanımlara önemli vurgular yapılmaktadır. Bu sentez yaklaşımla ulaşılmaya çalışılan kendimize özgün bir eğitim paradigması üretme çabasını özetleyen ifadeler; ‘Bugün eğitim ekosisteminin evrensel ölçekte kafa yorması gereken asıl sorular bunlardır. Bizim mücadelemiz dünyaya ve doğaya pusu kuranlara, bilimi ve eğitimi kötüye kullananlara karşıdır. Sıraladığımız sorunları düzeltmenin yolu da bilimden ve eğitimden geçmektedir. Bilimin rehberliğinde ve vicdanımızın pusulasında bir bakış geliştirdiğimiz sürece Anadolu’daki varlığımızın bin yıllık iyi örneklerle bezeli birikimine ve mirasına tam manasıyla sahip çıkmış oluruz.’ Şeklinde vizyon belgesinin ruhu tanımlanmaktadır.

Eğitim sisteminin asli aktörleri olan öğretmen, öğrenci, okul ve aile/veli işlev ve tanımlamalarına da yeni yaklaşımlar ortaya konulmaya çalışılan belgede bu aktörler, sistemin temel bileşenleri olarak görülmekte ve her biri için temel kavramsal tanımlarına yeni derinlikler kazandırılmaya çalışılarak eğitim sistemini değişim sürecinde önemli alt başlıklarda ayrı ayrı yeni işlevler üzerinden güçlü bir inşa motivasyonu üretilmek istenmektedir. Eğitim sistemimizin sorunlarını parçalı tartışmalarında konu edilen bu aktörlere yönelik önemli işlevsel düzenlemelerin olduğunu alt başlıklarda görmek mümkün. ‘Öğrenci, ebeveyn, öğretmen ve okul vizyon belgemizin dört temel kavramıdır.Öğrencilerimiz bu ekosistem içerisinde ortak paydayı temsil etmektedir. Ailelerimizin çocuklarımız ortak paydasında buluşabilmesi adına desteklenmesi, 2023 Eğitim Vizyonu’nun temel beklentileri arasındadır. Unutmayalım ki dallar kökten çıkar. Ailelerin zaman, özne, nesne ve mekân ilişkilerinde gereken derinlik ve tasarruf bilincine sahip olmaları çocuklarının doğal biçimde yeşermelerine ve yetişmelerine imkân tanıyacaktır.Çağımız eğitim kavram haritasında çok konuşulan kavramlardan biri olan müfredatı dünyanın en iyi tiyatro oyunu mecazıyla bağdaştırsak, sahneye çıkacak, replikleri okuyacak olanlar öğretmenlerimizdir.

Türk Eğitim Sistemi’nde okullar arasındaki eşitsizliğin yüksek olmasından kaynaklanan sınav baskısı altında müfredat ne yazık ki araç olmaktan çıkmakta ve amaç hâline gelmektedir. Geleceğimize yön verecek vizyonumuz, müfredatı bilgiden beceriye, beceriden görgüye taşımayı hedeflerken, başarının anahtarı olarak öğretmen eğitimini, okullar arasındaki eşitsizliği asgariye indirmeyi ve dolayısıyla sınav baskısını azaltmayı ön koşul olarak görmektedir. İyi yetişmiş öğretmenlerin olduğu bir sistemde çerçeve müfredat yeterlidir. Usta bir öğretmen, müfredatı çocukların ihtiyacına göre anında yeniden inşa eder, fırsat eğitimi yapar. Müfredat kelimesinin kökü “fert”ten gelir. O fert çocuktur, öğrencidir, onun içinde saklı olan cevherdir. Bu cevheri mücevher yapacak oyuncularsa öğretmenlerdir. Biz bu sahnede ancak rehber olabiliriz. Şahsiyeti şahsiyet bina eder. Öğretmenin güçlü şahsiyeti yeterince olgunlaşmadıkça içerik, teknoloji, fiziksel alt yapı değerini bulamaz. Bu yüzden vizyonumuzun ana aktörü, Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de işaret ettiği gibi öğretmendir.’ İfadelerinde bu dört temel aktöre yönelik yenilikçi yaklaşım ve tanımlamaları gözlemleriz.

