Esan GÜL


Çocuklarımız ve Adalet


´Allah´tan korkun ve çocuklarınız arasında adaletli davranın.´*

Ailenin temeli sevgi, saygı, güven ve adalettir. Davranış ve hükümde doğru olmak, hakka göre hüküm vermek, eşit olmak ve aile bireyleri arasında ayırım yapmamak adaletin ön koşuludur.

Adalet bir yönüyle insanın fizyolojik ve fizyonomik yapısındaki uyum, ahenk ve estetik görünümken, diğer yönüyle de insanın ruhi ve manevi yapısında bulunan ahsen-i takvim ve tesviye tabirlerinde dile gelen hakikattir. Başka bir yönüyle de adalet, başkalarının gelişigüzel istek ve telkinlerinden etkilenmeyen istikrarlı bir doğruluk ve ahlâk kanununa itaatle gerçekleşen ruhi denge ve ahlaki kemaldir.

Çocuklar arasında adil olmak büyük-küçük, kız-erkek ayırımı yapmadan onlara gerekli olan ihtimamı göstermek, şefkat ve merhamet kanatlarını germek ve çocukların en güzel şekilde yetişmesi için yardımcı olmaktır.

Nûman İbnu Bişr anlatıyor:

?Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem Amra Bintu Ravâha:

?Bu hibeye Resûlullahı şâhit kılmazsan kabul etmiyorum.? dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şâhit kılmak için babam, beni de alarak Resûlullah´a (sav) gitti.

Durumu öğrenen Hz. Peygamber (sav):

?Başka çocukların da var mı?? diye sordu. (Babamın) ?Evet!? cevabı üzerine,

?Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?? diye sordu. Babam: ?Hayır!? deyince,

?Allah´tan korkun, çocuklarınız hususunda adil olun!? dedi.

Babam oradan ayrıldı ve hibeden rücû etti.?

Bu hadisin başka vecihlerinde, Hz. Peygamber´in şu cümleleri de sarf ettiği belirtilmektedir:

?Çocuklarınızın arasını eşit tutun?,

 ?Bunu iade et?,

 ?Beni şâhit kılma, ben cevre (zulme) şahitlikte bulunamam?,

 ?Bu doğru değil, ben ancak hakka şehadet ederim?,

 ?Buna benden başkasını şâhit kıl?,

?Çocuğun senin üzerindeki haklarından biri, onlara eşit davranmandır.? (Buhari, Hibe, 11; Nesai, Nahl, 1; Ebu Davud, İcarat, 47; Tirmizi, Ahkam, 30)

Tirmizî´nin açıklamasına göre, bu hadîsten hareketle, İslâm âlimleri, ?ihsân ve atiyye?de olduğu gibi ?öpücüğe varıncaya kadar? zâhire akseden her hususta eşitliği şart koşmuştur.

Ulema bu hükmü açıklarken, Resûlullah´ın (sav):

?Allah, öpücüğe varıncaya kadar her hususta, çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever.? (Tirmizi, Ahkam, 30) hadisini esas almış olmalıdır.

Ahmet İbnu Hanbel´in bir rivayetinde eşit davranmak çocuğun ebeveyni üzerindeki haklarından bir gösterilir "Çocukların, senin üzerindeki haklarından biri de onlara eşit davranmandır? (Müsned, 4, 269)

Hz. Enes´ten gelen bir rivayete göre;

Bir adam Hz. Peygamberin (sav) yanında otururken oğlunun biri gelir. Adam çocuğunu öper ve dizinin üstüne oturtur. Az sonra kızı gelir. Adam onu (öpmeksizin) dizine oturtur. Bunun üzerine Resulullah (sav), ?aralarında eşit davranmıyor musun?´diyerek adamı uyarır/kınar.

Kız-erkek arasında da adaleti gözetmek, ayırım yapmamak gerekir. Bazı ailelerde özellikle kız ve erkek çocukları arasında ayrım yapılmakta, mal paylaşımı ve eğitim imkânlarından kız çocukları mahrum bırakılmaktadır. Oysa Peygamberimiz (sav) kız çocuğu olup ona hakaret etmeyen ve onu erkek çocuğuna tercih etmeyen kimsenin cennete gireceğini söylemiştir. (Ebu Davud, Edep, 130)

Peygamberimiz, sevgi ve şefkatini gösterme bakımından çocuklardan hiç birini diğerine tercih etmemiş, kız çocuklarının evlattan sayılmadığı, diri diri toprağa gömüldüğü ve kız çocuğuna sahip olmanın utanılacak bir durum olduğu bir anlayıştan, kız çocuklarının rahmet ve bereket olduğu hatta kız çocuklarını büyütmenin cennete girmede vesile olduğu bir anlayışı getirmiştir. Aynı zamanda "Ebü´l-Benât" yani "kızlar babası" olmakla da iftihar etmiştir.

Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Büluğa erinceye kadar kim iki kız evladı yetiştirirse -parmaklarını birleştirerek- kıyamet günü o ve ben şöyle beraber oluruz." (Müslim, Birr 149, (2631)

Bir başka rivayette ise Ebu Said (ra) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Kim "üç kız" veya "üç kız kardeş" veya "iki kız kardeş" veya "iki kız" yetiştirir, terbiye ve te´diblerini eksik etmez, onlara iyi davranır ve evlendirirse cenneti hak etmiştir."

Ebu Davud´da İbnu Abbas (ra)´dan şu rivayet de kaydedilmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Kimin iki kızı olur da bunları öldürmez, alçaltmaz, oğlan çocuklarını bunlara tercih etmezse Allah onu Cennete koyar." (Ebu Davud, Edeb 130, (5147); Tirmizi, Birr, 13 (1913).

Bazı aileler küçük çocuklara, koruma içgüdüsüyle daha fazla hassasiyet göstermekte ve onları büyüklere karşı korumaktadır. ?Sen ablasın, sen abisin, sen büyüdün, o daha küçük?? gibi ifadelerle büyüklerin küçüklere karşı daha toleranslı olması mesajını vermekte ve bilmeden ayırım yapmaktadırlar.

Hz. Ali (ra) anlatıyor:

"Peygamber Efendimiz (sav) bize ziyarete gelmişti. O gece bizde kaldı. Hasan ve Hüseyin de uyuyorlardı. Bir ara Hasan su istedi. Peygamberimiz hemen kalktı ve su kırbasından bir bardak su aldı, çocuğa vermek için getirmişti ki, o sırada Hüseyin de uyandı. Hüseyin bardağa uzandı ve su içmek istedi. Peygamberimiz (sav) suyu Hüseyin´e vermedi, önce Hasan´a verdi. Bunun üzerine Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma dayanamadı ve:

?Hasan´ı Hüseyin´den daha çok seviyorsunuz gibi? dedi. Peygamberimiz de:

?Hayır, suyu önce Hasan istedi? buyurdular. (el-Metalibü´l- Aliye 4/69)

Bu uygulamaların hepsi bizler için örneklik teşkil etmektedir. Çocuklar arasında adil olmak, onlara Allah´ın emaneti olarak görmek ve onları Allah´ın rızasına uygun olarak yetiştirmek her anne-babanın görevidir.

Bazen çocukların fizyolojik veya kişilik özelliklerinden dolayı anne-babalar çocukları arasında ayırım yapabilmekte, bu da çocuklarda birçok psikolojik problemin oluşmasına neden olabilmektedir. Özellikle sevilmediğini hisseden çocukta dışlanmışlık, kendini değersiz hissetme, özgüven problemi, sevgi ihtiyacını karşılamak için farklı eğilimler ve sevgi arayışlarına yönelme, kıskançlık, duygusal küntlük ve ilişki problemleri yaşanabilmektedir.

Bazı ailelerde anne veya babanın bir çocuğuna diğerinden daha fazla düşkün olması, onu kendisine daha yakın hissetmesi, daha candan gelmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Böyle bir durum karşısında anne veya babalar çocukları arasında bir ayırım yapmadıklarını söyleseler de tutum ve davranışlarıyla farklılığı ortaya koymakta, diğer çocuklar tarafından da bu durum olumsuz bir şekilde algılanabilmektedir. Çocuklar şaka yoluyla da olsa, "Annem beni senden daha çok seviyor!" ya da "Babam sana daha fazla zaman ayırıyor!" gibi yorumlar yaparak birbiriyle konuşmaktadırlar. Hatta çocuklar bazı konuşmalarında ?kardeşimi benden daha çok seviyorsun? veya ?beni sevmiyorsun? diyebilmektedir. Bu noktada her anne ve babanın görevi adaleti ayakta tutmak, bunu söz ve davranışlarıyla da ortaya koymak ve çocuklara eşit ve adil davranmaktır.

