Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Faysal Mahmutoğlu


CEHALETİN EGEMENLİĞİ

Faysal Mahmutoğlu'nun yeni yazısı;


  

Biz insan olmuşsak gavs’ın sayesindedir. Canımızda ruh olduğu müddeçe o aileye köle olacağız. Bütün gavs hazretlerinin çocukları başımıza basıp geçip geçecekler. Ömrümüz boyunca gavs’ın evlatlarına kölelik yapacağız.” ( Şeyh Feyzettin gavs’ın oğlu, İsmail Saymaz-Sözcü)

“Muhakkak ki , biz insanı  güzel bir şekilde yaratmışızdır.” ( Tin-4) Allah, insan olan bu şaheseri yarattıktan sonra onu başıboş bırakmamıştır. “Biz ona şah damarından daha yakınız” (Kaf-16). Başka bir ayette “Allah kalblerinizden geçeni bilir.” (Ali İmran- 119). Yine “ bulunduğunuz her yerde sizinle beraberdir.” (Hadid-4). Bu, Allah ile kul arasına hiç bir aracının giremeyeceğini, İslamiyette bir ruhban sınıfının, gavslık, şeyhlik, mürşitlik gibi aracıların olmadığının ve olamayacağının ıspatıdır. Size şah damarınızdan yakın olan,  bulunduğunuz her yerde sizinle olan başkasının aracılığını, komisyonculuğunu kabul eder mi?   

Herkes kendi amelinin hesabını kendisi verecektir. O gün “birinin günahı başkasına yükletilmez.” (İsra -15). “hiçbir kimse bir kimse için birşey ödeyemez, hiç bir kimseden kurtuluş bedeli kabul olunmaz, hiçbir şefaat fayda vermez.” (Bakara-123 )

Ve Muhammed de kendisinde öncekiler gibi sadece bir paygamberdir.” (Ali İmran-142)

Bütün bu Allahın buyrukları bize gavsların, şeyhlerin, tarikat liderlerinin bir hiç mesabesinde olduklarını göstermektedir.  İnsanı ahseni takvim üzere yaratan Allah, Elçisine vermediği bir yetkiyi, bir özelliği insanları köleleştiren, insanların kanını emen din tüccarlarına mı verecek? “Dinin ticaretini yapanın dini yoktur” der Kindi.

Türkiyede tarikat ve cematvarı yapılanmalar sosyolojik temelli değil, teolojiktir. Müntesiplerine cennetin tapusunu dağıtırken karşıtlarını da cehennemle korkutmaktalar. “sırat köprüsünde geçerken Nakşiliğin Halidiye koluna mensubiyet sizi sorgusuz cennete götürür.” söylemi Kur’an ilkelerine ve Peygamber pratiğine aykırıdır. İnsanları Allah ile aldatan bu yapılar, lideri putlaştıran, aklı devre dışı bırakan, kula kulluğa, sömürüye açık yapılardır. Siyasal iktidarlarla kurdukları ilişkiler onları güç merkezi haline getirmiştir, her daim sağ iktidarların arka bahçesi olmuşlardır. Müritlerinin çokluğu –İslam sürü müslümanlığına şiddetle karşıdır-iktidar karşısındaki pazarlık güçlerini artırmaktadır. Bu yapılar, iktidar eliyle kamusal alana taşınıyor, tıpkı Fettullahçı yapılanmanın kamusal alana taşınıp hâkimiyet kurması gibi. Tarikat ve cemaatlerin İslam’ı temsil iddiasında bulunmaları Ortaçağ Hıristiyanlığına –kiliseye öykünmedir.

Hindu ve Hıristiyan mistizminden farklı olarak, tarikatlar, siyasetle daima içli dişlı olmuşlardır.  Özellikle Nakşilik ve Halidiye kolu, siyaseti kendine baş uğraş olarak seçmiştir. Şu anda Türkiyede mevcut cemaat ve tarikatların tek ilgi alanı devlet, siyaset ve ticarettir. Bürokrasiye sızma girişimleri, holdingleşmeler bunun göstergesidir. İşin en vahim yanı da tarikat ve cemaatlerin devletin gözetiminde din üzerinde vesayet kurmalarıdır.

