Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Yusuf YAVUZYILMAZ


DEİZM

Yazarımız Yusuf Yavuzyılmaz'ın "yeni" yazısı...


Deizm, “Her türlü vahyi, ilhamı ve dolayısıyla vahyin bildirdiği Allah’ı, dini, takdiri inkar ederek sadece akıl ile idrak edilen bir Allah’ın varlığını kabul eden ve teşbihi(insana benzemeyi, Teslisi ( üçlemeyi) reddeden felsefi meslek. Bu anlayış peygamberlere ve dinlere ihtiyaç olmadığını ileri sürerek “Tabi din” fikrini benimseyip müdafaa etmektedir. Volter ve Rousseau bu anlayışa sahiptir. Kelimeyi “Teizm” ile karıştırmamak gerekir. Çünkü tezimde deizmin inkar ettiği ve ihtiyaç duymadığını ileri sürdüğü vahiy, kitap din ve peygamber kabul edilir. Teizm, ateizm, panteizm ve anti teizme karşıdır. Halbuki deizm, çoğu halde, eşyanın hür iradeli bir ilk prensip kabul etmediği bütün tabiat olaylarını maddeye, kör bir kuvvete bağladığı için materyalizme yaklaşır. Deizme, yaratancılık demek doğru değildir. Çünkü Mesela Aristo’nun Tanrı’sının yaratma gücü yoktur. Buna, İlahçılık demek daha doğrudur.”( 1)

İslam Ansiklopedisinde ise deizm, şöyle tanımlanmaktadır: “Tanrı’nın varlığını ve alemin ilk sebebi olduğunu kabul etmekle birlikte akla dayalı bir tabi din çerçevesinde nübüvveti şüphe ile karşılayan veya inkar eden felsefi ekolün adı.”(2)

Deizmin felsefi kökleri Aristoteles’e kadar götürülebilir. Aristoteles, Tanrı’yı ezeli olan maddeye şekil veren bir mimar gibi tasavvur etmiştir. Tanrı da madde de ezelidir. Tanrı ezeli olan maddeye şekil vermiştir, ancak onun işleyişine karışmamaktadır. “Deizmin Avrupa’da en çok yaygın olduğu ülke İngiltere idi. İngiliz deizminin babası olarak kabul edilen Cherbury’li Lord Herbert (ö.1648), Tanrı’ya ve ahiret hayatına inanmakla birlikte kutsal metinlerin doğruluğu konusunda ciddi kuşkular beslemiş, din adamlığı kurumunu şiddetle eleştirmiş, ayrıca evrensel gerçekleri kavramaya aklın yeteceğini savunmuştur.”(3)

Deizm, Batı dünyasında Kilisenin bilim ve felsefe üzerinde kurduğu baskıdan bilim ve felsefeyi kurtarmak ve özgürleştirmek için kendine meşru bir temel bulmuştur. Bilindiği gibi Ortaçağ Batı dünyasında kilise, aforoz ve engizisyon araçlarıyla bilim ve düşünce üzerine büyük bir baskı kurmuştur. Kuşkusuz kilise, tanrı adına hareket ediyor ve onun gücünü kullanıyordu. Kilisenin tasallutunu kırmak için etkisini ortadan kaldırmak gerekiyordu. Nitekim deist düşünürler şu anlayışı savunmuşlardır: “Tanrı’yı sev ama kiliseden nefret et.”

Oysa İslam dünyasında ne kiliseye karşılık gelen bir kurum, ne de bilim ve düşünce üzerine Batı dünyasında kilise örneğinde olduğu gibi bir baskı söz konusu idi. Tam tersine Kur’an düşünce ve akletmeye, varlık üzerinde tefekküre büyük değer veriyordu.

İslam dünyasında Batıyı izleyen aydınlar, batılıların kiliseye karşı takındıkları tavrı, İslam’a karşı takınarak onları izlediler.

Deizm üzerine sağlıklı bir değerlendirme yapmak için gözden uzak tutulmaması gereken ilkeler şunlardır:

1-Deizm, temelde Modernleşme projesinin en önemli ayağıdır.

