Seyit Ahmet UZUN


EĞİTİM SİSTEMI İÇİN NELER YAPABİLİRİZ

Eğitimi, ideolojilerin ve siyasetin boyunduruğundan kurtarmadıkça kalıcı, verimli, sonuç elde edici, liyakat temelli ve herkesin yeteneğine göre  eğitim alacağı bir sistemin oluşturulması ve ülkeye artı değer katacak sorumluluk sahibi bireyler yetiştirilmesi zor olacak gibi duruyor. 


Sistem nedir? Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzenidir. 

Sürekli değişen ve yeni anlayışlarla hep başa dönülen bir anlayış sistem olamaz. Ve sistem olmadığı için de verimli bir sonuç elde edemeyiz. Ki edemiyoruz da.

Osmanlı Eğitim Sistemine ve gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerine baktığımızda sürekli değişen değil ihtiyaca göre revize edilebilen bir sisteme sahip olduklarını görebiliriz. 

O halde biz niçin verimli bir sonuç elde edemediğimizi açık yüreklilikle, cesur ve önyargısız bir şekilde kendi kendimize sormamız gerekir. 

Bu açıdan bakıldığı zaman eğitimin sonuç elde edecek bir yapıya kavuşturulması için ilk önce oturmuş bir sisteme sahip olması gerekmektedir. 

İktidardan iktidara değişen bir sistem sonuç elde edilecek bir yöntem olamaz. Hele bunu aynı iktidarın bakanları açısından ele aldığımızda daha vahim bir durumla karşılaşmaktayız. 

Her gelen bakan bir önceki sistemi gereksiz, anlamsız,  yetersiz bularak yeni bir sistem arayışına girince bütün emekler boşa gitmektedir. 

Bunun acısını bir bütün olarak milletçe yaşamaktayız. 

Değişen eğitim sistemleri arasında nice gençliğimiz kaybolmaktadır . 

Artık eğitim sistemimiz yap boz olmakdan çıkarılmalıdır. Ülke olarak gerçekten yetkin eğitimcilere, bürokratlara ve işin ehli bireylere sahibiz.

Peki bu kadar yetkin insanımız varken nasıl olurda başarılı bir sistemimiz olmaz? 

Bunun en önemli sebebi önceki yazımda belirttiğim husustur. "Eğitimin ideolojiye kurban edildiği her bakış açısı aslında "At Gözlüğü" veya "Şeytanın Gözlüğü"yle yapılmış bir değerlendirmedir."

Bunun için bakandan, bakana veya hükümetten hükümete değişen bir eğitim sistemi yerine gerçekten "Milli" diyebileceğimiz bir sistemin oturtulması gerekmektedir. 

Ortak akılla hareket edilmesi en temel şarttır. 

Halkın temel değerlerini dikkate alan, ideolojilere kurban edilmeyen bir sistemin oluşturulması için vakit geçirilmeden bir konsensüs oluşturulmalıdır. 

Ziya Selçuk son Milli Eğitim Bakanı olarak bir takım yeniliklere imza atıyor ve düzenlemelere gidiyor. Ve gerçekten sonuç alınacak çalışmalara imza atılıyor. Özellikle Meslek Liseleri üzerindeki çalışma ülkenin ara elaman ihtiyacını karşılamaya yönelik hayati öneme sahip bir konudur. Bunun gibi birçok konu da sıralanabilir. 

Ancak korkum şu ki; bakanın (olası) değişmesinden sonra bu kadar yapılan çalışmaların hepsinin bir çırpıda heba edilmesidir. 

Bunun önüne geçilmesi için ülke genelinde bütün siyasi, sivil toplum, akademisyen ve eğitimcilerden ortak bir  birim oluşturularak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir eğitim anlayışını, sistemini şekillendirmeleri istenebilir. 

Ve bu anlayış Anayasaya revize edilebilir ama sistem olarak değiştirilemez şartıyla eklenebilir.

Böylece kişiye, iktidara göre değişen değil, sonuç elde edebileceğimiz zamanın eskitemediği bir sisteminde temelini atmış oluruz.  

Aksi takdirde bu anlayışla sürekli yaşanacak hep yeni bir sistem arayışıyla hiçbir sisteme sahip olamayacağız. Bu da bizim eğitimde niçin başarısız olduğumuz sorusunun veremediğimiz cevabı olarak tarihe not olarak düşecektir. 

Eğitimi, ideolojilerin ve siyasetin boyunduruğundan kurtarmadıkça kalıcı, verimli, sonuç elde edici, liyakat temelli ve herkesin yeteneğine göre  eğitim alacağı bir sistemin oluşturulması ve ülkeye artı değer katacak sorumluluk sahibi bireyler yetiştirilmesi zor olacak gibi duruyor. 



YAZARLAR