Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



F. Yılmaz ALTUNÖZ


CAMİİ VE OKUL

Furkan Yılmaz Altunöz'ün yeni yazısı;


 

 

Mescit ve medrese/mektep. Mescit secde edilen/namaz kılınan mekân. Medrese ders yapılan ve mektep(okul) kalem/yazı eksenli eğitim öğretim yapılan mekâna verilen isimlerdir. İslam tarihinde önceleri mescitler; medrese, tekke ve okulların rolünü üstlenmişlerdir.

Toplumsal gelişmeler sonucu olarak mescit, medrese ve tekkelerin ayrımı oluşmuştur. Nizamiye Medreseleri gibi. Ayrıca mescid ve medreselerin yanında ruh terbiyesini üstlenen; tekke ve zaviyelerinde birer eğitim kurumları olarak ortaya çıkması söz konusudur.

Daha sonraları ise Osmanlı örneğinde görüldüğü gibi mektepler ortaya çıkmıştır. Modernleşmenin öncülüğünü üstlenen okullar da din, din bilim ve irfan geleneğine yer verilmemiştir. Ancak yakın zamanda okullara seçmeli olarak din içerikli dersler konulmuştur.  

Laikliğin kurumsallaşması ve dinin sosyal hayattan uzaklaştırılmasıyla birlikte; camii ve okul ayrımı kesin hatlarıyla oluşmuştur. Biri birlerinin alanına müdahil olmayan ya da okulların değil de caminin okullara müdahil olmadığı bir yapı oluşturulmuştur. Ancak sonuçta ikisi de birer eğitim ve öğretim kurumudur.

Camiler var oluş nedeniyle öncelikle; ruhi, kalbi ve zihinsel olarak ötelerle ilişki kurmak üzere programlanmıştır. Ve bu ilke üzerine birey ve kamusal alanla ilişki kurmak üzere; Allah’ın evi olarak nitelendirilmiştir. “Allah’ın mescitlerini” ismini bu sahiplenme ve nitelendirmeyi Allah “Bakara suresi / 114, Tövbe suresi / 17-18 ve Cin suresi / 18” ayetlerinde bildirmektedir. Bu çerçevede Kâbe “Mescid ül-Haram” kutsal mescit ve “Beytullah” Allah’ın evi olarak Kur’an da ve hadislerde yer almaktadır.

Allah ve Peygamberleri mescitlere/camilere sahip çıkmışlar ve “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.” (Tevbe-18) Onlara sahip çıkan, onaran ve koruyan kimseleri “hidayet ve doğru yolda olanlar olarak” tanımlamış ve onurlandırmıştır.

Camilere sahip çıkmak yalnızca mimarisi ve tezhibiyle ilgilenmek değildir. Çünkü ayette geçen “imar” kelimesi inşa etmenin yanı sıra; ömür, hayat, canlı olmak, hayatta olmak ve hayat bulmak anlamına da gelmektedir. Camilerin hayat bulması ve yaşanır olması başta imam ve müezzin ile mümkündür. Sonrada onların irşat, sevk ve idaresi kapsamında cemaatle mümkündür. İmamı ve müezzini olmayan veya sürekli görevlisi olmayan bir cami sahiplenilmiş olunur mu? Bu nedenle cemaati olmayan camilerde hayat izleri bulunur mu?

İmamı ve müezzini olmayan, ya da sürekli olmayan, eğer kadrolu görevlisi yoksa vekil bile atanmayan; sıradan ehil olmayan cemaatten birisinin mihraba geçip namaz kıldırdığı camilerde namaz huşusu olmadığı gibi “imar” edilmiş de olamazlar! Kadrolu imamı veya vekil görevlisi olmayan, sürekli diğer camilerden günlük veya haftalık görevlendirmelerle gelen ve sürekli değişkenlik arz eden kimselerin varlığı ile namazlarda ve camide huzuru ve huşuyu yakalamak mümkün değildir. Yeteri kadar cemaati de! Raflarında müşterilerinin ihtiyacını karşılayacak, beklentisine cevap veremeyecek ürünü olmayan mağazaların, ayakta kalması mümkün değildir. 

Okullar ile camileri kıyaslamıyorum. Bunu da yanlış buluyorum. Ama konunun daha iyi anlaşılması adına örneklemek istiyorum. Bir okulda ve bir sınıfta öğretmen olmasa dersler boş geçse ne olur! Ya da bir dönem içerisinde 3-4 öğretmen değişse ne olur! Ya da bir öğrenci öğretmenlik görevini üstlense ne olur! Başta veliler olmak üzere okul idaresi, İl Milli Eğitim ve valilik geç kalmadan konuya müdahil olur. Olması da gerekir.

Peki, ya camiler! Cemaat, İl ve İlçe Müftülükleri ve mülki amirler  

Camilerde birer eğitim ve öğrenim kurumu irfan mektepleridir. Aynı zamanda Allah’ın evleri! “İmar” olunması ve sahip çıkılması sorumluluktur.     



YAZARLAR