Eğitim kurumunun diğer tüm kurumlarla ilişki ve etkileşim bağlamlarına yönelikte önemli yaklaşımlar yer verilen vizyon belgesinde özellikle toplumsal boyutta demokratik kültürün derinleştirilmesi ve ülke boyutunda ekonomik kalkınma, büyüme ve gelişmenin temel zemini olarak eğitim kurumunun görülmesi ve bu boyutları ile diğer kurumlarla etkileşimin en güçlü dinamiği olarak tanımlanması belgenin temel paradigmal yaklaşımının önemli bir boyutu olarak görmek gerekir. Belgede yer alan ;Demokrasi ve ekonomiyle bütünleşmiş bir eğitim anlayışı, Türkiye’nin her alanda atılım hareketini başlatacağı ve sürdüreceği temel platformdur.’ İfadelerde bu temel yaklaşım görülür.

‘2023 Eğitim Vizyonu’ belgesinin teknik analiz ve hedeflerinin yapıldığı alt başlıklar öncesinde belgenin felsefesi ve temel politika ve yaklaşımlarının tanımlanmaya çalışıldığı bölümlerde de kendi medeniyet iklimimiz ve değerlerimizin gerçekliğinde özgün bir kuramsal yaklaşım ortaya konulmaya çalışıldığı görülmektedir. Son birkaç yüzyıllık modern batı paradigmasının yaşadığı bilimsel, düşünsel/felsefi serüven dikkate alınarak ortaya çıkan eğitimle ilgili temel kuramlar ve deneyimlerin dikkate alınması gerektiği vurguları üzerinden ‘insan’ merkezli bütüncül bir eğitim yaklaşımını yerel, sosyokültürel gerçekliğimiz üzerinden özgün bir arayışın çabaları görülen belgede buna dair önemli göndermelerin olduğunun altını çizmek gerekir.’Eğitim felsefesinin ontolojik boyutu kadar epistemolojik boyutu da meseleyi bütünsel olarak ele almak açısından önemlidir. Bilginin teorik, pratik, ideolojik ve inançsal biçimlerde parçalandığı bir bakış açısı, gelecek için umut vermemektedir. İnsan doğasındaki bütünlük kadar bilginin bütünlüğüne de ihtiyaç vardır. Bu bakımdan yeni kuramlara gereksinim olduğu aşikârdır. Bilgiyi yalnızca uygulanabilirliği ve işe yaradığı ölçüde doğru kabul eden pragmatizm, varlığın birliğini parçalayarak sadece ontolojiden uzaklaşmakla kalmamakta; aynı zamanda epistemolojiyi de kısırlaştırmaktadır. Türk toplumunun bilgiyle olan pragmatik ilişkisini yeniden düşünmesi ve varlık-bilgi dengesini yeniden yapılandırması önemlidir. Aksi hâlde varoluşu sadece maddi varlık dünyasını tecrübe yoluyla anlatmak, tek kanatla uçmaya ve yükselmeye benzeyen nafile bir çabadır. Epistemoloji, bilginin ve eğitimin ötesinde irfanı ve maarifi anlamak için de değerlidir. Sözlüklerde epistemoloji sözcüğünün karşılığı olarak marifet bilgisi/nazariyesi yazması boşa değildir.

İnsan odaklı eğitim anlayışının ve felsefesinin zirve yaptığı nokta, ontoloji ile epistemoloji birlikteliğini bir ahlak telakkisiyle taçlandırmaktır. Böylelikle eğitim düşüncesine yaklaşım bir bakıma modern eğitim süreçlerinin kısıtlayıcı sınırlarını da aşmalıdır. Nihayetinde modern eğitim, bizim çift kanatlı paradigmamızın çoğunlukla tek kanadı konusunda araç, gereç ve bilgiler sağlamaktadır.’ Analizleri ile bir yandan modern paradigmanın yaşattığı insanlaşma krizi eleştirilirken, öte yandan bilimsel, teknolojik gelişimin önemi üzerinden dikkate alınmasının değerlendirilmesinin ve yararlanılmasının gerekliliğine vurgu yapılmaktadır.

