Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Beşir İSLAMOĞLU


CORONA VİRÜSÜNÜ İBRET NAZARIYLA OKUMAK

Beşir İslamoğlu'nun Yazısı;


 

Tarih boyunca insanlar çok farklı afet ve musibetlerle karşı karşıya kalmış ve milyonlarca kayıp vermişlerdir. Ben şahsen tüm afet ve musibetlerin çıkış sebebinin yine insanların kendileri olduğuna inanıyorum.

 

Bakınız aziz olan Allah bu konuda şu hatırlatmada bulunuyor:

“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri İFSATLARIN sonucu olarak karada ve denizde tabii düzen bozulmaya başladı. Bunun neticesinde Allah da onlara, belki yaptıkları ifsatları fark edip vaz geçerler diye, yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını onlara yaşattıracaktır.” (Rum 41)

 

“insanların yaptıkları ifsatlar” nelerdir acaba? Bana sorarsanız tek kelimeyle, insanlar “sosyal ve tabii düzeni” ifsat etti. Kur’an okuduğumuzda, önceki toplumların, ifsatları yüzünden ekseriyetle karşılığını bu dünyada bile bulduklarını görürüz.

 

Bana sorarsanız, önceki toplumların ifsadı, açık ve netti. ikiyüzlü değillerdi. Allah’a Şirk koşanlar, isyan edenler, azgınlaşanlar, zulmedenler, birbirleriyle savaşanlar, eşkiyalık edenler vs. ikiyüzlü değillerdi. Allah onlara adaletiyle hak ettikleri cezayı verdi.

 

20. Asrın ikinci yarısından sonra insanlar bir başka oldular; özü sözü itibarıyla bir olamadılar. İkiyüzlü oldular. Hem Allah’a, hem de kendilerine karşı çok –tabir uygunsa- “uyanık” geçinmeye başladılar; Hep aldatma yoluna gittiler. Samimiyet ve ihlastan uzaklaştılar. Elde ettikleri güç ve imkanlarla şımarıp azgınlaştılar. 

“Batı” bir taraftan güya insanı merkeze aldı ve hümanizme soyundu; diğer taraftan savaşlardan ve açlıktan can verenleri kendi köpekleri kadar önemsemedi. Sadece kendi vatandaşlarına değer verdi.

 

Sahiden Batı ve ABD, Ortadoğu halklarından ne istiyor! Başa getirdikleri diktatör başkanlar yetmiyormuş gibi, askerleriyle bu ülkelere girerek her tarafı yağma ve talan ettiler; başkaldıranları da ortadan kaldırıp attılar. Bir yandan “demokrasi getireceğiz” dediler; diğer yandan -ikiyüzlü davranarak- halkı keşmekeşilik içinde bırakarak ifsat ettiler.

 

İslam dünyasında da çok güzel işler (hasenat ve salihat) olmadı. Siyasal anlamda bağımsızlık ve hürriyetlerine sahip çıkamadılar. Bilim adamı yetiştiremediler; insanların ihtiyaçlarını karşılayacak –her alanda- üretim yapamadılar. Pertolden kazananlar da Müslüman halklara harcamayıp “Batı” bankalarına yatırdılar.

 

Müslüman kabul edilen ülkelerin başındaki müstekbirler, zavallı halka bol bol namaz, oruç, hac-umre, Kur’an ve Kurbanı önerdiler. Böylece din,  namaz, oruç, hac-umre, kurban ve Kur’an’ı güzel okumaktan ibaret zan edildi. Böylece bilinçsiz Müslümanların birçoğu, dini birkaç ritüelden ibaret zan edip bunlarla oyalandı.

Namazla zekatın, oruç ile yoksulların, siyasetle hac ve umrenin, Kur’an ile bilimin arasını ayırdılar ve hayatın (varlığın) künhüne varamadılar. 

Varlıklı olan çoğu Müslümanlar, -sevap devşirmek için- neredeyse her yıl umre gezisi yaptılar. Bunlara, “Bu yıl ailenle umreye harcayacağı parayı (10 bin lirayı) evlenmek isteyen bir garibana ver” denilse, umursamayıp geçip gittiğini görürüz.

 

İşte, dinin sadece bir kısmına değer verip, asıl kısmı olan siyaset (yönetme), adalet, merhamet, liyakat, meşveret ve infakı ihmal ettiğimiz ve dinde ihlaslı olmadığımız için başımıza musibetler gelmektedir.

