Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ramazan KAYAN


Davet dili

Yazarımız Ramazan KAYAN'IN 'YENİ' YAZISI...


"Rabbim, dilimdeki düğümü çöz.’’ (Taha,17)

Dil, düşüncenin kalbidir…

Dil kişinin hem kimliği, hem kişiliğidir… Hatta insanın ta kendisidir…

Bir düşüncenin ve davanın inşasında dilin imarı birincil hedeftir… Dilsiz hangi doğruyu nasıl tanımlayacaksınız? Değerlerinizi topluma nasıl taşıyacaksınız?

Değerler ve doğrular manzumesi olan İslam’ın kendine özgü bir din dili vardır…

Mümin gündelik dilini de dinin hassasiyetleri ile tezyin ve tahsis etmek mecburiyetindedir…

Her paradigmanın kendine mahsus bir dili olduğu gibi, İslam’ın da evrensel ve müteal bir dili olduğu mutlak bir gerçektir…

İslam’ın mesaj ve misyonunun da din dili ile sürdürülmesi gerekirken, Müslümanlar ciddi bir dil sorunu yaşıyorlar…

Evet, Müslümanlar olarak hangi dil ile konuşuyoruz?

Kimin kavramları ile düşünüyoruz?

Zihin dünyamız hangi düşünce dünyasının blokajı altında?

Taklidi bir dille tebliğ olur mu? İthal kelimelerle kalplere nasıl yol buluruz?

Modern ve post-modern zihin kodları üzerinde kurgulanmış seküler bir dil, sorunun temel sebebidir…

Ödünç ideolojiler… Özenti bir dil… Öykünmeci bir ruh hali Müslümanların önünü tıkıyor…

Seküler, liberal, popüler, hümaniter, rasyonel, nasyonel, profan, pagan, protestan dokular ve kokular taşıyan bir dil umut vermiyor, ufuk açmıyor…

Elitist bir dille de kendimizi kitlelere ifade edemeyiz… Tehdit ve şiddet içeren bir dil de tebliğe katkı sağlamıyor… Yok edici, yok sayıcı bir dille yol almak da mümkün değildir…

Özgün olmayan, flu bir dil heyecan vermiyor… Aşk oluşturmuyor… Aksiyon içermiyor… Aidiyeti belli olmuyor… Türedi bir dilin bizi geleceğe ve sonsuz esenliğe taşıması beklenemez…

Çağın çarpık, septik, laik düşünce dünyası, düşünce setleri, algı kalıpları içinde kurgulanmış, konuşlanmış idrakler vahyin ruhunu, Hz. Nebi’nin çizgisini yitirmiş durumdadır…

İslamcı entelijensiyanın kullandığı dil bizi ne kadar temsil ediyor? Akademik dil ağır ve ruhsuz… Medyatik dil savruk ve sorunlu; geleneksel dil yavan ve durağan

Evet, dilimiz ne kadar İslami?

Kullandığımız dil maruf, meşru, makbul bir dil mi? Yoksa meçhul, muğlak, müphem, meşkuk bir dil midir?

Dilin menşei, mebdei, membaı, merkezi vahiy iken, yani din iken bugün din ile dili ayırmak istiyorlar…

Dine yönelik yeni bir tuzak; dili sekülerize etmek… Dini referans olmaktan çıkarmak…

Müslümanları sağcı, millici, muhafazakâr, solcu, liberal, devletçi, bir dile mahkûm etmek…

Küresel sistem İslam’ı, küresel mekanizmaya monte etmek için din dilini dışlamanın desiseleri peşinde… Ilımlı İslam projesi hangi amaca yönelik acaba?

Sadece menkıbe ve mev’iza içeren bir din dili kurgulanıyor.

İslam çok yönlü bir direniş, dirilişi, varoluş potansiyeli iken mecrasından saptırılıp kültürel bir alt öğeye indirgenmek isteniyor…

Dil önemlidir…

Dil aynı zamandan düşüncenin de, duygununda, duruşunda tercümanıdır. Dilin Müslümanlaşması beraberinde hayatın da İslamlaşması zeminini doğuracaktır…

Hitap yelpazesini herkesi içine alacak kadar geniş, maruf, meşru ve mahalli bir dil kullanmalıyız… Bize sade, sahih, ılık süt içimi gibi bir davet dili lazım…

İslam’ın kuşatıcı, kurtarıcı, kucaklayıcı, koruyucu, kardeşleştirici, varlığı ve hakikati bir bütün olarak kavrayan vahyin diline dönmemiz kaçınılmazdır… Yoksa kaybolmaktan kurtulamayız…

Cansız sözlerimize ruh katacak vahiydir… Sözümüzü menşei, mesnedi, ilahi söz ise meşrudur… Manasız sözlerimize mana yüklemek için aşkın olana, maveradan gelen sese kulak vermeliyiz…

Bizi Rahman’ın rıza ve rıdvanına taşıyacak bir dil lazım…

Kaynak: Milat Gazetesi



YAZARLAR