Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Nejdet DEMİREL


DİJİTAL DÜNYAYI NE KADAR TANIYORUZ?

Yazarımız Nejdet DEMİREL'İN 'YENİ' YAZISI...


 

Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte, Müslümanlar nezdinde helal haram anlayışı büyük ölçüde değişikliğe uğradı. Artık paylaşılan haberlerin doğru veya yanlışlığı insanların umurunda olmuyor. Paylaşılan her ne olursa olsun sevmediğimiz insanlarla alakalı ise, adalet anlayışımız tamamen rafa kalkabiliyor. Paylaşılan haber içeriği yalan olma ihtimali gözardı edilerek çok rahat bir tavırla paylaşım yapılabiliyor. Yaşanan garabet durum bununlada sınırlı kalsa iyi. Bir bakmışsın iftira ve yalan haberi yayan kişiler, yapılanları Allah için yapıyorum diye söylemesinler mi. Sosyal medya paylaşımlarında insanlarda şöyle bir algı yerleşmiş durumda :

Bu mecrada haram işlemek diye bir kavram yok gibi hareket edildiğini görmekteyiz. Bu paradoksal ruh hali her türlü yalan yanlış paylaşımın yapılmasını kolaylaştırmaktadır. Haliyle sosyal medya alanı kişilerin egosunu tatmin etme aracı haline dönüşmüş durumda. 

Sosyal medyanın günah bataklığına dönüşmesine zemin hazırlayan belli başlı mihenk taşları var. Bunlara bazı örnekler vererek devam edelim. 

. Fasık ve İslam düşmanlarından gelen haberlere itibar etmek.

. İçeriğine vakıf olmadığımız ve yalan olma ihtimali bulunan haberleri, hiç bir hassasiyet kaygısı taşımadan paylaşmak arzusunda olmak. 

. Hoşlanmadığımız kişi veya oluşumlara karşı, paylaşılan haber ve benzeri şeyleri yaymak konusunda istekli olunması.

. Sanal alemde bende varım dürtüsüyle birilerine karşı bilgiçlik ve üstünlük taslamak çabası içerisine girilmesi. 

İşin vahim tarafını söyleyelim : 

Dijital cihazlar vasıtasıyla beğeni ve paylaşılanlar için geri dönüş telafi mümkün olmayabiliyor. Çünkü paylaşımınızı kaldırıp silseniz dahi, bir çok kişi tarafından beğeni alıp paylaşılma ihtimalinden dolayı isteseniz bile müdahale etme şansınız olmuyor. "

Doğal olarak karşımıza şöyle bir tablo çıkmış oluyor : Sosyal medyada işlenen hatalar gündelik yaşantımızda işlenen hatalardan çok daha yıkıcı ve zararlı olabiliyor. Birinde geri dönüş mümkün iken, diğerinden geri dönüş olasılığı ortadan kalkmış oluyor. Sosyal medya kullanımı hayatımızı kolaylaştırdığı bir gerçek, ama diğer taraftan bu mecranın kontrolsüz ve günah işlemeye çok daha müsait bir alan olduğuda unutulmamalıdır."

Maalesef pek çoğumuz dijital teknolojinin bizlere sunmuş olduğu imkanlar dahilinde hatalar yapabiliyoruz. Bugün istedik ki, sosyal medyanın işleyişi ile alakalı bazı teknik detayları paylaşarak farkındalık oluşturmak. Ayrıca maruz kaldığımız dijital dünyanın zararlarına bir nebzede olsa dikkat çekme isteğimiz bu yazıyı kaleme almamıza dayanak teşkil etmiştir. Bir öz eleştiri yaparak konuya giriş yapmak istiyorum. Kullandığımız andoraid ve ios tabanlı cihazların hayatımıza olumlu veya olumsuz etkileri ile ilgili çoğumuzun yeterince bilgi ve donanıma sahip olmadığını söylemek yerinde olacaktır. Nitekim Oxford Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Reuters Enstitüsü, 2018 yılı Dijital Haberler Raporu'nu yayınlandı. Rapora göre yalan haberlere en çok maruz kalan ülkeler sıralamasında "Türkiye birinci sırada! yer aldı." İkinci Meksika, üçüncü Brezilya, dördüncü sırada ise ABD geliyor. Yapılmış olan bu çalışma, Türkiye'nin sosyal medya kullanımındaki durumunun vehametini ortaya koymaktadır. 

