Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Mehmet BEYHAN


Doğu Akdeniz’de Sadece Çıkarlar mı Çatışıyor?

Yazarımız Mehmet BEYHAN'IN 'YENİ' YAZISI...


Türk-Yunan ilişkileri geçen iki yüzyıla yakın bir zaman içerisinde hep sorunlu olmuştur. En basit konularda bile iki ülke arasındaki ilişkilerin gerginliğe yol açması oldukça düşündürücüdür. İşin kötü tarafı bu sorunlar çözülmeden sürüp gitmektedir.

Burada aklımıza: ‘’Peki, bu sorunlar gerçekten çözümsüz mü?’’ Sorusu gelmektedir. Aslında hiçbir sorun çözümsüz değildir. Ancak bu meseleyi derinlemesine incelediğimizde çözümü engelleyen iki faktörün rol oynadığını fark ederiz.

Bunlardan birincisi, Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı aşırı derece de duyduğu korku ve güvensizliktir. Bu öyle bir korku ki, Türkiye’nin en masumane çözüm çağrılarını bile Yunan medyasında ‘’acaba bunun altında ne çıkar?’’ Şeklinde yaklaşıldığını görmekteyiz.

İkincisi, harici güçlerin Yunanistan’ın bu korku ve güvensizliğini manipüle edip Türkiye’ye karşı mütemadiyen kışkırtmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle Batı Avrupa devletleri ve Yunan asıllı ABD’li bazı lobilerin etkili olduğunu biliyoruz.

Türkiye, devamlı yapıcı bir dış politika izleyerek her iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi için güçlü siyasi irade ortaya koymuş ve menfaatlerin müşterek olduğunu belirtmiştir.

Girişte de belirttiğim gibi, Türk-Yunan ilişkileri uzun bir geçmişten günümüze uzanan çalkantılı bir süreçten geliyor. Ege’de kıta sahanlığı ve Kıbrıs sorununu daha çözmeden son yıllarda bir de Doğu Akdeniz sorunu eklendi.

Bilindiği gibi Doğu Akdeniz’de keşfedilen enerjinin çıkartılıp işletilmesinde Türkiye’nin denklem dışı bırakma çabaları, sorunları daha da derinleştirmektedir.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın hakkaniyette uygun olmayan davranış ve tutumundan kaynaklanan problemin üç boyutlu olduğunu düşünüyorum.

 Bunlardan birincisi, hukukidir. Hatırlanacağı gibi Güney Kıbrıs ile Mısır 2003’te MEB anlaşması yapmış ve Türkiye buna itiraz etmişti. Türkiye’nin itirazları iki temele dayanmaktaydı. İlki, belirlenen coğrafi noktaların bir kısmının Türkiye’nin kıta sahanlığının içinde yer alması, diğeri, güney Kıbrıs’ın Kuzey Kıbrıs’ı yasal olarak temsil edemeyeceğinin olmasıydı.

İkincisi, ekonomiktir. Keşfedilen enerjinin miktarı Avrupa’nın 500 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak büyüklükte olduğu iddia edilmektedir. Devasa bir rezervin olması küresel güçlerin iştahını kabartıyor. Bu nedenle Yunanistan’ı sürekli manipüle ederek Türkiye’ye karşı kışkırtıyorlar.

Üçüncüsü, kimliklendirmeyle ilgilidir. Devletler de tıpkı bireyler gibi birbirlerini pozitif veya negatif olarak kimliklendirirler. Her kimlik bir farklılığa, her farklılık çıkarla birleştiğinde çatışma riskine işaret eder. Yunanlı politikacılarının hırçın ve uzlaşmaz tutumunun nedenlerinden biri Türkiye’yi negatif kimliklendirmesinden kaynaklanmaktadır.

Doğu Akdeniz’de sadece Türk-Yunan çıkarları çatışmıyor aynı zamanda Türkiye’nin adalet ve barış temelinde çözümden yana siyasetiyle, Yunanistan’ın bencil ve negatif kimliklendirmesinin siyasetsizliği çatışmaktadır.

Not: Eleştiri, öneri ve katkı yapmak isteyen dostlarımız için: mehbeyhan@gmail.com adresinden ulaşabilirler.

Kaynak: Milat Gazetesi

 



YAZARLAR