Şeyh’e İslam ilkelerine aykırı olarak kutsiyet izafe edilir. Müritler buna inandırılır. Mürid, “gassal elinde meyyit”tir. Kişi ölü yıkayıcının elinde bir tasarrufta bulunabilir mi? Müritlerini istediği şekilde konumlandırabiliyor. Şeyh Mürit ilişkisi sorunludur. Tarikat ve cemaatlerde lidere, Şeyhe bağlılık esastır. Bu Bağlılık “Allah’a isyan söz konusu olduğunda hiçbir yaratılmışa itaat yokyur” temel itikadi ilkeyi yok sayıyor. Fiili olarak şeyhler masum kabul edilir (Şii doktrinindeki imamların masumiyeti gibi ).

 Tarikatların ortak bir özelliği de din alanında ön pılana çıkan ilahiyatçıları nefret söylemiyle ötekileştirmeleridir. Sapkın düşünce olarak ilan edip tekfir derecesine vardırıyorlar. Farabi ve İbn Sina gibi düşünürler bile tekfir edilliyor.

 Peygamber’in müridi yoktu, arkadaşları (sahabe) vardı. Arkadaşlarıyla eşit düzeydeydi. Dışardan bir yabancı geldiğinde “Muhammed hanginiz? ” diye sorardı. Arkadaşları arasında ayrıcalıklı değildi.

Bir Müslüman, şeyh, gavs veya herhangi bir kişiden medet umup da namazda “yalnızca sana ibadet ederim ve yalnızca sen’den yardım dilerim” (Fatiha-5) ayetini hangi yüzle okuyor? Her namazda Rabbine söz veren bir müminin, dünyevi ve uhrevi alanda kişilerden medet umması büyük bir çelişkidir.

 

İslamın kurucu ilkeleri; Ahlak, Adalet, Liyakat, Emanet, Meşveret ve Maslahattır ki günümüzde Müslümanlar en çok bunlardan yakınıyor. İslamı şiar edinenlerin bu ilkelere riayet etme zorunluluğu vardır. İslamın en temel ilkesi olan ehliyet/liyakat, tarikat ve cemaatlere kurban edilmesi geçmişten ders alınmadığını gösteriyor. Siyasi atmosferin cemaat ve tarikatlara sınırsız alan açması onların din pastasında en büyük pay almalarını sağlıyor.

 Günümzde holdingleşen tarikatların gündeminde ise sakal, sarık ve cüppe var. Bunlar, Hz. Peygamberin baş düşmanları Ebu Cehil ve Ebu Leheb te de vardı. O günkü geleneksel Arap giysisiydi. Dünyadaki çoğu filozof, yazar, şair sıradan insanlar sakal bırakıyor, bu bir tercih meselesidir. Dini veya ideolojik bir sembol olamaz. Bu sembollerin kötülükleri örtme aracı olarak kullanıldığı da acı bir gerçek. “Badeci Şeyhlerin”,  “çocuk tacizcilerinin” ortalıkta sarık, sakal ve cüppe ile dolaşması tiksinti vericidir.

Daha önceleri Müslüman deyince akla gelen; yalan söylemeyen, kul hakkına riayet eden, kimsenin malında mülkünde ve namusunda gözü olmayan, emin ve güvenilir vasıflar iken, günümüzde ise insanları meşrebine göre ayıran ve kayıran, liyakat mefhumunu gündemine almayan, mülakatla başkasının hakkını gaspeden, kendi gibi düşünmeyeni düşmanlaştıran, hakaretamiz bir dil kullanan, hayırda değil ganimet için yarişan insanlar akla geliyor.

Artık Müslümanlık yok Müslümanlar var. Merhum Akif “Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir/ Müslümanlık bilmem amma galiba göklerdedir” şiirini sanki bu gün için yazmıştır.

Dini araçsallaştırmanın sancılarını yaşıyoruz. Taraftar kazanmak isteyen dini kullanıyor, para toplamak, bağış almak için din kullanılıyor, makam mevki elde etmek için, terfi için din kullanılıyor, terlik satan, kefen satan dini kullanıyor. Cinsel iktidarsızlığa çözüm bulan ayetler satılıyor, zulmeden de öldüren de dini kullanıyor. İranlı düşünür Daryuş Şayegan dinle ilgili yaptığı bu tesbit anlamlı “kendi yörüngesinden çıkarıldığında din kanatlarını yitirir ve tarihe gömülür” bu gün yaşadığımız da budur.

 



YAZARLAR