2- laik bir devlet modeli oluşturmak isteyen bütün Modernleşme politikaları deisttir.
3- Voltaire, Rousseau gibi laik düşünürlerin büyük çoğunluğu deisttir.

4- Dini grupların sorunlu anlayışları da deizmin yaygınlaşmasına etkilidir.
5- Seküler, laik bir Modernleşme politikası izleyen bir toplum için deizm bir tehlike değil bir amaçtır.

6- Deizm, kısaca Tanrı'ya evet, dine hayır düşüncesini içerir.

7- Yaşar Nuri Öztürk gibi ilahiyatçılara göre deizm gerçek dindarlıktır.
8- Laikliği, din ve hayatın arasını ayırmak olarak tanımlayan her anlayış deizm, bunu savunan insan da doğası gereği deisttir.

9- Deizm, Kilisenin bilim ve felsefe üzerine kurduğu baskıya isyan olarak meşruiyet kazanmıştır.

Düşünce tarihini dikkate aldığımızda deizmin dayandığı temel tezlerin şöyle özetleyebiliriz:

1İnsanın rehberi akıldır.

2- Tanrı konuşmayacağından dolayı, vahiy olamaz.

3- İnsan için yol gösterici olan kavram ahlaktır.

4- Din değil ahlak önemlidir.

5- Tanrı vardır, din yoktur.

6- Din adına olan bütün kurumlar reddedilmelidir.

7- Fıkıh kesinlikle reddedilmelidir.

Kuşkusuz din için ahlak önemlidir. Ancak ahlakı dinin önünde belirleyici olarak görmek örtülü bir deizm anlayışına işaret edebilir. Asıl sorun şu. "Ahlakın kaynağı nedir?" sorusuna deizm akıl ve vicdan diye cevap veriyor. Dolayısıyla deizm, vahiy değerler o kabil etmediği için sadece ahlaka vurgu yapar. Ahlaki inancın önüne koyar.

Türkiye'de deizm genellikle bir olumsuzluk, bir tehdit olarak değerlendirilir. Ancak deizmin hakiki inanç olduğunu savunan ilahiyatçılara vardır. Bu isimlerin başında Yaşar Nuri Öztürk gelmektedir. Onun yayınladığı son kitabının ismi, " Tanrı, Akıl ve Ahlaktan Başka Kutsal Tanımayan İnanç Deizm"dir. Bu kitabında Öztürk, "Deizm, dinlerin sonu insanlığın da kurtuluşu olacaktır " iddiasında bulunur. Felsefî anlamda deizm, kısaca "Tanrı'yı kabul edip dinleri reddetme" olarak tanımlanabilir. Oysa Öztürk’ün dile getirdiği düşünce biçimi İslam açısından çelişkili ve tutarsızdır.

Deizmin tezlerini,

"1- Peygamber diye bir görevli olamaz, insanın yegane rehberi akıldır.
2- Vahiy imkansızdır, Tanrı konuşmaz.

3- Din diye ortaya atılan kurum tam anlamıyla bir sömürü aracıdır ve dini sorumluluklar da aldatmacadır. İnsanları yönetmek için uydurulmuştur.
4- Bütün bunlardan kurtulmanın tek yolu deizmdir."( 4 )

Türkiye’de giderek yaygınlaşan " İslam ahlak ve akıl dinidir" , " Önemli olan ahlaktır", " Ahlak yoksa din işe yaramaz" gibi dinden önce ahlaka vurgu yapan ve bir anlamda din ve ahlak arasındaki bağı koparan yargıların arkasında; vahyin niteliği, Peygamberliğin misyonu ve Sünnet, Tarihselcilik tartışmaları bir yönüyle deizmle ilgilidir. Ancak bu tartışmaların arkasında bütünüyle deizm arayışının bulunduğu iddia etmek de doğru değildir. Kuran - Sünnet ilişkisi, İçtihat, Tarihselcilik gibi konuları tartışan ve deizm karşı çıkan çok sayıda aydının varlığını da vakıadır.

Diğer yandan deizm laik felsefenin alt yapısını oluşturur. Laiklik ve sekülerlik deizm olmadan hayata geçirilemez. Laik ve seküler bir toplum oluşturmak için varlığa, hayata, insana karışmayan bir Tanrı anlayışına ihtiyaç vardır. Bu yüzden Batı dışı modernleşme hareketleri deist bir felsefeye yaslanır.  

