Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Beşir İSLAMOĞLU


DÜNYA NİZAMINI AYAKTA TUTAN ÜÇ GÜÇ: KİTAP, MİZAN, DEMİR

Beşir İSLAMOĞLU'nun Yazısı;


 

Aziz olan Allah, dünya nizamının adaletli ve dengeli kalması için Resulleri aracılığıyla insanlara Kitap, mizan ve demiri ikram etti. (Hadid 25)

Kitap ne işe yarar?

Kitap; insanlara yol gösteren, kula kulluk değil, sadece Allah’a kulluğa çağıran bir kaynaktır. 

Kitap; insanlara öğüt veren, yanlışlara karşı uyaran, yollarını aydınlatan ve dünya-ahiret mutluluğuna kavuşturan bir kaynaktır.

“Ey iman iddiasında bulunanlar! Kitab’a (Kur’an’a) tabi olun. Talimatlarına uyun ve O’ndan başka hiçbir otoriteye tabi olmayın. (Baksanıza bu kadar uyarılara rağmen) çok azınız bu öğüdü tutuyorsunuz.” (Araf 3)

Allah, sadece Kur’an’a (bildirdiği talimatlara) tabi olmamızı ve Kur’an mesajlarından sorumlu olduğumuzu açıkça bildirdiği halde, bırakın başkalarını, müminlerin ekseriyeti bile Kur’an talimatlarına göre değil, başkalarının talimatlarına göre hayat sürmektedir. Sormak lazım; “Kur’an Müslümanların neyi olmaktadır”?

-Hayatlarını düzenleyen kurallar manzumesi mi?

-Yollarını aydınlatan bir kandil mi?

-Türlü misallerle dolu bir öğüt kitabı mı? 

Yoksa

-Şarkı-türkülerden hoşlanmayanların müzik ihtiyacını gideren bir beste-güfte kitabı mı?

Veya ölmek üzere veya ölenlerin üzerine okunan ve onları her türlü azaptan koruyan bir tılsım-muska kitabı mı?

-Yahut anlamadan, ne söylediğini ve ne istediğini önemsemeden seslendirilip “sevap” devşirilen bir şiir kitabı mı?

Her inanan insan, bu ve benzer sorular çerçevesinde hayatını test etmelidir. Yani “Kur’an, hayatının ne kadarına hükmetmektedir” sorusunu kendisine sorarak dindarlığını ölçebilmelidir. Hayatının ne kadarının “düzgün” olduğunu, ne kadarının çarpık olduğunu Kur’an mesajlarıyla ölçmelidir; zira dünya ve ahirette geçerli kaynak sadece O’dur.

Demek ki Allah’ın, dünyanın nizamı ve insanların kurtuluşu için indirdiği birinci beyyine (kanıt, belge) Kitap’tır. Kitap, yaşanan hayatın dışına çıkartılırsa, etkisiz ve itibarsız hale getirilirse Allah’a büyük bir isyan ve saygısızlık olur; toplum da asla huzur bulamaz. 

Dünya nizamını ayakta tutan İkinci güç (kanıt/belge) ise, MİZAN’dır.

Mizan; yeryüzünde HAK ve ADALET mekanizmasının yürürlükte olması demektir.

Mizan; HAK olan Allah’ın ayetlerini esas alarak yeryüzünde adaleti tesis etmektir.

Mizan; her türlü ölçme, tartma ve değerlendirme aletidir; hakça paylaşımdır. Mizan, talimatını (hukuk ve ahlakını) Kur’an’dan alır. Fıtri olarak her insana verilen vicdan-gönülle desteklenir. Vicdanı ve sağduyusu (merhameti) tahrip olmamış insanlar, Allah’ın azabından korkarak mizan hususunda hassas (ölçülü) davranırlar. 

Kur’an, “ölçme ve tartmada” adil olmayanlara, yolsuzluk yapanlara “yazıklar olsun” demektedir. Yani her türlü haksız kazancın, büyük bir azaba sebep olacağını belirtmektedir. Dolayısıyla bir toplumda mizanın (adalet terazisinin) ayarı bozulmuş, eksik veya fazla tartmaya başlamış ise, o toplumda çöküş kaçınılmazdır.

Dünya nizamını ayakta tutan üçüncü güç (kanıt/belge) ise, DEMİR’dir.

Demir, Kur’an’ın mucizevi ifadesiyle “kendisinde büyük bir güç ve pek çok yarar bulunan” bir ikramdır. (Hadid 25)

Demir; biyolojik, ekonomik ve siyasal alanlarda hayatın vazgeçilmez bir madenidir. Biyolojik olarak, yani insan sağlığı açısından da çok önemlidir. Demir vitamini vücudun en gerekli minarelleri arasındadır. Demir, vücuda enerji vererek yorgunluk ve halsizliği giderir.

Demir, ekonomik olarak büyük bir güçtür, sektördür. Demir ayeti indiği yıllarda demirden sadece kılıç ve bıçak gibi basit bazı aletler yapılmaktaydı; fakat zamanla bilim geliştikçe demir her alanda en önemli meta haline geldi. 

Bugün artık demir, medeniyetin ve sanayinin en temel madeni durumundadır. Neredeyse demirsiz hiçbir iş-sanayi kolu yok gibidir. Demirin bu kadar önemli olduğunu Kur’an, mucizevi gücüyle on dört asır öncesinden bildirmişti. 

Demir, siyasal alanda da hem maddi, hem de manevi gücü temsil eder. Demire sahip olmak demek, teknolojiye sahip olmak demektir. Teknolojiye sahip olmak demek, dünyanın en güçlüsü olmak demektir. Bu gücü elinde bulunduranlar, dünyanın süper gücü konumuna çıkıp dünyayı yönetmeye kalkışırlar. 

Hadid suresi 25. Ayetinden çıkarabileceğimiz mesaj şudur ki demire (çağın gücüne) sahip olanlar, “mizan” (adaleti) tesis ederek dünyaya düzen vermelidirler. Mizanı (adaleti) tesis ederken de mutlaka Kitab’ın öğüt dolu mesajlarını dikkate alarak yol almalıdırlar.

Demire sahip olanlar (yani gücü elinde bulunduranlar), Kitab’ın talimatları yerine başkalarının talimatlarını tercih ederlerse, adalet yerine zulüm dağıtırlarsa, dünya nizamının çöküşüne zemin hazırlamış olurlar.

Bugünlerde dünyayı bütünüyle (doğu-batı, güney-kuzey, siyah-beyaz zengin-fakir, makam-mevki demeden) saran PANDEMİ, dünyadaki şımarıklığın, had bilmezliğin, insana saygısızlığın, haksız ve adaletsizce paylaşımın (kısaca Allah’sız davranmanın) dibe vurmasından başka bir şey değildir. 

Melik olan Allah, Covid 19 (coronavirüs) üzerinden insana adeta şunları hatırlattı:

“Ey insan! Haddini bil, azgınlaşma! Mülkün sahibi benim. Sen küçücük bir mikropla bile baş edemezsin. Verdiğim nimetlerin kıymetini bil, adaleti elden bırakma, insanca paylaşmayı sağla. Mülkün sahibi sen değil, benim.”

 

Dünya boks şampiyonu Muhammed Ali ne güzel demişti:

“Ben, boks gücümle bütün dünyayı dize getirdim, hep şampiyon oldum; lakin Allah bana küçük bir hastalık vererek, gerçek şampiyonun kim olduğunu hatırlatmış oldu.”

Muhammed Ali’ye rahmet diler, öğüt alanlara selam olsun…

 

Beşir İSLAMOĞLU

 



YAZARLAR