Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ahmet TAŞ


CEZAEVLERİNDE ÇIPLAK (DETAYLI) ARAMA

Yazarımız Ahmet Taş'ın "yeni" yazısı...


Son haftalarda ülke gündemini çokça meşgul edip bakanların ağzını bozuk asla yok ispat etmeyen şer…. Dediği, kadın grup başkan vekillerinin asla yok, iftira ediyorsunuz dediği bir tartışma yaşanıyor.

Kanunlar da ve anayasa da yeri olmayan ama kanunlara ve anayasaya rağmen cezaevleri işleyiş yönetmeliğinde var olup cumhuriyetin ilanından bu yana uygulanan bir uygulama çıplak (detaylı) arama.

Kanlı 27 Mayıs 1960 darbe dönemi sanıklarına yine kanlı 12 Mart 1971'de dönemi sanıklarına, kökü dışarıda 12 Eylül 1980darbe dönemi sanıklarına ve son olarak 28 Şubat 1997 postmodern darbe dönemi sanıklarına uygulanan halen de uygulandığı iddia edilen bu uygulama sebebiyle siyasetçiler kendilerine yakışmayan, oy verenlerin yüzünü kızartacak deyimlerle birbirlerini suçlayıp itham ediyorlar.

Cezaevi yönetmeliğinde detaylı arama olarak geçen halk arasında çıplak arama olarak değerlendirilen aramaya göre.

Cezaevine giren mahkum ve tutuklular dışarıdan içerisi görülmeyecek bir alanda aranacak kişiyle aynı cins olan iki görevli tarafından en yetkili amirin onayı ile detaylı aramaya muhatap olurlar. Aranacak kişinin önce bedeninin üst kısmı elbisesi çıkartılarak aranır daha sonra üst kısım giydirilir vücudun alt kısmı çıplak olarak aranır. Bu işlem sırasında tek kullanımlık bir bez verilir çıplak (detaylı) aramanın aslı budur.

Cumhuriyetten bu yana darbe dönemlerinde acımasızca uygulanan iç çamaşırlar çıkarılarak yapılan bu aramadan ne kadar vatandaşımız geçti ve utancından bunu açıklayamadı bilemiyoruz, sanırım milyonları geçer.

Meclisteki bir milletvekilinin Uşak cezaevinde kadın mahkumlara iç çamaşırları çıkarılarak ve otur kalk komutu ile yaptırıldığı iddiası ile gündeme gelen bu arama olayına iktidar partisi grup başkanvekili  bayan milletvekili ve İçişleri Bakanı'ndan asla yok diye yalanlama geldi. İçişleri Bakanı konuyu gündeme taşıyan milletvekili hakkında halk arasında hoş karşılanmayan kelimeler kullanarak suçlamalarda bulundu ve asla böyle bir şey yok dedi.

Ama bu suçlama ve yok demelerinin ardından aralarında kadın hukukçuların da bulunduğu birçok vatandaş kendilerinin böyle bir aramaya maruz kaldıklarını, onurlarının kırıldığını ama utançlarından kamuoyuna açıklayamadıklarını dile getirdiler.

Tarihi belgeleri incelediğimizde 27 Mayıs 1960 darbe sanıkları, 12 Mart 1971 muhtıra sanıkları, 12 Eylül 1980 darbe sanıkları, 28 Şubat 1997 darbe sanıklarına cezaevlerinde (özellikle Ulucanlar, Mamak, Diyarbakır) nasıl insanlık dışı, aşağılayıcı uygulamalar yapıldığını daha iyi anlarız.

Eğer 2020 yılında cezaevlerine girişte T C vatandaşı Üstelik kadın mahkum ya da tutuklulara çıplak arama yapıldı şikayeti iddia bile olsa gündeme geliyorsa, 2000'li yıllardan bu yana ülkemizde insan hakları alanında birçok meseleyi halledememişiz demektir. Yazık ki ne yazık. Millet olarak devlet kurumlarından vatandaşa sahip çıkıp onurunu korunmasını ne kadarda özlüyoruz.

Sahi İçişleri Bakanımız iktidar partisinin grup başkanvekili kadın milletvekilimiz iddialar üzerine hemen saldırıya geçip hakaret etme yerine mecliste ve Uşak valiliğinde iddia edilen uygulama ile ilgili araştırma yaptırmayı deneseler ne kaybederlerdi, çok mu zordu. Eğer aslı yoksa yargıya gidilir iddia sahibinin cezalandırılması talep edilebilirdi.

Devlet adamına ve sorumlu milletvekiline hemen karşılık verip hakaret etmek değil araştırmak aslı varsa bu yanlıştan dönülmesi için yeni yasalar çıkarıp belkide bir asırdır devam eden bu yanlıştan vatandaşı kurtarmak yakışırdı. Azarlayıp karşı çıkmak, var olana yok demek problemi çözmeye yetmiyor zira.

Selam ve dua ile



YAZARLAR