Musab Aydın


DOĞU'NUN ANNELERİNE

Musab AYDIN'IN Yazısı;


Sahi bir annenin yüreğini kim anlayabilir? Yüreğindeki dev dalgaları, sarı kırmızı parlayan alevleri? Küllenmeye asla meyletmeyen ve cayır cayır yanan yürek ateşini görebilecek kim var?

Sakin bir liman gibi dursa da anne, yüreğinde kaynayan denizleri, yürüyen dağları görmemek mümkün mü? Görür de nasıl ilgisiz kalabiliryüreğinde insanlıktan bir iz taşıyanlar? Neden görmezden gelmeyi tercih eder, görmesi gerekenler? Nasıl ilgisiz kalınır, dehşetli bir tufana yakalanmış, başı dumanlı dağlar gibi vakur ve yalnız anneleri? Annelerin döktüğü bir damla gözyaşının sel olduğu, önünde çıkan ne varsa birbirine katarak süpürdüğü sel felaketinden endişe etmez. Yüreği yaralı bir anne öfkesinden kim korkmaz ki? Mesele evladı ise bir anneyi kim ikna etmeye cesaret edebilir ki? Ciğerparesinden ayrı düşürülmüş bir anneyi ondan vazgeçirmek cesaretini gösterebilecek kim var?

Diyarbakır'daki çocuklarını arayan anneler

Çocuğundan ayrı düşen bir anne için her gün ilk gündür. Bu azalmayacak ve eskimeyecek kadar büyük bir acıdır bir anne in. Biz, annelerimizin yürekleri gibi acıların ekildiği toprakların çocuklarıyız. Belki de bu yüzden gurbeti sıla kılmışız. Oysa bu topraklar kurak da değildi. Zira Dicle'nin ve Fırat'ın suladığı toprakların bizimdi. Peki neden bu toprakları kan ile sulamayı seçtiler insanlık düşmanı insanlar!? Bu coğrafyada annelerin yüreğine acı ekilmiş bir kere. Kaç zamandır acıyı acıyla bastırdılar, yaraya tuz basar gibi.

Yürek acısının yeryüzünü yaktığı bu günlerde bir ses duyuldu: "Ben oğlumu istiyorum, artık yetmez mi, benden aldıklarınız? Bu üçüncü evlat." diye yükselen bir ses. Evet bu bir annenin acı haykırışıydı. Yetmez mi bu kadar acı. "Kaldırmıyor yüreklerimiz bunca acıyı." diyen bir annenin sesi yankılandı doğuda. Doğunun anneleri daha bir kederli kader yaşadı her zaman. Her türlü engellemeleye rağmen, bütün ülkenin mahkum olduğu bir ses oldu. Bu ses bütün annelerin yüreğinde karşılık bulacak kadar acı doluydu. Sonra bir bir toplandı anneler. Sesleri daha gür daha öfkeli ve daha kararlı bu kez. Türlü karalamaya karşın anne yüreği duyuruyor sesini artık. Muhatapları üzerine almak istemese de... Her muhatap farklı bir adrese işaret etse de...Durdukları adres tek muhatap değildi elbette. Bunu en çok anneler biliyordu.

Evet, hazan mevsiminde ki bir anneyi anlayacak merhameti görmek istiyor insan. Herkes sorumluluk duymalı diye bekliyor. Bu acıyı her yürek hissetmelidir.  Bu merhameti her insan göstermeli... Elleri kadar yüreği nasır tutmuş annelerin merhameti gibi...



Tuncay söğüt
7.10.2019 03:03:14
Annelerin yüreğini yakan acıdanda ötesi ne idüğü belirsiz bir guruhun güya o topraklara özgürlük ve barış getireceğim demesi ve buna inan bir kitlenin varlığıda o kadar acıdır

YAZARLAR