Sait ALİOĞLU


CHP’NİN SURİYE KONFERANSI: MAKSAT ‘BAAS OLSUN’

Sözde Suriye’yi düzlüğe çıkarma düşüncesi içerisinde bulunduğu savlanan CHP’nin, düzenlemiş olduğu bir konferans gerçekleştirilmişti.


Seküler Arap milliyetçiliğinin, Nusayri mezhebi formatında kurulan Suriye Baas Partisi’nin 1960’lardan buyana iktidar serüveni “kanlı, katliamlı ve kimyasal” bir şekilde devam etmektedir.

Bundan öncesine baktığımızda ise,  Osmanlı hakimiyeti sonrasında, 1. Dünya(yı Emperyalist Amaçlı Paylaşım) Savaşı sonrasında, Suriye sömürgeci Fransa’nın egemenliğine dahil edildi.

Daha sonra, 2. Dünya Savası’nın akabinde, büyük çoğunluğu Müslüman ülkeler olmak üzere, Suriye’de –yine emperyalist irade sonucunda- kendi bağımsızlığını elde etti.

O zamanın Suriye’sinde, çoğunluk olan Sünni Arapların –Kürtlerde dahil- iktidara gelmelerinin engellenmesi sonucunda iktidara dini/mezhebi bir azınlık olan ve dönemin batısının Suriye’ye uygun gördüğü anlayış ve yaşam pratiğini uygulayabilecek evsafta bulunan Nusayrilerin önü açıldı. Gerçi Esedler her ne kadar darbe yapmış olsalar da, bu batı demokrasisi açısından hiç de pek önemli değildi!

İşte o günden bugüne, Suriye’nin büyük çoğunluğunu oluşturan Esed diktatoryası, Batı’nın, ya da daha doğrusu blokal olarak söylersek, Rusya’nın –SSCB ve günümüz Rusya’sı- desteğini alarak, Müslüman halk üzerinde bir hakimiyet kurdu ve dönem, dönem Hama’da olduğu gibi binlerce insanın katledildiği katliamlar gerçekleştirdi.

2011!’in sonlarında oluşan Arap baharı sürecinde, bu kanlı diktadan kurtulmak için, halkının en başta barışçıl protestolarını dahi, kanla bastırması sonucunda, etkileri bugünü de belirleyen koca bir manzara ortaya çıktı.

Süreç herkesin malumu…

Bu süreç içerisinde, “kurt puslu havayı sever” fehvasınca, birçok devlet, örgüt, kamp, grup bu hengamede kendine uygun gördüğü yerini aldı ve almaya da devam ediyor…

Bakalım bu kaos ne zaman bitecek ve var olan krizler ne zaman sonlanacak!

İşte bu kaos ve kriz içerisinde, sözde Suriye’yi düzlüğe çıkarma düşüncesi içerisinde bulunduğu savlanan CHP’nin, düzenlemiş olduğu bir konferans gerçekleştirilmişti.

Geçtiğimiz ay düzenlenen bu konferans, başta Türkiye medyası olmak üzere, dünya medyasında, akademik çevrelerde tartışıldı, yazıldı, çizildi; siyasilerce de ele alındı ve

Başta Kemalist ulusalcı çevreler, işin içerisinde Esed, ailesi ve Nusayri faktörü bulunduğundan dolayı, Suriye’nin birliği ve bütünlüğü pek ciddiye alınmadan saymaya çalıştığımız faktörel şartlardan dolayı gündemde tutuldu. Zira Esedlerle Kemalist zihniyet kanka idi.

Anlaşıldığı kadarıyla, CHP bu konferansla, hem Türkiye’nin esas sahibinin Kemalizm üzerinden kendisi olduğunu, hem AK Parti’nin genelde ve Suriye özelinde, yürütmeye çalıştığı politikanın hiç de iyi yürümediğini ve sonucunun da iyi olmadığını göstermeye çalıştı ve hem de Esed’in hakimiyetinin daha da sağlamlaşması murat etmiş olmalıydı.

CHP bu konferansı düzenlerken bir de, 23 Haziran seçim döneminde, o da oy kaygısı ile olsa gerek, Türkiye, özellikle de sosyo-politik açıdan söylersek ‘İstanbul Kürtleri’ne şirin görünmesine rağmen, düzenlemiş olduğu bu konferansa –hadi PYD/PKK terör örgütü kapsamında değerlendiriliyordu- muhafazakâr Suriye Kürtleri’ni yasal planda temsil ettiği bilinen ENSK niye, neden ve ne diye konferansa çağrılmamıştı?

Bu konferansa, ENSK ile birlikte, başta Türk devleti temsilcisi olmak üzere, Rusya ve İran’dan hiçbir temsilci çağrılmamıştı.

Yine buna bağlı olarak, Suriyeli Arapların temsilcileri, Türkmen temsilciler, sahada silahlı olarak bulunan örgütler içerisinde bakıldığında ‘yasal’ ve makul olan/bulunan Özgür Suriye Ordusu(ÖSO) tensilcisi bile yoktu. Ki ÖSO, Türkiye ile birlikte, birçok operasyona katılmış ve Suriye halkı adına birçok cephe başarısı elde etmişti.

Anlaşılan ÖSO’da yasal ve makul olduğu halde, Baas’a dokunduğu için CHP tarafından konferansa çağrılmamıştı.

CHP’nin bu konferansı Baas işi olup ‘fos’ çıkmıştı.

Birçok grup açısından umut vermekten çok uzaktı. Ki Türkiyeli Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü’nün de vurguladığı üzere, başta Kürtler olmak üzere, var olan ve Esed’in karşısında bulunan Suriyeliler için hiçbir anlam ifade etmiyordu. (*)

Gerçi İbrahim Güçlü, he ne kadar AK Parti iktidarından bir temsilcinin bulunmadığı konferans vesilesiyle kaleme aldığı yazısında, CHP’nin Kürdistan’ın –Suriye bölümü olsa gerek-işgalinde rol aldığını da söylüyor.

AK Parti iktidarının bu ‘eylemde’ kastının salt bir işgal olmadığını söyleyelim, ama CHP’nin amacının ise Suriye’yi yekpare bir şekilde, ‘tekrardan’ Esed’e sunmak.Yani ‘maksat Baas olsun’du…

Dipnot:

(*)https://www.kurdistan24.net/tr/opinion/7b4263a6-15a4-4a20-8995-57df0827a14e

________________________________________________________________________________________________

Suriye Baas(Diriliş) Partisi amblemi..

CHP Amblemi..



YAZARLAR