Sınav, ödev, zeka testleri, notlar ve diplomalar sonrası meslekten alınacak maaşlara indirgenmiş eğitim bakış açısının sığlığı eleştirilerek, insanın ontolojik bütünlüğünün merkeze alınması vurgulanmaktadır.Eğitimde başarının yegâne ölçüsü ders notları, sınav sonuçları, zekâ testleri ve mezuniyet sonrası edinilen mesleklerin maaşlarından ibaret olamaz.2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nin en temel felsefi önermesi insanın, ontolojik birlik ve bütünlüğü içinde yeniden ele alınmasıdır. İnsanı tekrar hak ettiği biçimde eğitimin gündemine taşımaktır. Medeniyetimizin kutsallık atfettiği İnsan, düşünen, sosyal bir hayvan sınırlarına hapsedilmekten azat edilmeli; somato-psiko-spiritüel (beden-psişe-ruh) fıtratıyla kabul görmelidir. 2023 Eğitim Vizyonu, insanı maddi-manevi tüm varlık unsurlarıyla bir bütün olarak gören bakışı temsil etmektedir. Zira insan, duyumsal, duygusal ve bilişsel ihtiyaçları olan bir beşerdir. Beşerin evrensel bilince ulaştığı insana erme, insan olma yolculuğunun başkahramanıdır.’Tanımlamaları ile eğitim felsefemizin salt yapısalcılık ve ilerlemecilik kuramsal çerçevelerine hapsedilmemesi gerektiği, esasicilik ve daimicilik kuramlarında öne çıkan insan ve toplumsal, ontolojik uyum, ahlaki ve kişiliksel gelişimin ilke ve değerleri üzerinden bir sentez yaklaşımdan yana bakış açısı benimsenmektedir.

Eğitim felsefemizin temellerini yeniden inşa etme bağlamında temel meselenin köklü bir zihniyet değişiminden geçtiğinin vurgulandığı belgede akıl ve kalp birlikteliğinin çift kanatlılığı varlık ve bilgi anlayışının merkezine alınması gerekliliği vurgulanmaktadır. Düşünce, duygu ve eylemi insanda birleştiremeyen, kuramı ve pratiği uzlaştıramayan bu tek kanatlı uçma hevesi en önemli sorunumuzdur.İnsan doğasını savunduğumuz şekilde çift kanatlı ele alabilmek temelde bir medeniyet ve zihniyet konusudur. Türk Eğitim Sistemi için felsefi temelli sistematik bir paradigmaya engel ne kanunlar, ne bütçe, ne de alt yapıdır. Temel sorunumuz bir zihniyet meselesidir. Bu mesele çözülmeden, insan tasavvurumuzun paradigmatik muhtevası anlaşılmadan dünya ile rekabet şöyle dursun, geleceğe yönelik belirlenen hedeflerin ve politikalarının başarı şansı çok düşüktür. Zihniyet meselesi çözülmeden, insan ve toplum meselesi çözülemez. Hakikati/gerçeği parçalama çabasına girişmeyen, insanın evren içindeki kutsal yerini putlaştırmayan çift kanatlı bir varlık ve bilgi anlayışı, bahsettiğimiz zihniyet sorununa çözüm getirebilir.Gerçeğin bütünlüğüne saygı duyan bir eğitim sisteminin her şeyden önce evrensel bir zemine gereksinimi vardır. Daha sonra bulunduğu toprağın boyasıyla boyanır ve millîleşir.’ Değerlendirmeler ilerlemecilik kuramı ile merkeze alına aşırı pragmatizimin eleştirisi yapılarak köklü zihniyet değişikliğimizin merkezine insanın bütüncül yapısı üzerinde akıl-kalp/maddiyat-maneviyat çift kanatlılığının evrensel ve yerel zeminlerinin doğru koordinatlarda buluşmasının gerekliliğine haklı vurgular yar olmaktadır.

