F. Yılmaz ALTUNÖZ


DİRENİŞ AYI MUHARREM

Yılmaz ALTUNÖZ'ün Direniş Ayı Muharrem Adlı Yazısı


320 yıl öncesine yani Karlofça anlaşmasına kadar, Osmanlı hinterlandında fetihlerle meşgul olan ümmet; 1699 yılından sonra bu coğrafyanın her tarafında direniş alanları oluşturmuştur. İspanya'da fetih hareketleri daha önceden son buluduğu gibi 1492 yılında İspanya/Endülüs'te Gırnata'nın düşüşüyle de direnişler son bulmuştu.

            Direnişler peygamberlerin ilki olan Adem ile başladı (as); bu direniş şeytana ve nefsine karşı olan bir direnişti. Nuh nebinin ayağa kalkışı bambaşka bir direniş ki; kızgın kumlar içerisinde, küçücük bir derenin dahi olmadığı bir alanda; tsunamilere meydan okuyacak bir gemi inşa ederek direnişe başladı. Önce gemiyi inşa etti sonra suyu çağırdı. İbrahim'in direnişi çok kutlu ve aşk eşiliğnde bir direniş. Aşkın tedbir diye bir derdi olmaz. Aşık tedbir diyerek zaman kayıp etmez ve onu mazeret kabul ederek arkasına sığınmaz. İşte İbrahim çıplak ayaklarıyla ateşe yürüyerek direnişin sembolü oldu. Musa peygamberi nasıl değerlendirmeli! Kimsesiz, köle sınıfından gelen bir genç. Olaylara duyarsız kalmayan, müdahaleci bir zihin. Mısır'ın efendisine baş kaldıran ve kavmini onun zulmünden kurtarmak için projeler üreten; peygamber. Bedenler köle olsada zihinin ve kalbin köle olmaması gerektiğini çağlara üfleyen; tüm ezilenlere yol gösteren; Musa.

            Son nebi ve son resul, çağ açan çağ kapayan bir peygamber. Yalnızca müminlere değil, insanlığa rahmet olarak gönderilen; Hz. Muhammet Mustafa (sav). Hicret projesiyle inananlarını ve ülkesini/Mekke'yi iç savaştan uzak tutan; resul. Sosyologların, psikologların, siyasetçilerin ve askerlerin ifade etmekte zorlandığı; 23 yılda bir medeniyet; o medeniyet ki kılıç ve kan üzerine değil; kitap ve kalem üzerine inşa eden bir peygamber. Ve Hüseyin! Çağları etkilemeye devam eden ve yaşlanmayan bir delikanlı. Her zaman şimdi olan. Geçmişin ninnisi geleceğin mehdisi değil; aşk meydanının şimdisi; dedesinin takipçisi; Hüseyin!  Etrafına bakarak korkular üreten değil; korkuları titreten bir kişilik/şahsiyet; Hüseyin!

            Takvim yapraklarının Müslümanlara ve insanlığa hatırlattığı ay; Muharrem ayı. Sıradan bir ay değil. Suskun ve ezik değil. Korkak ve pısrık değil. Bencil ve bananeci hiç değil. Hazcı ve hızcı değil. Emekli olduğunda elinden alınacağı makamına, öldüğünde geride bırakacağı sermayesine; tapınmayı söyleyen değil. Muharrem ayı; aşkı kuşanarak aşkın bakış içerisinde; doğru bir kalem, merhamet tutkunu bir kalp, feraset sahibi bir akıl ve adalet düşkünü bir bilek ile; özgürlüğü muhatabına sunan ve ondan isteyen bir ay; Muharrem.

            1440 kez ayağa kalkan bu ay; 1441 nci kez ayağa kalkarak Müslümanlara bir seslenişi var; Özgürlüğü kuşanın. Adaleti kuşanın. Merhameti kuşanın. Üretimi kuşanın. Direnişi kuşanın. Mazlumlara umut olun. Ve onlara kimliğini sormayın. Müslümanlar ve mazlumlar adına direnin ve direnişiniz fethe dönüşsün.   

            Endülüs sizi bekliyor. Buhara sizi bekliyor. Üsküp sizi bekliyor. Viyana önleri siz bekliyor. Yemen sizi bekliyor. Kudüs ve Mekke'de...



YAZARLAR