Necati Atar


DEVLET AĞADIR VATANDAŞ MARABA

Necati Atar'ın "Devlet Ağadır Vatandaş Maraba" adlı yazısı


Ağanın, maraba üzerinde her türlü tasarruf hakkı vardır, marabanınsa ağanın üzerinde en ufak bir hakkının olması telafisi mümkün olmayan haksızlıklara yol açacağından mümkün değildir.

Ne tür bir fakr u- zaruret yaşanırsa yaşansın, ne tür bir kıtlık olursa olsun ağanın  itibarından ödün vermesi, şalvarının lastiğini bir gıdım dahi sıkması marabanın için büyük bir utançtır.

Kemer sıkmak ağanın değil marabanın görevidir. Boğazdan kısılacak bir lokma varsa bu marabanın boğazından kısıp ağaya vereceği bir lokma olacaktır.

Ağanın itibarından tasarruf etmeye kalkması, hem dinimize, hem örf ve adetlerimize, hem de ağalık müessesine aykırı bir durumdur.

Ağanın itibarı marabanın itibarıdır. İtibarından ödün vermeye başlamış bir ağa için, düşüş başlamış demektir, bu da marabanın ağaya karşı sorumluluğunu yerine getirmediği anlamına gelir.

Ağalık lükstür, şatafattır, gösteriştir, marabalıksa ağanın gölgesinde yaşamak, verdiğine şükretmektir.

Ağa çalışmaz, ağa üretmez, ağa yarını düşünmez, ağaya yakışan har vurup harman savurmaktır. Çalışmak üretmek, ince eleyip sık dokumak, değirmenin suyunun nereden geleceğini düşünmek marabanın görevidir.

Ağanın marabayı düşünmesi teamüllere aykırıdır, marabanınsa birinci görevi kazandığını olduğu gibi ağaya verip, ağanın kendisine lütfettiğiyle yetinmesi ve bunun için dua etmesidir.

Ağa alırken paradan tüm sıfırlar atılmıştır, verirken atılan tüm sıfırlar paranın yanındadır; aldığı milyon verdiği trilyondur. Bu yüzden kafası hep karışıktır marabanın.  

Ağa patrondur, maraba işçi.

Ağa sahiptir, maraba köle.

Eli boldur ağanın, bu bolluk çalışmasından, üretmesinden, çok akıllı olmasından değil, marabanın, iki köy harab olacağına bir köy şen olsun mantığından hareketle varını yoğunu ağa için seferber etmesinden kaynaklanmaktadır. Ağanın elinin bol olması sadece kendisi söz konusu olduğunda geçerlidir, marabaya verdiği hayatta kalacağı kadardır.

Ağa büyüktür, güçlüdür, eli öpülesidir, saraylara, konaklara, yalılara yakışır, marabanın görevi kapı kulluğudur.  Başını sokacağı bir dam olması kendisi için yeterlidir. Bu kulluk karşısında ağa tarafından kendisine her ne yapılırsa yapılsın, her ne yaşatılırsa yaşatılsın şikâyet etmeye hakkı yoktur. Şikâyet, serzeniş, yakınma isyan babındadır. Ağa eğlenir, ağa söylenir, ağa hakaret eder, sever, döver, söver, suçlar; bunların hepsi ağanın, ağalıktan gelen temel haklarıdır.

Maraba bekler, ne kadar beklemesi gerekiyorsa o kadar bekler. Kendi başın ne yapması gerektiği, nasıl yaşaması gerektiği, ne düşünmesi, ne okuması gerektiği konusunda bir karar veremez.

Karar mercii ağadır. O marabaya ne yapması gerektiğini söyler. Ağa hadsizlik yapar, bu onun hakkıdır. Maraba haddini bilir, bu da onun görevidir.

Ağa kanundur; ağanın bulunduğu yerde ayrıca bir kanuna gerek yoktur.  Ağanın kanunu ağayı değil marabayı bağlar.  Kanunun nasıl anlaşılması ve kime nasıl uygulanması gerektiğine ağayla birlikte uşakları karar verir. Marabanın ayrıca, ‘ona niye öyle, bize niye böyle?’ diyerek sitem etmeye hakkı yoktur.

Ağa her şeydir; hakimdir, muhtardır, savcıdır, mimardır, mühendistir, pilottur, uzmandır, ustadır, bilirkişidir… Maraba yoldur, geçilir,  elektriktir yakılır, doğalgazdır tüketilir, peçetedir kullanılır, limondur sıkılır, poşettir atılır…

Ağa kuraldır; her türlü oyunun kuralını oyun esnasında değiştirmeye yetkilidir. Asla kaybetmez, kumar masası gibidir. Oyun bittiğinde kaybeden hep marabadır.

Dere geçerken at, rüşvet yerken arvat değiştirilmez kuralı maraba içindir; ağayı bağlamaz. Ağa dilediği zaman dilediğini yapma yetkisine sahiptir. Çünkü ağa hem derelerin hem atların sahibidir.

Atların sahibine göre kişnemesi de bundan kaynaklanmaktadır.

Ağa eşkıyadadır, maraba sefil. Tüm yollar ve dağ başları eşkıyadan sorulur. Hangi yolda kimin ne şartlarda geçeceğine eşkıya karar verir. Eşkıya yol keser, adam soyar, öldürür, bunlar eşkıyalığın gereğidir. Maraba yolcudur, ayrıca hangi yolda geçeceğine ve yolların bacı olarak ne kadar ödemesi gerektiğine kendisi karar veremez. Geçmediği yollar için de ayrıca haraç ödemek zorundadır.  Aynı durum Deli Dumrul’un sahibi olduğu köprüler için de geçerlidir.

Ağa kaptandır, maraba mürettebat.

Ağa söver, bu iltifattır. 

Zulmeder bu şefkattir. 

Sürgün öder, bu hicrettir.

Kovar bu haktır..

Çağırır, bu görevdir.

‘Maraba olmadan ağalık, ağalık olmadan marabalık müessesinin işlemesi mümkün değildir’ teorisi bir safsatadan ibarettir. Bu, marabanın kendini nimetten sayması için ağalar tarafından uydurulmuş bir mütemmim cüz örneklemesidir; hepimiz aynı gemideyiz örneklemesinde olduğu gibi. Bugüne kadar batan binlerce gemide milyonlar maraba boğulmuş ama bir tek ağaya bir şey olduğu görülmemiştir çünkü…

Devlet ağadır, vatandaş maraba…

Maraba arkadaşlar, meraba…



YAZARLAR