Vizyon belgesinde öne çıkarılan ve uygulamalara dönük temel stratejiler ve politikalara bakıldığında öncellikle ‘öğrenci’ kavramı yerine ‘çocuk’ kavramının bilinçli seçilmesinin temel bir bakış açısı farklılığı getirdiğinin altını çizmek gerekir. Bu tanımlama farklılığı doğrudan öğretmen, okul ve dış paydaşlar ile ilgili fonksiyonlara da yeni bakış açıları getirmektedir. Öğretmeni sadece müfr3dat bilgisi aktaran bir aktör olmanın dışında çocuğu total gelişimini dikkate alan bir yaşam koçluğu misyonu öğretmene yüklenmektedir. Dolayısıyla eğitimi sınıf/okul sınırları dışında da öngören bir program ve etkinlikler sürecine dönüştürmektedir.’Çocuk, ebeveyn ve öğretmen kendileri ve çevrelerindekileri tanıdığında birlikte gelişme imkânı doğacaktır.Mizaç ve yetenek temelli bir tanıma yaklaşımı, eğitim sisteminin aktörlerinin gelişimi için kritik bir öneme sahiptir. Bireyin kendini tanıması ve bu tanımanın takibi onun eğitim yolculuğunda kişiselleştirilmiş bir yol haritasına sahip olmak demektir.Birlikte yapılan bu yolculukta ana aktör öğretmendir. Zira öğretmen aynen anne şefkati gibi hayatlarına dokunduğu bireylerin eğitiminde ustalığını ortaya koyar ve insanlaşmanın vasıtası rolünü üstlenir. Bir öğretmenin bilgiden ve beceriden önce çocuğa şefkatini vermesi öğrenme etkileşiminin

en önemli kısmıdır. Böyle olduğunda her çocuğun kendi içinde saklı olan müfredat açığa çıkacaktır. Ancak o zaman merak tetiklenir, cesaret yeşerir ve tutku vücut bulur. Çocuklar arasındaki farklılıkları doğal bir zenginlik olarak gören öğretmen, duygusal güveni, fiziksel hijyeni ve bilişsel merakı birleştirerek, bir fidana su verircesine sözü geçen tutku ve cesareti güçlendirir. Çocuğun var oluşu’köklenir. Aksi takdirde, çocuklara bir şey enjekte edilmeye çalışıldığı anda doğal eğilim kaybolur, çocukta saklı olan müfredat değil, yetişkinlerin normatif kalıpları gündeme gelir. Fidanın büyümesi ve gelişmesi için lazım gelen doğal habitat bozulur. Öğretmen ve diğer yetişkinler bilgi transferi yerine hissetme, düşünme ve yapmayı tetikleyen yöntemlerle rehberlik ettiği sürece doğal öğrenme ekosistemi korunur. Öğretmen yönetmez, gütmez; rehberlik ve ustalığını konuşturur. Tüm çocukları, öğrenme topluluğunun saygın birer ferdi olarak görür.ifadeleri bu yöndeki yeni arayış ve yaklaşımları ortaya koymaktadır.

Tek tip bireyler yetiştirmeden çok çocukların farklılıkları üzerinden eğitim süreçlerinin ele alınması gerektiğinin vurgulandığı belgede bu yönüyle çoklu zeka kuramını ve öğretimde görsel, işitsel, bedensel, soyut vb. yöntemlerin birlikte uygulanabildiği yapısalcılık kuramının yaklaşımların öne çıkarıldığı bir anlayış görülür.Öğretmen, her çocuğun farklı olduğu ve her beynin farklı öğrendiği yaklaşımıyla hareket eder. Çocukların hazır bulunuşluklarını tespit ederek müfredatı, öğrenme ortamını ve materyallerini bu farklılıklara uygun olarak düzenler. İzleme-değerlendirmeyi korku ve baskıya yol açmayacak şekilde öğrenme sürecini iyileştirici bir araç olarak ele alır. Tüm değerlendirme süreçlerinde kendini karşı taraf olarak değil, çocukların yanında konumlar. Kendi öğretmenlik becerilerini de değerlendirmeye tabi tutar; sürekli öğrenmeye açıktır, heveslidir ve bunu etrafındakilere hissettirir.Öğrenme, öğrenen bireyin öz sorumluluğu ve tatmini ile ilgilidir. Ancak günümüzde zorunlu eğitim daha çok yetişkinlerin istek, plan ve programları çerçevesinde şekillenmektedir. Temel bir hak olarak eğitim, öğrenen bireyin doğal motivasyonuna dayalı olduğunda yarar sağlar. Ne yazık ki dünya genelinde paket müfredatların zorunlu olarak bir kutuya doldurulduğu gibi çocuğa yüklendiği bir çağı yaşıyoruz. Bütün okul kademelerinde öğrenenin bireysel farklılıklarını gözeten bir amaç-yapı-davranış ilişkisi hedeflenmelidir. Bu hedef doğrultusunda insanlığın ürettiği ortak değerler ile yeniçağ becerilerini birlikte içselleştiren bir öğrenen kendisine, ailesine, ülkesine daha yararlı olacaktır. Söz konusu yarar; her türlü öğrenme yaşantısında bilgi ve katma değer üretimi bilinci ve insanın hayrı merkezli bir bakış açısı olduğunda artacaktır. Bu gerçekten yola çıkarak, iradesi gelişmiş, doğal merakını koruyan ve öğrenmenin kendisini bir ödül olarak gören öğrenenler, 2023 Eğitim Vizyonu’nun temel hedefleri arasındadır.’

