Reklam Görüntülerine Tıklayarak Kitap Siparişi Verebilirsiniz

Resimlere Tıklayarak Kitap Satın Alabilirsiniz

Uyarı! Yapmış olduğunuz yorumlar incelendikten sonra onaylanacaktır onaylandıktan sonra gözükecektir



Ömer Naci YILMAZ


ÇAĞDAŞ BATI MEDENİYETİNİN GÂVUR TARAFI

Ömer Naci Yılmaz 'ın yeni yazısı;


 

Dünyanın gâvurluk yarışının ünlü aktörlerinden olan Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, yakın tarihimizin en önemli hadiselerindendir. Bosna katliamını görmezden gelen çağdaş Avrupa(!) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa bu denli bir sıcak çatışma yaşıyor. Birbirimizi yemeyi bırakalım, bizim bir tek düşmanımız var, o da İslam’dır diyen anlayışın sahibi Meternik, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini görseydi acaba ne derdi? Her halde yerinde ters dönmüştür.

Müslüman ülkeleri işgal etmeyi, Müslüman öldürmeyi vakayı adiyeden sayan, görmeyen, duymayan, hissetmeyen Batı ve onun en büyük terör örgütlerinden olan Nato ve Avrupa Birliği, Rusya karşısında ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırmış durumdadır. Ukrayna’yı kışkırtıp kukla yapmak isteyen Batı, Zelenski’yi ve Ukrayna’yı selpak mendil gibi kullanıp bir kenara attılar. Batı zaten hep böyledir, kullanır ve atar. Bizim aymazlar bunu yüz yıldır anlamadı, biz de anlatamadık. Zelenski örneği hem bütün Dünyaya hem de bizim aymazlara Batı’nın ne mal olduğunu çok iyi gösterdi, anlattı. Batılı dostlarıyla iktidar değiştirmeyi planlayanlar, yaşananlara iyi bakın ve ibret alın. Zelenski’den de beter olursunuz. Hain ve alçak Batı’ya asla güvenmeyin, asla inanmayın. Bosna katliamı çağdaş Avrupa’nın(!) ortasında yaşanmıştı. Bat’nın ne menem bir alçak olduğunu çok iyi anlayan Aliya İzzet Begoviç, tarihe şu mükemmel tespiti not düşmüştü: “Bunu hiç unutma evlat. Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”

Daha dün denecek kadar yakın zamanda yaşanan bu hakikati, biz yüz yıl önce bu toprağın cins kafalarından olan İttihatçılarda ve onların yardakçısı olan bizim mahallenin aymazlarında da görmüştük. Batı ile bir olup 600 yıllık devletimizin anahtarlarını 9 yılda İngilizlere teslim ettiler. İngilizler bu İttihatçıları ve zürriyetlerini öyle bir hale getirdi ki yüz yıldır Osmanlıya söven bu zihniyetin torunları, bir kez olsun ağızlarını açıp ta devletimizi yıkan İngilizlere ve Anadolu’nun ırzına geçen Yunanlılara tek bir laf dahi etmediler, edemediler. Varsa Osmanlı, yoksa Osmanlı…

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali bize oh olsun dedirtmez. İki Hıristiyan devlet, birbirlerini yesinler dedirtmez. Filistin’de katliam yapan Yahudilere destek ziyareti yapıp kippa takan Zelenski’ye oh oldu, gör gününü de dedirtmez. Koçum biz insanız, biz Müslümanız. Mazlumun ne dinine, ne diline, ne de ırkına bakarız. Sadece yanında oluruz. Zalimin/ gâvurun da ne dinine, ne diline ne de ırkına bakar, karşısında oluruz. İnsan olmamız, Müslüman olmamız bunu gerektirir. Mağdurun ve mazlumun yanında, zalimin/ gâvurun karşısında olmak medeniyetimizin öğretisidir, insan olmamızın gereğidir.

Batılı alçaklarla bir olup devletimizi yıkan hainler, Batıyı hep çağdaş uygarlığın merkezi, menbağı olarak gösterdiler. Batı’yı böyle göstermek için Osmanlıyı hep aşağıladılar, hep kötülediler. Osmanlının fetih politikasının esasını, zulmü ortadan kaldırmak teşkil ediyordu. Gittiği yerde zulmü kimin yaptığına da bakmıyor, kime yaptığına da bakmıyordu. Gidiyordu ve zulmü ortadan kaldırıyor, zalimi zulmünde boğuyordu. Ben geldim demenin adı, gittiği yerin, fethettiği şehrin en büyük mabedini tevhidin sembolü haline getiriyor, camiye çeviriyordu. Ayasofya örneğinde olduğu gibi.

İnsanlık tarihi boyunca Batı’nın gittiği yere huzur götürdüğü nerede görüldü. İçimizdeki Batıcılara sormak lazım: “Hakikaten Batı nereye huzur getirdi, nereye barış getirdi?” Afrika huzur kıtasına mı döndü? Kızılderililer çağdaş mı oldu? Güney Asya huzur mu buldu? Osmanlıdan koparılan Balkanlar ve Orta Doğu birgün olsun barış ve huzuru teneffüs edebildi mi? Somali, Afganistan, Mısır, Libya, Cezayir Batı’nın getirdiği demokrasi sarhoşluğundan hala kurtulamadı mı?

Batı tarihin hiçbir döneminde insan olmadı ki, insana dair iyi işler yapsın. Batılı bilgeler diye bize okutulan adamların/ filozofların içinden geldiği milletlere ne faydası olmuş, bilen var mı? Bizim mahallenin aymazları peygamberimizin sözleri yokmuş gibi bu filozofların sözlerini kullanmaya devam etsinler, onların torunları ise insanı ve insanlığı katletmeye devam etsin. Çağdaş medeniyetiniz de medeniyetinizin gâvur tarafı da kahrolsun, siz de kahrolun.

Suriye’deki çocukların gözünün rengini görmeyenler, tenezzül edip kafasını çevirip bakmayanlar, rengine ve ırkına oltaya takılır gibi takılanlar, kafanızı çevirip kaçırdığınız gözleri omuzlarınızdaki kameralar kaydetti. İkiyüzlülüğünüzü biz gördük ve anladık. Ama inanın ki siz de gördünüz, siz de anladınız. Vicdanınıza ikiyüzlülük mührü vuruldu.

İnsanlığın susadığı huzur ve barış iklimini egemen kılmak için, çağdaş diye yutturulan Avrupa’nın(!) kapısının eşiğindeki savaşı sona erdirmek için canla başla mücadele eden devletimizin büyüklerine Rabbimiz güç ve kuvvet versin, yardımcısı olsun.

Son cümle olarak, Tarih kitaplarında Haçlılar vardı ya, şimdi onlara Batılı diyorlar. Tarih kitaplarındaki Türkler vardı ya, işte onlara halâ “Türk” diyorlar.

 

 

 

 

YAZARLAR