Sosyal medyayı kısaca  tarif etmek gerekirse :

Çoğunlukla ABD menşeli firmalar tarafından organize edilen, ticari, sosyal her türlü faaliyeti içeriğinde  barındıran değişik dijital yazılımlardan oluşan network ağıdır. 

Dünya ülkeleri içerisinde, sosyal medya kullanımı sıralamasında, Türkiye ilk beşe giren ülkeler arasında yer alması, konunun bizler açısından, ne kadar önemli olduğunun da bir göstergesidir.

Peki çok masum gibi görünen küçükten büyüğe, tüm aile bireylerinin severek kullandığı sosyal medya diye özetlemeye çalıştığımız bu dijital dünya, gerçekten bu kadar masum ve zararsız olabilir mi? 

Sosyal medya gerçeğini daha anlaşılır kılmak ve sistemin nasıl işlediğini ortaya koymak açısından, pratikte yaşadığımız bazı örnekler üzerinden konuyu anlatmaya çalışacağız. 

"İlim müminin yitik malıdır, nerede bulursa onu alsın". 

Allah Resülünün sözü orta yerde dururken, Müslüman toplumların sosyal medya konusunda tedirgin olmalarının altında yatan sebep, kullanılan cihazların bizzat kendisi ile alakalı bir durum olmayıp tartıştığımız yazılım ve cihazların amaçları dışında kullanılması vede ABD orijinli bu şirketlerin gaye ve hedefleriyle alakalı durumdan kaynaklanmaktadır.

Hayatımızı kolaylaştıran artık vazgeçilmezlerimizin ilk sırasına yerleşen, sosyal medya gerçeğini daha iyi anlayabilmek için bu sistemi kurgulayanları tanımak, bunların hedef ve gayelerini anlamaktan geçtiğini düşünüyorum.

BUNLAR KİMDİ HEDEFLERİ NEYDİ?

235 yıllık bir geçmişi olan ABD, sağlanan beyin göçüyle beraber, icat edilen birçok teknolojik yazılımların öncüsü haline gelmiştir. İcat edilen teknolojik sistem ve yazılımlar çok sıkı bir gizlilik içerisinde özellikle istihbarat alanında kullanılıp eskitildikten sonra kitlelerin kullanımına sunuluyordu. 

Buna bir örnek olarak cep telefonunu verebiliriz. İlk cep telefonu "Michael Cooper" tarafından 1973 yılında icat edilmişken, Türkiye örneğinde bakacak olursak cep telefonun icadından takriben 20 yıl sonra Türk halkının gündemine girebilmiştir.

ABD başta olmak üzere, siyonist İsrail´le bağlantısı olan bu devasal kuruluşlar, Facebook, WhatsApp, Twitter, Instagram, Google, YouTube ve daha bir çok farklı amaçlar için üretilen küresel baronların kontrolünde olan bu yazılım şirketleri, neden bu kadar para harcayarak pekçok hizmeti ücretsiz versinler? Bahse konu olan yazılımsal sistemleri yöneten küresel sermaye, önceden planladıkları hedef doğrultusunda hareket ederek konuştuğumuz hizmetleri vermektedirler. Onlar açısından öncelikli eylem planı ise her türlü bilginin toplanıp kayıt altına alınması olayıdır. 

