Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Abdulbaki ÇAĞATAY


DEVLET ERKANINA AÇIK MEKTUP

Abdulbaki ÇAĞATAY Hocanın Mesajı;


 

 

 

"Ey iman edenler iman ediniz!..." (Nisa:136)

 

Sayın devlet erkânı!

Memleketini ve milletini seven; ülkesinin mahremiyetini muhabbet ve hürmetle savunan bir ilim ve irfan talebesi olarak bu satırları kaleme aldığımı bilmenizi öncelikle ve özellikle istirham ediyorum.

 

Asırlar önce bu devletin temellerini cenk ve cihad ile hangi düstur ve anlayış üzerinde kurup yükselttiysek ancak yine o düstur ve anlayışa dönerek, bağlı kalarak devletimizin ve milletimizin yükselmesine, kalıcı olmasına ve bütün mazlumların rahat edebilecekleri adil bir dünya oluşturmasına katkı sağlayabiliriz.

 

Göklere yükselebilmek için köklerimize tutunmalıyız. Köklerimizde ise imanın ve İslam'ın olduğunu unutmayalım. Şayet devlet ve millet olarak daima var olmak, aziz olmak ve tarihteki yerimizi almak istiyorsak; Rabbimizin şu fermanına kulak vermemiz yeterli olacaktır: "Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz." (Zuhruf: 44)

 

Evet, namımızı, şanımızı ve onurumuzu bütün dünyaya duyurmak istiyorsak; güneşin doğduğu her yere "nizamı alemi taşımak” gibi bir şiarımız varsa; "hakkın ve adaletin sesi, soluğu, hamisi"  olmak gibi bir iddiamız varsa; bilelim ki  bunu Allah'ın kelamına sığınmadan yapmamız mümkün değildir.

 

Batı ve medeniyeti iflas etmiştir. Yeni dünya düzeninde Kur'an-ı Kerim’i merkeze alan bir ahlak ve anlayışla devleti ikame etmeli ve İslam ahkâmı ile muazzez olarak tarihteki yerimizi almalı, yönümüzü ve yöntemimizi belirlemeliyiz. Kurtuluş reçetemizin Kur’an-ı Kerim olduğunu unutmayalım.

 

Köklü değişimlerin öngörüldüğü günümüz dünyasında "şer ve şirret" üzerinde kurulan bütün düzenlerin yerini İslâm'a bırakacağını ümit ediyoruz. Bundan hem devlet olarak hem de millet olarak nasibdar olmalıyız.

 

"İslam gelmeden önce bizler koyun, keçi sürülerini güden çobanlar idik. İslam geldikten sonra halkları, kitleleri yöneten çobanlar/yöneticiler olduk. Sonra İslam dinini/İslam ahkâmını terk ettik; kitlelerin yönettiği ve yönlendirdiği sürülere dönüştük. “Bu ümmet ancak ve ancak İslam ile tarihteki onuruna ulaşacaktır" diyen feryatlara kulak verelim.

 

"Biz zelildik Allah bizi İslam ile aziz kıldı. Şayet İzzeti İslam'ın dışında başka yerlerde ararsak Allah tekrar bizi zelil edecektir" diyen Hz.Ömer'in çağrısına kulak verelim. 

 

Gelin Rabbimizin bize hayat veren çağrısına kulak verelim: "Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resulü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O'nun huzurunda toplanacaksınız." (Enfal: 24)

 

*Gelin vicdanlara hapsettiğimiz İslâm'ı hayatın her alanına hâkim kılalım.

 

 *Gelin cami, medrese ve mescitlere hapsettiğimiz İslam'ı parlamento da dâhil olmak üzere her alana hâkim kılalım. 

 

*Gelin "din devlet" ilişkisinde; devletin dini denetlediği bir zemin değil, dinin devleti denetlediği bir zemin oluşturalım. 

 

*Gelin İslam ve Kur'an devletin sosu değil, sesi ve nefesi olsun. Bütün bunları yaparken rasyonalist, pozitivist ve sekülarist insanların kınamalarından korkmayalım. 

 

*Gelin öyle büyük ve şerefli bir iş yapalım ki: "Korkma, üzülme Allah  bizimle beraberdir" diyebilelim.

        

Sayın devlet erkânı!

Şu anda devletimizde maalesef İslam; "sadece ilmi araştırma, zihni geliştirme, kültürel kalkınma, akademik kariyer yapma ve güzel tezler hazırlama" şeklinde algılanıyor. 

 

Son olarak bilelim ve inanalım ki :

1-  Allah'ın dinini hiçe sayan hiç bir rejim Allah katında meşru değildir. Gelin Allah katında meşru olalım.

 

2-  Kur'an'a zıt olan bir anayasa Müslümanları temsil edemez. Gelin yeryüzündeki bütün Müslüman kardeşlerimizi temsil edecek bir anayasaya sahip olalım.

 

3-  İslam şeriatına muhalif olan hiçbir hukuk sistemi adil değildir. Gelin yargının bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü ve adaletin evrenselliğini en güzel savunan şer’îi hukuk sistemine sahip olalım.

