Ömer Naci YILMAZ


DAVA DAVA OLMUYOR ÖYLE BEDAVA (!)

Dava erlerinin kimler olduğunu görmek isteyenler, cümlelerine ama, fakat, canım diye başlayanlara değil, ?Yolun yolumuzdur.? diyenlere baksın


Adliye koridorlarının olmayan duvarlarında bu sözün yazılı olduğu rivayet edilir. Oralarda yazılı mıdır, geçerli midir bilemiyoruz. Bildiğimiz bir şey var ise o da bu sözün siyaset arenasında geçerli olduğuna inananların sayısının giderek artmasıdır. 

Osmanlı Devleti´nin tarih sahnesinden çekildiği 1918 yılından buyana milletimiz top yekûn olarak 2002 yılında Reis´in siyaset arenasında ?Aziz milletim bizimle var mısın.? demesi kadar heyecanlanmamıştı. Tüm Anadolu´da şehirlerden kasabalarına, köylerden mezralarına kadar her yerden gelen ?Sonuna kadar seninleyiz.? mesajları hem bu toprağın devşirmelerini hem de onların dışarıdaki ağa babalarını kaygılandırmıştı. Çünkü Anadolu´nun dört bir yanından gelen bu mesajlarda 1048 Pasinler Zaferi´nin, 1071 Malazgirt Zaferi´nin 1176´da Anadolu´nun tapusunu aldığımız Miryakefelon´un, 1329´da Bizans´ın ensesinde boza pişirdiğimiz Palekanon/ Maltepe Zaferi´nin, 1389´da Balkanlara Türk damgasını vurduğumuz Kosova Zaferi´nin, 1453´de Dünyanın Doğu tanrısı kabul edilen Bizans İmparatorluğu´nu tarihten sildiğimiz İstanbul´un Fethinin, 1526´da saat hesabıyla anlatılan dünyanın tek savaşı Mohaç Meydan Muharebesi´nin kokusunu alıyorduk. Kimler geldi kimler geçti, nice savrulanlar oldu.  Hamdolsun üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen bu kokuyu almaya devam ediyoruz. Biz bu kokuların peşini takip ederken birileri başka kokular peşinden gitmeyi tercih etti. Böyle olunca da savrulma kaçınılmaz oldu. En ufak bir sarsıntıda kendilerine yeni liman arayanlar bilsinler ki hiçbir limanda rahat edemeyecekler, siyaseten felah bulamayacaklardır. Daha öncekilerin felah bulamadığı gibi. Yolu terk edenler, yola yatanlar, yol almaya çalışanlara çelme takanlar, elbette bir kenara konulacak, konulmakla da kalmayıp not edileceklerdir.

İnanıyoruz ve inanmak istiyoruz ki ?Dava dava olmuyor öyle bedava.? diyen anlayışı siyasette amaç haline getirenler de bir kenara konulmalıdır. Zira aziz milletimiz, gâvurun karşısında benim Reis´imin başı öne eğilmesin diye tüm kırgınlıklarına rağmen oyunu verdi. Çünkü milletimiz, kibirli, egolu, yüzü cilalı, tepeden bakan siyasetçiye kızgın ve kırgındı. Bunlara bakınca kesinlikle oy vermem diyor, akşam televizyonda Reis´inin mücadelesini görünce dayanamıyor, aslanlar gibi gidip oyunu veriyor. Oyunu vermeyenlere gelince, bunlar Reis´e kırgınlık veya kızgınlık duyduklarından değil, Reis´in sırtındaki asalaklara olan kızgınlıklarından dolayı oy vermiyorlar. Ticaretin velinimeti müşteridir. Siyasetin velinimeti ise vatandaştır. Vatandaşa kırılmak olmaz, kızmak olmaz. Vatandaşın gönlünü kıranları, belki ileride adam olurlar diye nadasa bırakacaksın. Olmazsa vatandaşla değil, vatandaşı kırıp gönlünü yaralayanlarla yolunu ayıracaksın. Niye böyle oldu sorusunu birbirimize sormayacağız. Davanın edebiyatını yapanlarla değil, davasına sadakat gösterenlerle yol alınacağını unutmayacağız. Belediye seçimleri Beka meselesi değildir diyenler, İmamoğlu için Yunanistan´da atılan gazete başlıklarına bir baksınlar. Onlar da baksın biz de bakalım. Davaya sadakat neymiş, görelim. Elin Yunanı kadar olamayanlara da yazıklar olsun.

Dava erlerinin kimler olduğunu görmek isteyenler, cümlelerine ama, fakat, canım diye başlayanlara değil, ?Yolun yolumuzdur.? diyenlere baksın. Bizim için Reis´imizin yüküne omuz vermek, kutlu davasına sadakat tarihi sorumluluğumuzdur. Abdülhamit Han´a olan vefamız ve Reis´e olan sadakatimiz şerefimizdir.



YAZARLAR