Emperyal kuruluşlar, dijital kanallar vasıtasıyla piyasaya arz ettikleri programlanabilen sistemleri, toplumların hizmetine sunmalarının amaç ve hedeflerine bakıldığı zaman : İstihbarat, ekonomik, siyasi yönünü olmakla beraber daha çok istihbarat alanında kullanımı ile ön plana çıkmaktadır. Kullandığımız sosyal medya aygıtları birinci derecede bu cihazları kullanan her bir şahıs için, karakter analizi yapılarak, elde edilen bilgiler ışığında kullanıcıların bilgisi dışında dijital bir kimlik oluşturulup arşivlenir. Sonrasında toplanan bu veriler dünyadaki siyasi dengeler gözetilerek kullanıma sokulur. Birçok ülkenin milli gelirinden fazla kazancı olan, Facebook, Twitter, Instagram, Google, ve YouTube gibi yazılım şirketleri, İslam dünyasını karıştırmak, kendi hedefleri doğrultusunda dizayn etmek için sosyal medyayı adeta bir silah olarak kullanıyorlar. En acı tarafı ise bu işi bizlerden kazandıkları para ile yapmış olmalarıdır. 

Dijital dünyaya yön veren küresel güçler, depoladıkları her türlü objeyi kullanırken izledikleri yöntemlere bakacak olursak sistemin şu şekilde işlediğini göreceğiz :

. Bireylerle alakalı tüm bilgilerin depolanması 

. Toplanan bilgilerin toplumları manipüle etmek için kullanılması, 

. Kullanıcılara doğrunun yanında yanlış bilgilerde verilerek, hedefleri doğrultusunda özellikle gençlerden oluşan bir topluluk inşa edilmek istenmesi. 

. Muazzam bir ticari kazancın elde edilmesi,

. Toplanan istihbari bilgilerin ülke yönetimlerini değiştirmek için kullanılması. 

Üzerinde durmamız gereken önemli bir husus ise, sanal dünyada oluşturulan tuzağın nasıl işlediği ile alakalı olacaktır : Kullanıcı kişi tarafından normal şartlarda paylaşılmayan mahrem bilgilerin, sosyal medya aracılığı ile dijital platformlara taşınması geri dönüşü olmayan hataların başında gelmektedir. İnsanlardan gizli bir şekilde yapılan kayıt işlemine bazı örnekler vermek istiyorum : 

Facebook, WhatsApp, Twitter, Instagram, Google, YouTube ve buna benzer programları kullanan bir kimsenin; parmak izi, özel resimleri, siyasi düşüncesi, hastalığıyla alakalı bilgiler, konuşma, yazışma, ses kaydı, harcamaları, seyahat bilgileri, anlık nerede bulunduğuna dair konum bilgileri, arkadaş, aile, ticari bilgiler, kullanıcı biriyle alakalı aklınıza gelen tüm veriler yapay zeka teknoloji ile tasnif edilerek, her türlü amaç için kullanılmak üzere, değişik merkezlerde bulunan, "serverlerde" depolanıp arşivlenir. 

Karakter analizi yapılıp dijital kimlikleri oluşturulan kullanıcılar; zaafları doğrultusunda kullanılmaya müsait hale getirilmiş ve geriye sadece kullanıcı kişilerin istenilen doğrultuda yönlendirilip kullanılması kalmıştır. Bu bazen bir şeyi tercih etmeye yönlendirmek, bazen birini sevdirmek, bazen de birinden nefret ettirmek, şeklinde tezahür ederek karşımıza çıkartılır. Sistemin kendisine hizmet sunduğunu düşünen sosyal medya kullanıcısı, arama motorlarında bilgi aratırken veya video izlerken veya karşısına çıkartılan haber, reklam, her türlü obje kendisine gösterilmek suretiyle, insanların pek çoğu farkında olmadan kullanılan bir metaya dönüştürülüp yönlendirilir. 