 

4-  İslam'ın dışında hiç bir din ve anlayışta hidayet olmaz. Gelin hidayeti ve adaleti lutfeden hak dine sarılalım.

 

5-  Yeryüzünde ne kadar gayrı İslami düzen varsa er ya da geç Allah'ın gazabına uğrayacaktır. Bu vesileyle Yüce Rabbimizin: "İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mudur?" (Hud: 78) fermanını hatırlayalım.

 

6- Medine'de ilk kez devlet olan Müslümanlara Esma-i Hüsna üzerinden verilen devlet ve siyaset ahlakını devletimize modelleyelim.

 

*El-Melik ism-i şerifi üzerinden güçlü bir otoritemiz olsun fakat kendisini mülk sahibi görmesin. Zira saadet ve istikrar anacak el-Melik olan Allah ile mümkündür. Onun olmadığı bir yerde kaos ve kargaşa hakim olur. Yüce Allah yönetimlerin, yönetenlerin, yönetilenlerin ve yönetim için ayrılan ekonomik güçlerin malikidir.

 

El-Melik üzerinden yöneticilere verilen mesaj şudur: "Mutlak hükümdarlık ve tartışmasız hükümranlık O’na aittir. Hâkimiyet kayıtsız şartsız ancak Yüce Allah'ındır." 

 

*El-Kuddüs ism-i şerifi üzerinden kutsiyetini sadece Allah'tan alan, sahte kutsallara bulaşmayan temiz bir devlet anlayışımız olsun. 

 

Bu isim üzerinden yöneticilere verilen mesaj şudur: Dokunulmaz ve eleştirilmez olan tek kutsalınız Allah'tır. Buna göre; hiç bir iktidar sahibi dokunulmaz ve eleştirilemez değildir. Sakın dokunulmayan sahte değerler, sahte kutsallar üretmeyin; El-Kuddüs isminin altında ezilir yok, olursunuz.

 

*Es-Selam ism-i şerifi üzerinden barışı, huzuru, esenliği önceleyen bir devlet anlayışımız olsun. 

 

Bu isim üzerinden yöneticilere verilen mesaj şudur:

Hiçbir bir iktidar sahibi kalıcı ve yıkılmaz değildir. Bunun için es-Selam olan Allah'a sığının ki devletiniz, iktidarınız selamette kalsın.

 

*El-Mu’min ism-i şerifi üzerinden halkına güven veren bir devlet anlayışımız olsun.

 

Bu isim üzerinden yöneticilere verilen mesaj şudur:

Ey müslüman yöneticiler! Vakti zamanında siz sadece Allah'a güvendiniz. O da size imkân ve iktidar verdi. Sizi sahipsiz ve ecirsiz bırakmadı. Şimdi güveni tazeleme sırası yine sizde ona güvenmeye devam ederseniz o da size ikram etmeye devam edecektir. Şanlı fetihler, bolca ganimetler, aziz zaferler ikram edecektir. Şayet yozlaşır, şaşırır, sarsılır, unutursanız her şeyinizi kaybederdiniz.

 

*El-Muheymin ism-i şerifi üzerinden halkını koruyup gözetleyen bir devlet anlayışımız olsun.

 

Bu isim üzerinden yöneticilere verilen mesaj şudur:

Ey Müslüman yöneticiler! Uğruna mücadele verdiğiniz değerleri Allah'ın ikramı ve inayeti sayesinde iktidara taşıdınız. Sizin için vazgeçilmez değerler Allah'ın dinidir. Unutmayınız ki bu değerleri ciddiye alıp koruyan bir devlet mekanizmanız yoksa değerlerinizi kaybedersiniz. Kurduğunuz devleti ancak değerlerinize sahip çıkarak ayakta tutabilirsiniz. Şunu da unutmayın! Kanunları el-Muheymin koyar, uygulamayı ve korumayı el-Muminun olan sizler sağlarsınız. 

 

*El-Aziz ism-i şerifi üzerinden halkının izzetini ve onurunu önceleyen bir devlet anlayışımız olsun. 

 

Bu isim üzerinden yöneticilere verilen mesaj şudur:

Ey Müslüman yöneticiler! Sakın izzeti yanlış yerde aramayın! Gerçek izzet Allah’ın, elçisinin ve müminlerin yanındadır.

 

*El-Cebbar ism-i şerifi üzerinden halkının eksiklerini tamamlayan, yaralarını ve acılarını saran, haksızlık ve adaletsizlik yapanlara boyun eğdiren bir devlet anlayışımız olsun. Bu çerçevede yöneticilere verilen mesaj açıktır.

 

*El- Mütekebbir ism-i şerifi üzerinden zalimlere boyun eğdiren, dik duran fakat diklenmeyen bir devlet anlayışımız olsun.

 

Yüce Rabbim milletimize yeniden Allah'ın ahkâmı ile aziz olmayı müyesser etsin!

//Abdulbaki ÇAĞATAY//

 



Ömer
7.04.2020 15:03:28
Allah u ekber

YAZARLAR