Nejdet DEMİREL


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A ÇAĞRI, FETÖ MAĞDURLARI İÇİN BİR ŞEYLER YAPIN. 

Nejdet Demirel; Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm ama yanlış anlaşılma korkusuyla ertelemek zorunda kaldığım "KHK" davaları sonrası mağdur olan insanların sorunlarını ele almak konusu nasip bu güneymiş.


Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm ama yanlış anlaşılma korkusuyla ertelemek zorunda kaldığım "KHK" davaları sonrası mağdur olan insanların sorunlarını ele almak konusu nasip bu güneymiş. Pekala farkındayım bana kızacak dostlarımın olacağınada inanıyorum. Ama müsterih olsunlar duruşumuzda asla bir değişiklik yoktur. "Fetö meselesi sosyal faciaya dönüşmeden ve acilen bir şeylerin yapılmasına olan ihtiyacın bu yazıyı kaleme almamıza dayanak teşkil ettiğini bilmelerini isterim."

FETÖ meselesi Türkiye gündemini işgal ettiğinden beri, her türlü riski göze alarak farklı alanlarda mücadele verdik. Halen bu mücadelemiz hız kesmeden devam etmektedir. Peki bunları niye anlatma gereği duyuyorum. Geleceği kararan bir neslin sorunlarına çare üretmek isteğimiz, yanlış algılama sonucu güme gitmesin istiyoruz. Meselenin hukuki yönünden ziyade, yargılamaların sosyal yönüne dikkat çekerek yaşanan aile facialarının son bulmasını bekliyoruz. 

Fetö ile iltisaklı ülkeye savaş açan kişi, vakıf, dernek ve terör yapılanmasının içinde her kim var ise, onlarla mücadele tüm platformlarda devam etmelidir. Sürmekte olan yargı sürecinin takipçisi olacağımızın altını özellikle çizmek isterim. Fetö davaları son yüzyılın en büyük davalarından biri olma potansiyeline sahip olduğunu söylememize gerek yok. 2019 tarihi itibarıyla, 126 bin insan soruşturma ve bir dizi kovuşturma geçirmiş, 40 bin civarında kişi tutuklanmış, ve bir o kadarda kişi de denetimli serbestlikten yararlanarak özgür kalmış. Yargı süreci devam ettiğinden verilen rakamlar sürekli değişmektedir, bu yüzden ortalama rakamlar verilmiştir. Daha detaylı bilgi edinmek isteyen mahkeme kararlarına bakabilirler. 

Günlerdir medyada tartışılan ve 15 temmuz darbe kalkışması sonrası hayata geçirilen "KHK" kanun hükmünde kararname ile mağdur olan insanların durumlarını masaya yatırmak ve farklı bir perspektiften olaya bakış açımızı kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. "Şöyle bir itiraz gelebilir, fetö davasından yargılanan insanların pişmanlıklarını görmüyoruz, hükümete olan düşmanlıkları aynen devam etmektedir. Ve fırsat buldukları an geçmişte yaptıkları eylemleri tekrar yapacaklarına dair endişeler dile getirilmektedir. Bu endişeler yersizdir demiyorum, ama her vicdan sahibi gibi bende düşünmeden edemiyorum. 

Bu ülkede Başbakan, Cumhurbaşkanı, Bakanlar kurulu, Milli İstihbarat Teşkilatı ve devletin en üst kademesinde bulunanlar, fetö tarafından aldatılıp kandırılabiliniyorsa, hayata bu yapı içerisinde gözlerini açan çağu din konusunda cahil diyebileceğimiz bu insanların, bırakın da azıcık aldatılma opsiyonları olsun. "Bürokrasi "KHK" davaları bahane edilerek şahsî hesaplaşmaların yapıldığı ve dindar insanların devlet kademelerinden tasfiye edildiği bir hale getirilmesine daha fazla seyirci kalamayız." 

Özellikle fetö ile yolları kesişen alt tabaka insanları kast ederek söylüyorum. Onları kazanmamız gerek, bu insanların çoğu devlet kurumlarından atıldıktan sonra, ailelerinin geçimlerini bir türlü sağlamak için zor koşullarda çalışmak mecburiyetinde bırakılmış, resmi kurumlar ve özel sektörün bir çok alanı, bu kişiler fetöcü diye kapı dışarı edilerek dışlanmıştır. Yüzbinlerce ifade edilen bu insanlar potansiyel tehlike haline dönüşmüş durumdalar. İş bununlada kalsa iyi, çaresiz kalan bu kitle, ülkeye olan nefretleri artarak devam etmiş ve bazı devletlerin istihbarat birimleri için kullanışlı bir meta haline dönüşmüştür. İlerisi açısından şunun görülmesi lazım, dışlanan bu topluluk doğal olarak ülke güvenliğini tehdit eder duruma gelmiştir.

