Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet Ali BİLİCİ


Düşünme Tehlikesi!

(Beyinsizleştirme)1


 

Düşünmek insanın temel vasfıdır. Hayatı çözmeye çalışan insan öncelikle bunun için düşünür. Olgu ve olayları analiz edebilmesi de aynı şekilde insanın düşünmesiyle gerçekleşir. Hakkın, hakikatin, doğrunun ve yanlışın ne olduğuna düşünmekle varılır. Düşünmek, insan olmanın zorunlu gereğidir. Biri düşünmüyor, düşünmezlik ediyorsa, o daha çok biyolojik olarak insandır. İnsan dışındaki varlıkların varlık nedenleri ve hayat üzerine cevaplandırmaları gereken soru ve sorunları yoktur. Evrendeki tüm varlıklar insanın varlığı eksenli bir anlama sahiptirler. Bu yüzden insanın bütün bunları yerli yerine koyucu düşünce sistemini oluşturması lazım. Düşünmek, düşünüyor olmak, öncelikle ve özellikle insan olma vasfı taşındığı, insan olunduğu anlamına gelir. Bir beyin taşıyor olmak-bir beyne sahip olmak, düşünebiliyor olmak demek değildir.

Düşünen insan öncelikle iki soruya yönelir:

  1. Evren ve varlık nedeni!
  2. Yaşadığı dünyadaki olay ve olguların nedenselliği!

Bu iki nokta üzerinde düşünen insan, hem evrenin anlamını çözecek ve hem de dünyadaki gelişmeleri anlayacak-çözecektir. Bu onun insan olmasının (hayvan olmamasının) özelliği sonucudur. Düşünmekle ulaşılan sonuçlar, sorumluluklar, yerine göre müdahale ve eylemler gerektirir. Birileri tabiatın doğal dengesini salt çıkarları için bozuyorsa, insanlar üzerinde planlanmış onlarca hesaplar varsa ve düşünen insan bunları fark ederse, birilerinin oyununu bozmak kabilinden, başı belada demektir. Düşünen insan, insani değerlerini yitirmemişse, insanlar üzerinde gerçekleştirilen hile ve aldatmalara dayalı planları görebilecektir. Görebilecektir ama bu, bu planları yapanları hiç de sevindirmeyecektir.

Müstekbirlerin hâkim veya etkili olabildikleri tüm toplumlarda topluluklar birer koyun sürüsüne dönüştürülmüştür. İnsanlar belirli fikirlere şartlandırılmış (inandırılmış) olarak eğitilmekte, yaşamlarının devamında çok yönlü olarak (TV, internet, gazete yayınları ve farklı araç-gereçlerle yapılan sınırsız reklamlarla) kontrol altında tutulur-yönlendirilir. Kafasında, kafasını kaşıyacak bir boşluk bırakılmamaya çalışılır. Artık o, bir insan (düşünen bir insan) olmaktan çok, kurulmuş bir robot-insandır (homo-economikus). Düşünmemesi bir yana, düşünmeyi de sevmez. Bir şekilde düşünmek zorunda kalırsa, ya çıldırır ya da intihar eder. Batı toplumunda yaşayan insanların ekseriyetinde psikolojik sorunlar vardır. Her geçen gün de bu artmaktadır. Düşünmek insana, kendisini kuşatan materyalist yapının niteliğini fark etmesini-kavramasını sağlar. Bu ise sömürü çarklarının aleyhinedir.

Materyalizmin temek inancı; her ne pahasına ve ne olursa olsun para kazanmak (tüketim) esastır. Bunun ne ve ne gibi bedeller gerektirdiği, insanlığa maliyeti ve getireceği sonuçların bir önemleri olamaz. Ama elbette bu insancıkların düşünebilir özelliklerinin olması problemi halledilmelidir. Hem birer üretici (köle) ve hem de kazandırıcı tüketici (hayvan) rolünü yerine getirmesi lazım. Materyalizm bunun için gerekli olan tecrübeye, bu sorunu nasıl halledeceğinin güç ve imkânına sahiptir. Elindeki güçle gerekli eğitim ve etkili araçları sağlamış, insanların kendilerini güvende hissedecekleri (ki bu güven hissi aynı zamanda müstekbirlerin güven teminatıdır), olabildiğince yolunmalarını mümkün kılan demokratik ortamlar sağlanmıştır. Geriye bu sistemin devamı için gerekli ve yeterli kontrol mekanizmalarla insanları uyandırması mümkün tehlikelerin bertaraf edilmesidir.

Kuran ‘…sana da zikri indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler diye2 demektedir. Daha birçok ayet düşünme, akletme, öğüt alma, sonuç çıkarmaya yönelik insanın hidayetini (Kurani değerlerle bilinçsel aydınlanmasını) dilemektedir.

Bir akla ve beyne sahip olmak değil, bu aklı kullanmak önemlidir. Bir şeye sahip olmak değil, o şeyi amaçsal olarak yerinde kullanmak önemlidir. Akılları başlarından alınmış insanların akıllarının varlığı tartışılır olmuştur.

Temel vasfı düşünmek olan insanın düşünmekten imtina etmesi nasıl açıklanabilir?

Her bir insan, insanlığını bütünüyle kaybetmediği sürece, vicdani bir uyanışa müsaittir. Bunun için bir mesaj (söylem) ve örneklik (ameli salih örnekliği) gereklidir. İstikbarizm çoklu yollar oluşturarak, hakkın yolunu bulanıklaştırarak, insanlara her bir çeşit yola girmeleri sağlanmaktadır, yeter ki hakkın yolu belirginleşmesin ve insanlar için bir alternatif yol haline gelmesin.

İnsanlar var olan yolları izlerler. İslam insanlara alternatifyol sunmadır. Bu ise ancak örnek (şahit) bir model olmakla, bunu ortaya koyup görülmesi sağlanmakla mümkün olabilir. Yol açılırsa, yürüyeni de olacaktır.

 

 

Mehmet Ali Bilici

 

1- …boş vakit artışı, ‘serbest zamanı’, insana sunulan ‘eğlence’ türüyle insaniyetten uzaklaştıran ve fiziki ve kültürel gelişmesine yaramayan boş bir zamana çeviren bir ‘boş vakitler pazarı’… (Roger Garaudy. Çöküşün Öncüsü ABD, Nehir Yay. Sh. 265)

2- Kur'an, Nahl: 16/44

3- İslami Sosyal Topluluk modeli bunu gerçekleştirebilir.



YAZARLAR