‘2023 Eğitim Vizyonu’ belgesinin teknik konulara yer verilen alt başlıklarında, bakanlıktan taşara teşkilatlarına kadar idari boyutta, okul öncesi eğitimden mesleki eğitime kadar, öğretmen performans ve yetiştirilmesinden yüksek öğretimin bu alandaki durumuna kadar, ders program ve müfredatlarından sınav sistemlerine kadar eğitim sistemimizdeki tüm paydaş ve boyutlara yönelik yeni yaklaşım ve düzenlemeler getirilmesi hedeflenerek üç yıl sürecek bir yol haritası öngörülmektedir.

ÖRNEK ALT BAŞLIKLAR

İnsan Kaynakları ve Öğretmenler

Örnek olarak insan kaynaklarının verimli ve etkin kullanılması bağlamında, ücretli öğretmenlerin ücretlerinin iyileştirilerek kadrolu/sözleşmeli öğretmenler arasındaki farkın azaltılması, öğretmenlik meslek kanunun çıkarılması projesi, okul yönetiminin daha profesyonel hale getirilmesi bağlamında yönetici atama kriterlerinin objektif sınav ve kriterlere kavuşturulması, pedagojik formasyonun kaldırılması ve bakanlık bünyesinde mesleki eğitimin verilmesi, elverişsiz şartlarda ve yerlerde çalışan öğretmenlere teşvikler verilmesi, eğitim fakültelerinde nicelik yerine nitelik odaklı bir düzenleme ile en iyi eğitim fakültelerin güçlendirilmesi ve istihdam duyarlılıklı eğitim fakülte ve kontenjan sayısı belirlenmesi gibi yenililiklerin hayata geçirilmesi hedeflenmekte.

Rehberlik Hizmetleri ve Özel Eğitim

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık çalışmaları alt başlığı altında özellikle çocukların gelişim süreçlerine yönelik önemine vurgu yapılarak güçlendirilmesine yönelik yeni düzenlemelere gidilmesi hedeflenmekte.’Millî Eğitim Sistemi’nde çocukların mizaç, ilgi ve yeteneklerine uygun eğitim alabilmelerine imkân veren bir sistem oluşturma çalışmaları kapsamında erken çocukluktan ortaöğretimin sonuna kadar işlevsel bir Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) yapılanması kurulacaktır. Hâlen tüm öğrenciler için işlevsel bir yönlendirme mekanizmasının mevcut olmaması bunu gerektirmektedir. PDR hizmetlerinin yeniden yapılandırılması sürecinde rehber öğretmenlerin sistem içindeki rolleri diğer eğitim çalışanlarıyla bütünleşik hâle gelecektir. Rehber öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi önem verilmesi gereken bir diğer konudur.’ Denilere bu bağlamda RAM (Rehberlik Araştırma Merkezleri)’ların yeniden yapılandırılması, kariyer rehberliği sisteminin kurularak çocukların ilgi ve becerileri doğrultusunda veriye verilere dayalı olarak etkin yönlendirilmesi, sınıf öğretmenlerinin sertifikasyona dayalı rehberlik becerilerinin geliştirilmesi gibi yeni açılımlara yer verilmektedir.