 

İnancım odur ki “Allah’ın izni olmadan bir yaprak bile düşmez.” Peki Allah, insanlara musallat olan musibetlere niçin izin verir? 

Yine inancım odur ki kendilerine verilen nimetlerin ve imkanların şükrünü ve kıymetini bilmeyip azgınlaşan topluluklara Allah, zaman zaman musibetlerle ikazlarda bulunur. Tarihte örnekleri çoktur.

 

2020 yılının başında gelen bu virüsün sosyal ve ekonomik tahribatları zannederim tarihin hiçbir döneminde yaşanmamıştı. Mesela hiç bir dönemde afetler yüzünden Kabe ziyareti ve mabedler kapanmamıştı. İnsanlar evlerine kapanıp kalmamıştı. Küresel boyutta bütün bir hayat durmamıştı. Bu durum, açıkça tarihte bir dönüm noktası olacaktır. 

 

İnancım odur ki bu virüsü ibret nazarıyla okuduğumuzda sanki Allah, tüm insanlara şunları hatırlatmaktadır:

1. Allah’ın beytini ziyaret ederken samimi değildiniz. Orayı türistik bir mekana çevirdiniz. Suud yönetimi, Allah’ın evinin gelirini milletin mazlumlarına harcamadı. Herkesin rahat bir şekilde ziyaret etmesini sağlayamadı. Kardeşliği tesis edemediniz. Şimdi bir süre ziyareti yasaklıyorum. 

 

2. Cami ve mescitlerde cemaat olurken samimi değildiniz; kardeş olamadınız. Birbirlerinizin sıkıntılarına derman olamadınız. Şimdi size yasaklıyorum.

3. Birbirinizle tokalaşırken samimi değildiniz; ayrılınca hemen birbirinizin gıybetini yapıp, kuyusunu kazmaya çalıştınız. Onun için bırakın tokalaşmayı, yanyana gelmenizi bile yasakladım

 

4. İnanç ve düşüncelerinden dolayı haksız yere insanları mahpus ettiniz. Hürriyetlerini kısıtladınız. Şimdi evlerinzde mahpus kalın da dört duvar arasında tutuklu kalmanın zorluğu ve evsiz olmanın acısı nedir, anlayın. 

5. İçinizden varlıklı kimseler istediği zaman istediği ilaca ulaşıyorlardı; fakat ilaçsızlıktan her gün binlerce insan ölüyordu; umurunuzda değildi. Şimdi bir virüs peyda oldu; ilaçsızlığın ne denli kıymetli olduğunu bilesiniz diye, ilacı olmayan bir virüs ile sizi karşı karşıya getirdim.

 

6. Başta uçak olmak üzere her türlü araçla seyahat edip, istediğiniz yere kısa zamanda varmaya çalıştınız; ancak bu büyük nimetin kıymetini bilmediniz. Evinden, memleketinden olup araçsız yollara düşen mazlumların yardımına koşmadınız. Allah’a fiili olarak hamd etmediniz. Şimdi bir süreliğine size bu araçların hizmetini yasaklıyorum; belki anlarsınız.

7. Özellikle toplu yemeklerde sofralarınızda yemek ve içeceklerin haddi hesabı olmazdı. İsraf dizboyuydu. Garip gurebadan, çöpten ekmek toplayanlardan haberiniz olmazdı. Şimdi bir küçücük virüsle hepinizi darma dağın ettik ki belki düşünürsünüz!

8. Ey ABD, ey AB ve ey diğer müstekbirler! Bakın! Bir küçük mikropla (virüsle) hayatınız altüst oldu. Kaçacak delik aramaya kalkıştınız.Çok sevdiğiniz servetinizi bırakarak canınızın derdine  düştünüz. Birbirinizden uzaklaşmaya çalıştınız. Patır patır dökülmeye başladınız. Demek ki varlıklı olunca azgınlaşmayacaksınız; haddinizi bileceksiniz. İnsanlara insanca muamele edeceksiniz. Siz kendinizi neredeyse "tanrı" yerine koymaya başladınız. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz! (Allah), hükümran (hayyük kayyüm) olan sadece benim. 

 

Benzer ikazları çoğaltmak mümkündür; ancak yapılacak iş, aklımızı tedebbürle kullanıp dersler çıkartmak, musibetleri (uyarıları) “hayırlara” dönüştürmektir. Aksi takdirde ileride gelecek musibetleri halletmeye fırsatımız olmayacaktır.

Selam ve muhabbetlerimle… 

Beşir İSLAMOĞLU 25.03.20



YAZARLAR