"Bu insanların bir çoğu bunalımda ve acilen rehabilite edilmeleri gerekir." Kendi ülkesinden kopuk düşman bir nesil yetişiyor, devleti yöneten kadrolar bu sosyal çöküşe acilen çareler üreterek dur demeli. "Hatırlatmada fayda var, bu insanların kahir ekseriyeti dindar eşlerinin çoğu tesettürlü, oruç tutan, namaz kılan, hacca giden müslüman insanlardan oluşuyor. İslamı fetö ile beraber tanıyan bu kitleye kucak açmalıyız. Onları kemalist, Laik ve İslam düşmanı sol grupların insafına bırakmamamız gerekir."

İslam'ın kadim hukuk anlayışı bizlere ; rahmeti, merhameti ve af edici olmayı öğütlemiyor mu? "Ceza vererek hata yapmaktansa, af ederek hatalı karar vermek daha evladır," ilkesi tarih boyunca İslam dünyasına ışık tutmuş evrensel bir hukuk kuralı olarak telakki edilmiştir. Allah Resülü Tâif'te taşlanıp zulme maruz kaldığında sergilemiş olduğu tavrı ne çabuk unuttuk. Peygamber (sav) mekke'ye gizli bir operasyon hazırlığı içinde iken, sahabelerden biri olan" Hâtıb bin Ebû Beltea" tarafından ihanet denebilecek bir işe kalkışılmış ve binlerce sahabenin canı, malı ve ırzı tehlikeye sokulmuştu. Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm'ın Mekke'ye düzenleyeceği seferi bir mektupla, mekkeli müşriklere ulaştırmak üzere iken ortaya çıkması ve sonrasında Allah resülü bu sahabiyi af edip sahip çıkması, bizler için örneklik teşkil etmesi açısından önemli bir hadisedir. Peygamber (sav) etrafındaki bazı sahabilerin, Hâtıb bin Ebû Beltea münafıktır öldürülmesi gerekir diye ısrarcı olmalarına rağmen efendimiz aleyhissalâtü vesselâm bu isteklere kulak asmamış ve onu af etmiştir. 

Peki Hz Ali'ye ne demeli, binlerce müslümanı katleden ve Hz Ali'nin bizzat kendisini öldürmek için karşısına dikilen, Hâricîlere kardeşim diyip, onları ikna etmek için gayret ve çaba içinde bulunduğunu niye görmek istemeyiz.

Mağduriyetlerini gündeme taşıdığımız bu insanların çoğu, İslami bilgi düzeyi yok denecek kadar azdır. Fetö yapılanması içerisinde dini bilgiye tek taraflı bir şekilde sahip olmaları, bu camianın aldatılmasını kolaylaştırmıştır. İslami duyarlığı olan tüm vakıf, dernek, stk, cemaat ve nihayetinde diyanete büyük görevler düşmektedir. Bu kişilere İslam dini sahih kaynaklardan tekrar öğretilmelidir. Bu teblîğ metodunun başarıya ulaşması isteniyorsa, öncelikle karşı tarafı anlamak ve empati kurarak işe koyulmamız gerekir diye düşünüyorum. "Acımasız gaddar ve merhametten yoksun atılacak her adım geri tepecektir. Allah aşkına çoğu İslam’dan bi haber bu insanlar, binlerce müslümanı acımasızca katleden Hâricîler'den daha tehlikeli bir yerde duruyorlar diyebilirmiyiz." 

İslam tarihi merhametin affın sayısız örnekleriyle doludur. İmandan sonra müslümanları diğer ideoloji sahiplerinden ayıran en büyük özellik bu olsa gerek. Vicdanımız harekete geçmiyorsa, Allah (cc) ve peygamber efendimizin mubarek dudağından dökülen merhamet ve şefkat buyrukkarı bari bizleri harekete geçirsin diye temenni ediyorum. 

Tekrar etmek gerekirse : 

Ülke için güvenlik sorunu haline gelen bu tablo oyalanacak geçiştirilecek eşiği çoktan geçtiğimizin bilinmesi gerekir. Vakit kaybedilmeden acilen bazı adımlar atılması gerekiyor. "Her şeyden önemlisi bu insanlarla ilgilenmek, el uzatmak, iman etmiş müminlere yüklenmiş bir sorumluluktur." Allah Resulü azılı İslam düşmanı Ebû Cehil, Ebû Lehep başta olmak üzere, onların müslüman olmaları için ayaklarına yüzlerce kez gidip, İslamı anlatması, bizleri halen dahi bir şeyler yapmaya teşvik etmiyorsa, kimse kusura kalmasın İslami anlayışımızı tekrar gözden geçirmek zorunluğumuz hasıl olmuş demektir. 

Bir âyet-i kerimede Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır :

"İyilik ve kötülük bir değildir. Sen kötülüğü en güzel bir tarzda önlemeye çalış. O zaman (göreceksin ki), seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan, sıcak bir dost oluvermiştir.”

(Fusilet Süresi, 34)

Selam ve Duayla 



YAZARLAR