Önemli bir suistimal alanı oluşturan, mevzuat ve denetim boşluğu bulunan fiziksel ve zihinsel dezavantajlı çocuklarla ilgili özel eğitime yönelik de düzenlemeler ortaya konulması öneli bir sorunun çözümüne yönelik yaralı bir adım olacaktır. Belgede konu ile ilgili alt başlıkta; ‘Eğitimde adalet temelli bir yaklaşımı güçlendirmek için hayata fiziksel ve zihinsel dezavantajlarla devam eden çocuklarımızın hakkına sahip çıkmak önceliğimizdir. Bu doğrultuda özel gereksinimli çocuklarımızı akranlarından soyutlamayan, birlikte yaşama kültürünü daha fazla destekleyen özel bir bakışı, eğitim sistemimizde kurgulamak ve etkinliğini sağlamak son derece önemlidir. Bakanlığımızca gerekli tanılamaların ülke genelinde yapılmasının ardından öncelikle kaynaştırma eğitiminin imkânları ve iyileştirilmesi konusunda çalışmalar yürütülecek tir. Çocuklarımızın gereksinim düzeylerine ve bunların türlerine göre özel eğitim ve Rehberlik Araştırma Merkezleri’miz (RAM) insan kaynağı, fiziki alt yapı ve eğitim içerikleri bağlamında yeniden yapılandırılacaktır. Özel eğitimde hesap verebilirliği esas alan dönüşüm sağlanacaktır.’ Denilerek bu bağlamda yerel yönetimlerin bu alanda çalışmalara teşvik edilmesi, hizmet kalitesinin arttırılması, ülke geneli etkin tarama ve koordinasyonun sağlanması, otizim, disleksi gibi özel alanlarda sivil toplum kuruluşlarının uygulama süreçlerine dahil edilmesi gibi önemli düzenlemeler var.

Yabancı Dil Eğitimi

Eğitim sistemimizin zayıf halkalarından biri olan yabacı dil eğitimi ile ilgili alt başlığı altında yeni düzenleme ve yaklaşımları içermektedir. Yabancı dil eğitiminin alt sınıflarda, küçük yaşlardan başlatılması, yeni teknolojilerle dil eğitiminin desteklenmesi, yabancı dil eğitiminde Öğretmenlerin mesleki nitelik ve yeterlilikleri yükseltilmesi gibi hedef ve düzenlemeler yer almaktadır.

Erken Çocukluk Eğitimi

Okul öncesi eğitimde 5 yaş eğitiminin zorunlu hale getirilmesinin yanında daha alt yaşlarda eğitime yönelik dezavantajlı ailelere eğitim materyal desteği, yaz okul programlarının yaygınlaştırılması ev etkin uygulanması gibi düzenlemelere yer verildi.’Erken çocukluk eğitimi, çocukların sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor gelişimini azami düzeyde destekleyen, yaşam boyu iyi olma hâline katkı sağlayan bir eğitim kademesidir. Bu dönemde sunulan deneyimlerle elde edilecek temel bilgi, beceri ve tutumlar çocuğun sosyal yaşamına etki etmesinin yanı sıra sonraki eğitim hayatını da biçimlendirdiğinden bu dönemde sunulan nitelikli eğitim hizmeti, tüm eğitim sisteminin en önemli basamağı olarak görülmektedir. Toplumsal refahın artması ve ülkemizin sosyal, kültürel ve ekonomik sürdürülebilir kalkınması eğitim sistemin ilk basamağı olan okul öncesinden başlamaktadır. Bu basamakta başta aile, okul ve çocuğun yakın çevresi olmak üzere tüm paydaşların birbirleriyle olan etkileşimlerinin sağlanması son derece önemlidir. Bu amaçla farklı nedenlerden dolayı elverişsiz şartlara sahip tüm çocukların eğitim hakkının sağlanması için devletimizin aile ve sosyal güvenlik politikalarıyla bütünleşik bir strateji geliştirilecektir. Millî Eğitim Bakanlığı bu bütünleşik stratejinin oluşturulmasında ağırlık merkezi olacaktır. Toplum temelli bir erken çocukluk eğitimi öne çıkarılacaktır.’

