Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Musab Aydın


DEĞERLERİN İHYASI

Musab AYDIN'IN Yazısı;


 

 

Yaşadığımız şu günlerde üç şey daha bir önem kazanmış oldu: Özgürlük, mahremiyet ve gelenek.

Sevgili dost,

Modern (!) çağın bize sunduğu sınırsız özgürlük anlayışının sonunu görmüş olduk hep beraber. Özgürlük kavramına yüklenilen her yeni anlam artık büyük bir anlamsızlık ifade ediyor. Sorumluluklarımız, bir şekilde ayak bağı olarak kabul ettirildi bize. Mesuliyetlerimizi omuzlarımızdan atmayı özgürlük olarak öğütlediler. Bazı erdemlerimizin sosyal hayatımızda getirdiği küçük zorluklar gözümüzde büyütüldü. Bu zorluklar kullanılarak Allah’a kul olmanın özgürlükten bir yoksunluk olarak önümüze getirildi. Biz erdemlerimizle savaşırken aldığımız darbelerin sonucundaki tahribatın farkına varamadık. Bu süreçte özgürlük adına o kadar çok şeye bağlanmamız öğütlendi ki özgürlüğümüzün elimizden alındığını anlayamadık bile. Bu özgürlüğü önemsemediğim anlamına gelmemeli. Özgürlük olmayınca hayatın bir anlamı olmayacağını biliyorum elbette. Geçmişte birçok erdemli insanın özgürlük uğruna, sonunda ölümde olsa, savaşmayı seçtiği için bugün isimleri ölümsüzleşmiştir. Ama gerçek özgürlüğün beşerî değerlerden (!) bağımsızlığımızı kazanmak olduğunu hala kavrayamadık. Özgürlüğün karşılığı sadece Allah’a kul olabilmek olduğunu...

Aziz dost,

Sosyal değişim taleplerinde savaş her zaman aile üzerinden başlatılmıştır. İlk hedef olarak neden her zaman aile seçilmiş olduğunu sorgulamadık. Oysa aile geniş anlamda “mahremiyet” demekti. Modern (!) çağda da hedef olarak ailenin geniş aile hâli seçilmiş oldu. Hedef hürmete layık dedelerin ve ninelerin üç kuşak bir arada yaşadığı geniş evler olmuştu. Annelerin ve babaların ailenin geçim yükünü sırtlandıkları, buna karşın torunların sevgiden ve ilgiden hatta kontrolden mahrum kalmadığı dede ve nine bekçili evleri kaybettik. Oysa şimdi modern mahremiyet anlayışı üzerinden çekirdek ailenin kutsandığı zamanları yaşıyoruz. Bu sebeple önceki kuşak babaların çocuklarına sarılmadıkları, öpüp koklayamadıkları için sevgisizlik ile itham edilmişlerdi. Bunun öyle olmadığını, o babaların çocukları olarak en iyi biz biliyorduk. Topluma sunulan yeni aile anlayışı zamanın sihirli kelimesi olan özgürlükle süslenmiş oldu. Öyle ki ebeveyn, çocuk arasında hiçbir sınır ve mahremiyet bırakılmadı. Özgürlük yerli yersiz her başkaldırıda öne sürüldü. Sonuç olarak aile dışına itilen dedelerden sonra ne babalar hak ettiği saygıyı görebildi ne de çocuklar hak ettiği sevgiyi…

Kıymetli dost,

Bütün bu tahribatların arifesinde önce geleneğe yönelik saldırılar başlatılmış oldu. Kültür ve gelenek, bugünden yarına elde edilecek şeyler değildir. Toplumların büyük emekler ile yaptığı ilmi çalışmalar ve yüzyıllarca yaşadıkları tecrübeler ile şekillenmiştir. Elbette yanlışlarda bu gelenek ve kültür içinde yer bulabilmiştir. Fakat bunları ıslah etmek yerine savaş açmayı tercih etmemizin sonuçları ağır oldu. Nihayetinde bugün, geçmişte savaş açarak karşısında durduğumuz değerlerimizin çoğunu kaybetmiş olduk. Yeni değerler inşa etmenin de sanıldığı gibi kolay olmadığını bilmiyorduk. Bu acı gerçeği öğrenmemiz ise biraz uzun zaman aldı. Elbette geleneği kutsamadığımı biliyorsun. Toplumların temel dinamiklerinden can bulan geleneklere savaş açmak, kökünden reddetmek yerine yanlışlarını ıslah etmek gerekiyordu. Hatta katı kurallarını yumuşatmak daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Her peygamber kendisinden önceki peygamberlerin mirasını sahiplenmiştir. Onların tevhid geleneğine sahip çıkmış ve ona bulaşan şirk kalıntılarını reddederek yeniden ihya etmişlerdir. “Yakup oğullarına: ‘Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?’ dediğinde, onlar: ‘Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz; bizler O’na teslim olduk.’ demişlerdi.” (Bakara Sûresi 133. ayet)



Nadir Beyhan
15.04.2020 13:35:19
Allah razı olsun Eline yüreğine sağlık çok önemli bir konuyu çok güzel işlemişsiniz.

YAZARLAR