Kur´an´ı Kerim´ de zikredilen Hz. Yusuf hikâyesinde de Yusuf´un kuyuya atılışının babalarının Yusuf´a gösterdiği aşırı sevgi ve ilgiden kaynaklandığı, çocukların bunu kıskançlık olarak algıladığı için Hz. Yusuf´u öldürmek istedikleri ve sonra onu kuyuya attıkları bilinmektedir. Bu olay bize çocuklar arasında sevgi ve davranışlarda farklı uygulamaların çocukların ebeveynlerine karşı saygı ve hürmetlerini zedelemekle kalmayıp kardeşler arasında da kıskançlıktan kaynaklanan birçok problemin oluşmasına neden olabileceğini göstermektedir.

Ebeveynler hangi çocukla daha çok ilgilenirse, o çocuk daha fazla sevilir ve sevildiğini hisseder. Birlikte geçirilen her an ebeveynleri ve çocukları birbirlerine daha fazla yaklaştırır. Özellikle bazı çocuklara zaman ayırmamak, onlarla ilgilenmemek ve oyun oynamamak çocukların kendilerini dışlanmış hissetmelerine neden olur.

Bazı ailelerde de çocuklar tamamen reddedilir veya ona hiçbir şekilde ilgi ve alaka gösterilmez. Bu aile ortamında yetişen çocuklar yardım duygusundan uzaktır, psikopat eğilimlidir. Sinirli ve agresif bir yapıları vardır. Duygusal kırgınlıkları sıklıkla yaşarlar. Sürekli bir şeyi ya da sahip olduklarını kaybetme duygusu yaşarlar. İnsanlara güvenmezler. Hayvanlara, özellikle kendilerinden küçük insanlara karşı düşmanca davranırlar. Bu çocuklar anne-babalarına karşı uysal ve erdemli olmaya gayret ederler, bunu da kötü muameleye maruz kalmamak için yaparlar. Çünkü direnecek güçleri yoktur. Aslında korkaktırlar. Hayal kırıklığına uğramışlardır. Çevresindeki diğer anne-babaların çocuklarına nasıl davrandığını görmektedirler. Hiçbir zaman güven duygusu oluşturamazlar. Güven duygusu oluşturacak ortamlardan uzaktırlar.

İleriki dönemlerinde inatçılık, hırçınlık, uyumsuzluk, çete elebaşılığı ve çetelere üye olma, yasa dışı eylemlerde bulunma, depresyon, nevrozlar ve intihar eğilimleri görülebilir. Kendi dışındaki insanlarla yeterli iletişimi kuramadığı için saldırganlığını kendine yöneltmekte ve dengesiz bir kişilik sergilemektedirler.

Her çocuk kendine özgüdür. Her çocuğun kendine ait olumlu veya olumsuz yönleri olabilir. Onlar çocuktur ve bize düşen çocuklar arasında ayırım yapmadan onlardaki güzellikleri çoğaltmak ve eksik olan yönlerini gidermeye çalışmaktır. Çocukları birbiriyle kıyaslamak yerine, her ikisinin de farklı özellikleri olduğunu bilmek ve onları sevmek anne-baba olarak ilk başta yapmamız gereken hususlardandır. Burada önemli olan, çocuklarımızın birbirinden farklı olduğunu kabullenmek ve onların fiziksel olduğu gibi, ruhsal yönden de birbirinden farklı olduklarını görmektir.

?Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah´a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkı ile bilmektedir.? (Maide, 8)

?Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.? (Nahl, 90)

Abdullah İbnu Amr İbni´l-As (ra) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Adil olanlar, kıyamet günü, Allah´ın yanında, nurdan minberler üzerine Rahman´ın sağ cihetinde olmak üzere yerlerini alırlar. -Allah´ın her iki eli de sağdır. Onlar hükümlerinde, aileleri ile velayeti altında bulunanlar hakkında hep adaleti gözetenlerdir." (Müslim, İmaret 18, (1827); Nesai, Âdab 1, (8, 221).

?Allah âdil olanları sever.? (Maide, 42)

----------------------------------------------------------------

 

* Buhari, Hibe, 12-13; Şehâdât, 9; Müslim, Hibât, 13



Okıyucu taifesinden
30.11.2017 23:41:53
Yazılarını bizden esirgeme emi!

YAZARLAR