Şimdi bu yazılanları Venezuela, Kolombiya, Ukrayna, Mısır, Tunus, Libya, Suriye ve son kertede Türkiye´de gezi kalkışması ile denenen ayaklanma ve kışkırtıcı sosyal medya yayınlarıyla beraber düşünüldüğünde, konunun ne kadar hayati öneme sahip olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

ABD'nin başını çektiği bazı devletler, dijital veriler kullanılarak İnsanların özel bilgilerinin nasıl istihbarat savaşlarının bir parçası haline uyarlandığını, Amerikalı bilgisayar uzmanı, eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve eski Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) çalışanı, "Edward Snowden" vasıtasıyla öğrendi. Hakkında Filim ve belgesel çekimleri yapılan Edward Snowden, ABD'nin geliştirdiği özel bir yazılım sayesinde, devletlerin de dahil olduğu tüm dünyayı takip edip kayıt altına almasını deşifre etti. ABD tarafından aranan Snowden Rusya'da gizlenerek yaşamak zorunda bırakılmıştır. 

PEKİ NE YAPACAĞIZ, ÇÖZÜM ODAKLI ATMAMIZ GEREKEN ADIMLAR YOK MU? 

Dijital cihazların yol açtığı tahribat ortadayken başkalarını suçlayarak bir yere varamayız. Kullandığımız cihazlar hayatımızın bir gerçeği, istesek de tamamen uzak durmamız pek mümkün gözükmüyor. Önceliklerimiz olmalı, 

"ilk önceliğimiz kayıt altında olduğumuzun ve gözetlendiğimizin farkında olmak." Vizyon sahibi, teknolojik yazılımlara hakim, genç beyinlere acilen sahip çıkılması gerekiyor. Yazılım teknoloji öncelikli olmak üzere bu alanlara yatırımların zaman kaybetmeden yapılması ve ilgili kuruluşların desteklenmesi bir plan dahilinde hayata geçirilmelidir. 

Ülkeyi yöneten kadroların zaman kaybetmeden hayata geçirilmesi gereken bazı acil eylem planlarının mutlaka olması gerekir. 

Örnek verecek olursak :

. Tüm İslam ülkeleriyle ortak sosyal medya çalıştayı düzenlenmeli. Dijital dünyanın zararlarından korunma konulu istişareler yapılıp bir yol haritası belirlenmeli. 

. Sırf bu alan için hizmet verecek, yazılım teknolojisi ağırlıklı bir Bakanlık birimi oluşturulmalı. 

. Beyin göçü verdiğimiz gençleri tekrar ülkemize kazandırmak için adımların atılması 

. Zeki ve yetenekli gençlerin tespiti için ödüllü yarışmaların yapılması 

. Okullarda sosyal medya ile ilgili derslerin müfredata eklenmesi 

. Toplumu bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak için, her türlü görsel basında kamu spotu yayınlarına daha fazla yer vermek. 

. Alternatif dijital yazılımlar üzerinde çalışmalar yapılmasını teşvik etmek. (1)

KARAMSAR DEĞİLİZ 

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız tespitler, karamsar bir tablo çizmek için değil, sosyal medya ve türevlerinin kullanımına dair perde gerisinde yaşananlara dikkat çekmek için yapılmıştır. 

Şunun Altını Tekrar Çizmek istiyorum :

ABD, RUSYA, ÇİN ve İşgalci İSRAİL'İN başını çektiği dörtlü çete, güçlerini insan sayısına bağlı ordularına değil, sahip oldukları teknolojik imkanlarla elde ettikleri bilgiye borçlu olduklarını gözden kaçırmayalım. 

 

Selam ve Duayla 

 

(1) Amerika Birleşik Devletleri, hayatımızın önemli bir parçası haline gelen, (Youtube, Facebook, Twitter, Instagram, Watsaapp, Google, Hotmail ve Yahoo gibi yazılımların kullanımına, Türk toplumu için erişim yasağı uygularsa neler yaşayacağımızı düşünmek bile istemiyorum.)



YAZARLAR