F. Yılmaz ALTUNÖZ


CAMİ HAYATIN İÇİNDE OLMALI

Yazarımız F. YILMAZ ALTUNÖZ'ÜN 'YENİ' YAZISI...


Bir Tv. Programında sunucu “imamlar peygamber mesleğini yapıyorlar” dedi. Konuk, sunucunun bu tespitine yönelik “doğrudur, namaz kıldırmak, hutbe vermek Hz. Peygamberin yaptığı işlerdendir. Ancak ordu komutanlığı yapmak, öğretmenliği üstlenmek, yargıç olmak, devlet başkanlığı görevini yürütmek; tüm bunlar peygamberin (sav) mesleği yani üstlendiği yaşam tarzıdır.” 

Seküler dünya peygamberlerin mescit/camilerin dışına çıkmasını kabul etmez. Bu nedenle onları ruhban kategorisine indirir ve camilerin dört duvarı arasına hapseder.  Batılı dil Yahudi ve Hıristiyan geleneği peygamberlere “aziz” unvanını verir. Bazısını kral yapar, bazısını ise büyük günahlarla itham eder. Ama sonuçta onlara sosyal hayatı inşa etme rolünü vermez.

İslami gelenek ise peygamberlere kalbi, zihinsel ve sosyal hayatın inşa rolünü verir. Cennet sürgünü sonrasında,  Hz. Adem’in yeryüzünde ilk inşa ettiği şey; bir mescittir. Kabe’dir. Bu tablonun bir mesajı olmalı kıyamete kadar gelecek olan insanlığa! Peygamberlerin ana aktör olduğu mescit merkezli bir dünyanın egemen kılınması.

Evet! Cami hayatın içinde, hayat caminin içinde olmalıdır. Son nebi (sav) “yeryüzü bana mescit kılındı” buyurmadı mı! Bu hadis inananlarına mescit/camilerin fonksiyonunu anlatmaktadır. Seküler/laik dünyanın bire iki metrekarelik seccade anlayışını ve ayrıca 1000 metre karelik namaz kılma alan dayatmasını boşa çıkarmaktadır. Yeryüzünün mescit ilan edilmesi; secdenin küresel anlamını ifade etmektedir.

Musa peygamberin Firavun’a karşı başlattığı hareketin/İslami mücadelesinin temelinde de mescitler vardı. Bütün müstekbirler gibi Firavun’da; Musa peygambere kamusal alanda tebliğ, davet ve ibadetlere izin vermiyordu. Firavun izin vermiyorsa bu tevhid mücadelesi yarım kalacak değildi. Muhataplarının mazeretler arkasına sığınarak kaçmalarını kabul edecek kadar ucuz ve basitte değildi!

Mademki meydanlar firavun’un du. Ya evler! Allah şöyle seslendi Musa ve bağlılarına “Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan yer (kıblegah/mescid) yapın ve (oralarda cemaatleşerek) namazı dosdoğru kılın. (Ey Musa!) İnananları (Allah'ın yardımıyla) müjdele!”(Yunus/87)

Bu gün İslam dünyası çok görkemli camiler inşa etmiştir. Ama dinin camilerden dışarı çıkmaması şartıyla. Geçmişte bir siyasetçinin dediği gibi “İslam laiklik şemsiyesi altındadır.” Yerel ve küresel saldırılarla zihinlerde cami algısı tahrip edilmiş; “hayatın içinde cami, caminin içinde hayat” sloganlar da kalmıştır. Şimdi ki anlayış ve haliyle de (personel istihdamı ve yaslar) devam edeceğe benziyor.    

 Camilerin/mescitlerin merkeze alınmadığı İslami bir hayattan söz etmek mümkün değildir. Ama “Dırar Mescitlerini de” unutmadan!



YAZARLAR