Mesleki ve Teknik Eğitim

Eğitim sistemimizin özellikle ekonomi, endüstri ve sanayi gibi ülke kalkınması ve gelişiminin temel alanlarına yönelik duyarlılığı ve eşgüdümü bağlamında zayıf kalan önemli alanlardan biri de mesleki eğitim kurumlarımızdır. Vizyon belgesinde bu alada da önemli düzenlemeler var. Üretimde ara eleman ihtiyacının merkezinde buluna mesleki eğitimini özellikle sektörde ihtiyaç duyulan alanlarda etkili bir koordinasyonunun oluşturulmasının yanında, buluş, marka, patent gibi alanlardan mesleki eğitime pay ayrılması, teknoparklarda mesleki liselere yer verilmesi, OSB(Organize Sanayi Bölgeleri) de mesleki eğitim veren liselerin sayısının artırılması gibi düzenlemeler var. Yerli ve milli sanayiye ve özellikle savunma teknolojileri ile ilgili alanlara nitelikli insan gücü sağlanması gibi vizyoner yaklaşımlar da belgede yer aldı.

SONUÇ

‘2023 Eğitim Vizyonu’ belgesi eğitim sistemimize yönelik palyatif bir çözüm sunmaktan öte zihinsel bir dönüşüm, paradigmal bir değişim iradesi ortaya koyuyor. Bunu yaparken dış dünyanın başarılı olmuş modellerini taklitten, birebir kopyalamaktan kaçınarak, batı merkezli deneyimlerim kuramsallaştırdığı anlayışların dar çerçevesine hapsolmadan ancak bu deneyimlerin birikimlerinden de yaralanmaya çalışarak kendi sosyokültürel yapımıza, medeniyet değerlerimize, tarihsel birikimimizden süzülüp gelen önemli değerleri de dikkate alarak özgün bir yol haritası oluşturulmaya çalışıldığı görülür.

Eğitim felsefesi bağlamında akademik ve entelektüel derinlikli çalışmaları yapılması oranında bu tür yol haritaları daha güçlü birer yol gösterici çabalar olarak daha etkili olacaktır. Bu çalışmaların ve bu alandaki literatürümüzün kadük ve yetersiz olduğunun da altını çizmek gerekir. Özellikle özgün bir vokabüler üretme anlamında kadim medeniyet birikimimizin güncel dünyamızla yerelde ve everensel düzlemde yeniden koordinatlarının üretilmesine büyük ihtiyaç olduğunu da vurgulamak gerekir.

Vizyon belgesinin son söz kısmında vurgulandığı gibi, bu belge bugünü ve geleceğimizi anlamlı kılmak umut ve kaygısı ile bir vazife ve sorumluluğun ifası bağlamında ortaya konulmuştur.Eğitimin anlamı içinde bulunduğu çağdan etkilenir. Yaşadığımız çağın koşullarını çocuklarımızın bugünü ve geleceği için anlamlı kılmak en öncelikli vazifemizdir. Temel sorumluluğumuz, kültürel kodlarımız üzerine inşa ettiğimiz medeniyet iddiamızın yenilenerek dönüşmesidir.

Toplumun tüm kesimlerinin ilgilendiren en can alıcı alanlardan biri olan eğitim sistemimizle ilgili böyle bir yol haritasının uygulanabilirliği ve öngörülen hedefleri gerçekleştirebilmesi, tüm toplumsal kesimlerin destek ve duyarlılıkları ile doğru orantılı olduğunun altını çizmek gerekir. Bu bağlamda özellikle bu tür uzun yol haritalarının siyaset kurumları tarafından da desteklenmesine ihtiyaç vardır. Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat vizyon belgesinin kamuoyuna açıklanması törenine katılarak ve bir sunum yazısı ile açık, kararlı desteğini sunmasının bu bağlamda belgenin uygulamada başarılı olması bağlamında önemli olduğunu belirtmek gerekir.



YAZARLAR