İslam dünyasında deizm erken dönemlerde var olan bir düşünce biçimidir. Cahiliye düşüncesinin önde gelen temsilcileri Hz. Peygamber’e “biz senin ilahını kabul edelim, sen de bizim işimize karışma” talebinde bulunmuşlardı. Bu anlayış, hayata katılmayan bir ilah düşüncesini temel alıyordu.

Hayata karışmayan bir Tanrı anlayışını temel alan deizm peygambersiz, vahiysiz, denetimsiz ve ahiretsiz bir anlayış önermektedir. Kuşkusuz bu yaklaşımın İslam inancında karşılığı olamaz. İslam, varlıkla sürekli iletişim halinde olan Allah anlayışını temel alır. Çünkü Allah, her an yaratandır. Ayrıca Allah belirli zamanlarda varlığın yasalarına müdahale edebilir. Bu müdahale mucize olarak adlandırılır.

Deizmle mücadele inandığı ahlakı yaşamakla ilgilidir. Allah yokmuş gibi hayatını sürdüren herkes bir anlamda deisttir. Deizmin yaygınlaşmasının bir diğer yanı da, İnancına uygun pratikler yapmayan insanların tutarsız davranışlarıdır. Deizm, bir anlamda Modernleşme projesinin alt yapısını oluşturur. Laik/ seküler/ bilim temelli bir toplum hedefleyen bütün Modernleşme/ çağdaşlaşma hareketleri deist olmak zorundadır. 

Laik ve seküler bir toplum oluşturmak için hayata karışmayan bir Tanrı'ya ihtiyaç vardır. Tanrı hayata ( hukuka, eğitime, ekonomiye) karışmıyorsa, o alanları aklın verilerine göre düzenleyebiliriz. Bundan dolayı, Cumhuriyet modernleşmesi genel anlamda deisttir. Halkevleri, Türk Ocakları, Köy Enstitüleri deizmin araçlarıdır.

Batı dışı modernleşme politikalarını izleyen her ulus devlet deizm, kültürü üzerine oturmak zorundadır. Bu yüzden Cumhuriyet modernleşmesinin eğitim, kültür, tarih anlayışı ve kurumları büyük ölçüde deizm kültürü üzerine oturtulmaya çalışılır. Hayata müdahil olan bir yaratıcı anlayışı ile modern toplum inşa edilemez. Öncelikle Tanrı'yı devletin ve toplumun dışıma taşımak gerekir. Deizm felsefesine göre anahtar kavramlar vahiy değil, akıl ve ahlaktır. 

Bu anlayışın bir yansıması olan “dinden önce ahlak" yaklaşımıdır. İşin en ilginç yönü deizmin öncülüğünü ilahiyatçıların yapıyor olmasıdır.

Ahlaklı olmak için dine ihtiyaç yoktur" anlayışının altında gizli olan anlayış ana ölçütleri Tanrı, akıl ve ahlak olan deizmdir.

Deizmin yaygınlaşmasına yol açan faktörler şunlardır:

1-Modernleşme süreçleri sırasında uygulanan politikalar (Laiklik ve sekülerlik)

2- Halkevleri ve Köy Enstitüleri gibi hayatı dinden arındırarak anlamlandırma çabaları.

3- Dinin çeşitli gerekçelerle istismar edilmesi.

4- Dini cemaatlerin, dinin özüne uygun olmayan tavırları. (FETÖ)

5- Dini kullanarak çıkar sağlayanların yarattığı olumsuzluk.

 

Süleyman Hayri Bolay, Felsefi Doktrinler ve Terimler Sözlüğü, Akçağ yayınları,1996,s: 187
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 9. Hüsameddin Erdem, Cilt, s: 109,
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 9. Hüsameddin Erdem, Cilt, s: 110,
 Ahmet Keleş, Yetkin Düşünce Dergisi,  "Deizm; Dinlerin Sonu mu? Kuran Varken Asla", yıl:2, Sayı: 5, Ocak-Şubat-Mart 2019,S: 48.

Kaynak: Her Taraf



YAZARLAR